 |
|
Bir Kartepe Klasiği:
EGD - TOBB Kartepe Ekonomi Zirvesi
EGD ve TOBB tarafından bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Kocaeli Kartepe Zirvesi Türkiye'nin Davos'u olma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından ortaklaşa düzenlenen "Türkiye Ekonomisinde Durum, Riskler ve Fırsatlar" konulu 4. Kartepe Ekonomi Zirvesi 14 - 16 2008 Mart tarihleri arasında basın ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla Kocaeli Maşukiye'deki The Green Park Resort Kartepe'de gerçekleştirildi. Toplantılar Ekonomi Muhabirleri Derneği'nden (EMD) ayrılarak EGD çatısı altında ilk defa Kartepe'de bir araya gelen gazeteciler tarafından meslek ile ilgili sorunların gündeme getirilmesi ve yayımlanan bir deklarasyonla sonuçlanan oturumla başladı.
"Ekonomi Basınının Dünü Bugünü Yarını ve Dayanışması" toplantısı
EGD Başkanı Toprak: "Mesleki Eğitime ağırlık vereceğiz"
Toplantının açılış konuşmasını yapan EGD Başkanı Celal Toprak EGD'nin öncelikli hedefleri arasında yer alan ve Türkiye genelinde yerel ekonomi medyacılığını teşvik amacıyla tüm ekonomi gazetecilerini bir araya getirmeyi hedeflerini belirterek bu yıl özellikle İzmir ve Adana'dan çoğunlukla katılan meslektaşlarımıza da özellikle katılımlarından dolayı teşekkür etti. Meslektaşlar arasında her türlü dayanışmayı, bilgi paylaşımını, dostlukları ve arkadaşlıkları pekiştirmenin önemine değinen konuşmasında Başkan Toprak EGD'nin üyelerinden aldığı güçle önümüzdeki dönemde daha birçok etkinliklere de imza atacağını belirtirken "Üye sayımız sadece İstanbul ile sınırlı kalmayacaktır. İzmir şubemizin çalışmalarına destek oluyor. Adana ile de aynı şekilde koordineli bir şekilde çalışmalar sürdürülüyor. Başka şehirlerde de örgütlenerek ekonomi gazetecisi meslektaşlarımızın çatı örgütü olacağız. Bize gelen tüm üyelik taleplerini bu doğrultuda değerlendirerek yerel ekonomi gazetecilerine de kapılarımızı açıyoruz. Mesleki Eğitim konusunda da Zaman'dan Fikri Türkel ve Cumhuriyet'ten Fatma Koşar arkadaşlarımızın ortaklaşa çalışmaları başlamıştır. Mesleki eğitime çok önem veriyoruz. Yüksek İstişare Kurulu(YİK) ile başlattığımız güzel ve verimli kurumsal çalışmalarımız sayesinde bazı kurum ve kuruluşlara ekonomi gazetecilerinin karşılaştıkları bazı sorunlarla ilgili görüşlerimizi daha etkili olarak aktarabilme şansını yakaladık. YİK toplantılarından çıkan kararlar Yönetim Kurulumuz tarafından değerlendirerek ilgili mecralara ve kişilere iletiliyor. Bunların yapıcı ve olumlu meyvelerini de toplamaya başladık. Aynı şekilde derneğimiz bünyesinde bir de Yazarlar Kurulu oluşturuyoruz. Bununla ilgili de epeyce yol aldık. Basınımızın değerli ekonomi yazarlarından oluşacak olan bu kurulun gerçekleşmesiyle de kurumsallaşma adına ikinci ve önemli bir adımı da atmış olacağız. Ayrıca Hürriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü ve EGD Yönetim Kurulu Üyesi Sadi Özdemir'in girişimleriyle başlatılan İngilizce kurslarımız devam ediyor. Ekonomi gazetecileri için İngilizce'nin önemi çok büyük. Çalışmalarımız bununla sınırlı kalmayacak. EGD üyesi arkadaşlarımızın yurt dışında yabancı dillerini geliştirebilmeleri için de yollar aradık. Bu konu da TOBB'tan (% 70) ve Basın Yayın Genel Müdürlüğü'nden de (% 30) destek sözü aldık. Her partide 20 kişi olarak yaklaşık 100 kadar arkadaşımızı ön sınav ile İngiltere'ye göndereceğiz" şeklinde konuştu.
YİK Üyesi Barış Karcıoğlu: "Adil olmayan bilgilendirme gazetecilerin mesleki gelişimini etkiliyor"
Daha sonra YİK Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi Ekonomi Müdürü Hasan Eriş başkanlığında gerçekleştirilen "Ekonomi Basınının Dünü Bugünü Yarını ve Dayanışması" oturumda da acil ve öncelikli sorunlara yer verildi. Bu bağlamda oturumda söz alan CNBC-e Ekonomi Müdürü ve YİK üyesi Barış Karcıoğlu YİK toplantılarında görüşülen bazı öncelikli konularla ilgili olarak üyeleri bilgilendirdi. Karcıoğlu EGD'nin Yüksek İstişare Kurulu toplantısında gündeme gelen halkla ilişkiler firmaları, şirketler ve basın mensupları arasındaki kimi sorunlara dair taslak bir metninin her türlü eleştiriyle yeniden biçimlendirilmesi üzerine hazırlandığını ve çok yakında Kartepe Talepleri adı altında tüm üyelere duyurulacağını sözlerine ekleyerek özetle şu noktalara değindi "Ekonomi gazetecileri olarak haberin hazırlanması sürecinde bazı düzensizlikler yaşanıyor. Bunun sonucunda hem vatandaşlar hem de gazeteciler maddi ve manevi zarar görüyorlar. Halka açık şirketlerle ilgili haber konuları yalnızca sınırlı sayıdaki yayın organlarına verilmesi küçük yatırımcı açısından eksik bilgilendirme yaratıyor. Haberin yayınlanması konusunda da basın yayın organlarına eşit mesafede durulması gerekmektedir. Bu adaletsizlikleri gidermek amacıyla gazeteciler, şirketler, halkla ilişkiler çalışanları ve Sermaye Piyasası Kurulu'nu içeren kesimlerin dikkatini çekmek istiyoruz. İlk olarak piyasaların etkinliğini sınırlayan uygulamalar geliyor. SPK'nın Kamuyu Aydınlatma Tebliği halka açık firmaların hangi koşullarda kamuoyunu bilgilendirmeleri gerektiğini tanımlıyor. Bu konuda Türk Sermaye Piyasası Kurulu'nun dünyadaki örneklerden eksik bir tarafı bulunmuyor. Ancak kamuoyunun sadece hangi konularda bilgilendirilmesi gerektiğini belirlemek sermaye piyasalarının etkin çalışması için yeterli koşulları sağlamıyor. Halka açık firmalar kamuoyunu çeşitli şekillerde bilgilendirebilir. Bunun bir yöntemi basın toplantılarıdır. Basın toplantısını herhangi bir basın kuruluşuna kapamak, kamuyu bilgilendirmenin değil ama adil bilgilendirmenin çiğnendiği anlamına gelir. Sonuçta o basın kuruluşunun okurları yatırım kararlarında eksik bilgi ile hareket etmek durumunda kalırlar".
Adil olmayan bilgilendirmenin yol açtığı sonuçların da gazetecilerin mesleki gelişimini etkileyen uygulamalar olduğunu, basın toplantısı yapan kuruluş ve şirketlerin, halka açık olmasalar da adil bilgilendirme ilkelerine uymaları gerektiği konusuna da dikkat çeken Karcıoğlu basın toplantılarının sağlığı açısından ekonomiyle ilgili olmayan muhabirleri (özellikle magazin) kapsam dışı bırakan ve diğer tüm basın kuruluşlarını dahil eden bir mekanizmanın bütün firmalar tarafından benimsenmesi için ilgili kuruluşların koordinasyonunun geliştirilmesi gerektiğinin altını çizerek "Çeşitli etkenler nedeniyle gazeteciler arasında ayrım yapan kurum ve bireyler hem gazetecilerin mesleki kariyerlerine darbe vurmaktadır hem de kamuoyunun önemli bir kısmının bilgiye geç erişmesine ya da hiç erişememesine neden olarak topluma da zarar vermektedirler. Aracı kurum analistleri, yatırım bankacıları, bankacılar, akademisyenler, köşe yazarları muhabir değildir. Toplantıları çeşitli kesimlerle (analist, akademisyen, köşe yazarı) sınırlamak, bilgiyi toplumun hizmetine sunmak yerine seçkinci bir kesimin hizmetine sunmak anlamına gelir. Basın kuruluşlarında idari pozisyonda görev yapanlar muhabirlerin önünü açmakla görevlidir. Bazı toplantılara ilgili muhabir yerine müdürlerin çağırılması muhabirlerin gelişimine ket vurulmasına neden olmaktadır. Özellikle uzmanlık gerektiren dallarda (ki bu dalların sayısı giderek artmaktadır) ilgili muhabirin yerine müdürün toplantıya çağırılması uzun vadede haber verimini azaltan bir uygulamadır. Ekonomi uzmanlık gerektiren bir alandır. Gazeteci kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla yapılan toplantılarda konu hakkındaki bilgisini toplantı sırasında edinerek toplantıda zaman israfına ve ilginin dağılmasına neden olmamalıdır. Gazeteci kamuoyunun doğru ve hızlı bilgilendirilmesini sağlayacak derecede konusuna hakim olmalıdır" şeklinde YİK bünyesinde hazırladığı çalışma hakkında üyeleri bilgilendirdi.
|
|
 Zirveden görünüm
|
 TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu konuşmasını yaparken
|
|
"Türkiye Ekonomisinde Durum, Riskler ve Fırsatlar"
Hisarcıklıoğlu: "Yapısal reformlara ihtiyacımız var">
Toplantıların ikinci bölümünde söz alan ve gazetecilerin sorularını cevaplayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu Türkiye ekonomisinin genel durumu, riskleri, fırsatları, yönetim ve yatırım ortamlarının iyileştirilmesi konularında bilgiler aktardı. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ikinci küresel hareketin hızla dünyayı değiştirdiğini hatırlatarak ilkini sanayi devriminde ıskalayan Türkiye'nin uluslararası yeni değişimi ancak anayasasını yeniden yazarak yakalayabileceğini söyledi. Hisarcıklıoğlu diğer yandan "Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek ve zenginlik için işin başı yeni anayasa. Mevcut anayasa üzerinde yapılan değişiklikler sistematiği bozmaktan başka işe yaramıyor. Yüksek sürdürülebilir büyüme için ikinci nesil reform paketi kavramında yeni anayasayla birlikte eyleme geçilmesi şart. Türkiye'de bir "başkan enflasyonu var". Şeffaflıkta ve kayıt dışılıkta dünya ölçeğinde gerilerde olan Türkiye'nin olmadık yerde ve zamanda dayak yiyor ve dayağı kimden yediğini iyi bilmiyor. Demokratik, laik, sosyal ve hukuk devleti şeklinde 4 ana temel üzerine oturan Türkiye'de anayasadaki kargaşa sebebiyle hem siyasi hayatta hem ekonomide büyük sıkıntıların yaşanıyor" şeklinde sıkıntıları dile getirdi.
Yönetim Kalitesi Arttırılmalıdır
Türkiye'nin bugün için en önemli meselesinin yönetim kalitesi olduğunu vurgulayan Hisarcıklıoğlu birinci sanayi devriminde değişimi kaçıran Türkiye'nin 1990 yılında başlayan ikinci küresel hareketi mutlaka yakalaması gerektiğini, bunun için de yeniden yazılmış bir anayasaya ihtiyaç olduğunu belirtti. 1990 yılında siyasi değil ekonomik duvarların yıkıldığına işaret eden Hisarcıklıoğlu "İkinci küresel değişim olarak adlandırdığımız bu durum hem bir fırsat hem de tehdit unsuru. Uluslararası pazarları iyi değerlendirirseniz fırsat, iyi değerlendiremezseniz tehdit oluyor" dedi. Ekonomide kuvvetli olmanın yolunu yeni anayasa yapılmasına bağlayan Hisarcıklıoğlu Anayasa'da ekonomiyle ilgili birçok engelin bulunduğunu, en son örnek olarak, Türkiye'ye 25 milyar dolar zarar veren sosyal güvenlikle ilgili meseleleri düzeltme yoluna gideceği tahmin edilen yeni yasa tasarısının dahi Anayasa açısından sakıncaları bulunduğunu kaydetti.
"Türkiye koşmak istiyor, anayasa engel"
Türkiye'nin koşmak istediğini ancak anayasanın buna müsaade etmediğini tekrarlayan Hisarcıklıoğlu "Yapısal reformlara ihtiyacımız var. Sürdürülebilir büyümeyi devam ettirmek ve zenginlik için hukuk, yargı ve mevzuat reformu çok önemli. Bunları yapmadan bir yere gidemeyiz. Dünya Bankası verilerine göre Türkiye'de yüzde yüz haklı olduğunuz bir konu bile hukuka düştüğünde 2.5 yıldan önce çözülmüyor. O halde işlerinizi nasıl yürüteceksiniz" diye sordu. Yolsuzluk ve israfla mücadelede Anayasa engeliyle karşılaşıldığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu yolsuzluk ve haksızlıklardan kurtulmanın yolunu şeffaflık olarak gösterdi. Sorunun yönetim kalitesinin arttırılmasıyla çözüleceğine vurgu yapan Rifat Hisarcıklıoğlu "Anayasa'nın yaklaşık 57 maddesini değiştirdik ancak istenilen olmadı. Tersine Anayasa sistematiğini kaybetti. Yasa ve mevzuat bütün işlere engel oluyor. Anayasa'nın maddelerini değiştirmek kifayet etmiyor. Artık toptan ele alınıp yeniden yazılması en önemli görev" dedi.
"Zenginliğimiz müteşebbis Türk özel sektörü"
Türkiye'nin en büyük kazancının ne yer altı ne de başka bir şey olduğuna dikkat çeken Hisarcıklıoğlu "Dünyada hızlı bir değişim yaşanırken kendini dünyaya hazırlayan müteşebbis ruhlu bir Türk özel sektörü var. Bu Türkiye'nin en büyük zenginliğidir. 106 milyar dolarlık ihracatı yapanlar, rekabetin en yoğun olduğu Amerika ve Avrupa'ya ihracatın yüzde 65 oranını ihtiva eden sanayi malını satan bunlardır. Sayılarını ithalatçılar seviyesine ulaştırmak için bütün varlığıyla çalışan ihracatçılardır. Otomotiv sektöründe sıfır hata üretim ile tüm dünyada birinciliği yakalayan Türk emek gücüdür. Bunu bizim insanımız yapıyor. Yeter ki önümüz açılsın. Ayağımızdaki prangalarımız çözülsün" şeklinde konuştu.
"Neden bu topraklarda cihan imparatorlukları çıkmış, bir düşünün" diye soran Hisarcıklıoğlu "Burası zor coğrafya. Ekonomik olarak güçlü olmak zorundayız. Ne kadar fikir ayrılığımız olursa olsun kendi içimizde zoraki de olsa anlaşacağız. 70 milyonun mutabakatı olacak yeni anayasayı yapacağız. Başka şansımız yok. Büyük medeniyet olduğumuzu unutmayacağız. Bütün gelişmekte olan ülkeler 'bana borç verme yatırım yap, gayrimenkul al. Para burada kalsın' derken bizim bu gelişmeden uzak durma lüksümüz bulunmuyor" dedi.
"Çalkantılı bir dönemdeyiz, acil tedbirler gerekli"
Son dönemdeki global kriz senaryolarına değinen TOBB Yönetim Kurulu Başkanı Hisarcıklıoğlu Türkiye'nin uluslararası piyasalarda nereye gideceği belli olmayan bir çalkantının tam ortasında ekonomiye odaklanması gerektiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu kriz girdabında boğulmamak için acilen önlemlerin alınması ve "Yola çıkmadan araçtaki farların iyi kontrol edilmesi"ni istedi. Hisarcıklıoğlu krizin tanımını yaparken "Gelirle gideriniz arasındaki olumsuzluklar sebebiyle borç almak zorundasınız. Aldığınız borcu ise çeviremiyorsunuz. O zaman kriz olur" dedi. Türkiye'de şu anda bir krizden bahsedilemeyeceğini ifade eden Hisarcıklıoğlu "Cari açığımızı finanse ediyoruz, borçlarımızı ödüyoruz. Ödemezsek kriz olur. Kriz yok. Ancak çalkantılı bir döneme giriyoruz. Kriz olursa özel sektör Türk şirketlerinin yaklaşık 120-130 milyar dolar civarında. Allah korusun böyle bir şey olursa özel sektör krizi yaşanır ki 2001 krizini hep birlikte arar duruma düşeriz. Öyle bir şeyi beklemek, ummak hiçbir vatan evladının yapacağı bir iş değildir. Tedbirli olmak lazım" diye konuştu. Bahsedilen mortgage krizinin ABD'ye 600 milyar - 1 trilyon dolar arasında zarar şeklinde yansıyacağını ifade eden Hisarcıklıoğlu "Türkiye'yi esas etkileyecek alan ihracat. AB ve ABD'ye mal satıyoruz. Bir kriz durumunda küçülme yolunu seçecek ülkeler ihracatımızda düşüşlere sebep olacaktır. Diğer taraftan İhracatımızın yüzde 41'i tüketim. Bu büyümede Türkiye tüketim mallarından dolayı direkt olarak etkilenmesi söz konusudur" dedi.
Türkiye yapısı itibariyle riskli ülkeler arasında yer alıyor
Global kriz karşısında Türkiye'nin yapısı itibariyle riskli ülkeler arasında yer aldığına dikkat çeken Rifat Hisarcıklıoğlu kırılganlık ve risk algılamalarını IMF ve AB çıpalarındaki zayıflama olarak gösterdi. Reform sürecinde bir durağanlık ve ataletin gözlemlendiğini, mali disiplinde de önceki yıla göre yüzde 180 oranında bozulma olduğunu dile getirdi. Hisarcıklıoğlu "Bu şunu gösteriyor ki, devlet ne kadar az harcarsa yani mali disipline ne kadar dikkat ederse hem enflasyonla mücadelede, hem de büyümedeki rakamlar iyileşiyor. Tersine faiz dışı harcamayı arttırdıkça vergi tahsilatını yükseldikçe enflasyonda düşüşü sağlayamıyoruz. Dolayısıyla büyümedeki başarı hikayesi sona eriyor. Onun için mali disiplin Türkiye'nin büyümesi açısından çok önemli. Merkez Bankası faizleri indirirken, piyasalar faizleri yükseltiyorsa bunda bir sorun var demektir. Ekonomik risk faktörlerinin yanında Türkiye'de hiç eksilmeyen siyasi faktörler risk algılamasını arttırıyor. İşte bunlar ortaya çıkınca gelişen piyasalara göre siz daha fazla borçlanıyorsunuz. Pahalı borçlandığınızda bunu 70 milyon ödüyor. Makro ekonomi çok önemli. Diğer taraftan İkiz açıklar denilen cari denge ve sosyal güvenlik ülkenin başına büyük bela. Şayet Türkiye her gün 100 milyon dolar bulamazsa kriz var demektir. Risk algılamasını hafifleten iyi gelişmeler de var. GSMH'deki yeni hesaplamayla makro dengeler daha iyimser hale geldi. İstihdam paketi, üretimi teşvik uygulamaları ve hükümetin sosyal güvenlik reformu konusundaki kararlılığı riski azalttı. Türkiye'nin yüksek ve sürdürülebilir bir büyümeyi devam edebilmesi için ikinci nesil reform paketi kavramına sahip çıkıp eylem planını açması gerekiyor.
|
|
 Zirveye EGD üyelerinin büyük bölümü katıldı |
 Ekonomi Zirvesi'ne katılan EGD üyeleri toplu halde |
|
"Türk sanayicisi komisyoncu oluyor"
Girdi maliyetleri ele alındığında Türk özel sektörünün uluslararası arenada rekabet şansının giderek zayıfladığını hatırlatan Hisarcıklıoğlu, emek yoğun sektörlerde tehlike çanlarının çaldığını, orta ve yüksek beceri gerektiren sektörlerin ihracatında teknolojik yatırım yapılamadığından dolayı gerileme yaşandığını söyledi. Hisarcıklıoğlu "İhraç ettiğimiz mallarda girdi maliyetlerimiz artarken kazancımız sürekli geriliyor. İthalatımız da euro sebebiyle pahalı. Türk sanayicisi fabrikasını kapatıyor, yurt dışında bağlantıları olan yerlerin ürününü alıp satıyor. Sebebi yüzde 69 ara malı ithalatı. 100 birim ihracat için 69 birim sanayi ara malı ithalatı gerçekleştirmek gerekiyor. Türk sanayicisi artık Hindistanlının, Çinlinin, Pakistanlının komisyoncusu oluyor. Türk sanayicisinin işini daha kolay yapabilmesi maksadıyla Nace standartlarına sahip çıkıyoruz. Sanayi envanterinin çıkarılması için de kamu ve özel teşebbüsün ellerindeki bilgileri en kısa zamanda paylaşmaları gerekiyor. İşsizliği çözme noktasında kendimizi sorumlu hissediyoruz. İstihdam konusunda asıl sorun işverende bitiyor. Çünkü işçisini kaybeden işveren aslında işini de kaybediyor. İşsizlik sosyal bir problem olarak ülkeyi olumsuz etkiliyor. Yatırım ortamının iyileştirilmesi ve iyi bir yol haritasının belirlenmesi gerekiyor" dedi.
"Bugünün vizyonu yurt dışında şirket almak"
Dünya ekonomisinin kırılganlığı sebebiyle birçok şirketin ucuzlayıp el değiştirdiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu "Müteşebbisler uluslararası alanda şirket alması için kendi devleti tarafından teşvik ediliyor. Artık zaferler ordu ile silahla kazanılmıyor, ekonomiyle, şirketle kazanılıyor. Zafer ekonominin elinde. Yabancıların Türkiye'de yatırım yapması konusunda kolaylıklar sağlanırken Türk şirketlerinin de yurt dışında çeşitli sektörlerde şirket alması için devlet tarafından teşvik görmelidir. Bütün gelişmekte olan ülkeler 'bana borç verme yatırım yap, benden gayrimenkul de al. Para burada kalsın' diyor. İşte bugünün vizyonu bu" dedi.
TOBB olarak Türk müteşebbisinin bu alanda motive edildiğini vurgulayan Rifat Hisarcıklıoğlu "Müteşebbisimiz geçen yıl 17 tane küresel ölçekli şirket satın aldı. Bugün dünyada büyük şirketler arasında ilk 100'de yokuz. İnşallah önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 100 şirket arasında bir Türk şirketi olacak. Yakın zamanda da dünyada ilk 10 büyük ekonomi içine girmeye odaklandık. Hedef koymazsanız koşamazsınız" diye konuştu.
"2009 TOBB seçimlerinde bir hakkım var"
Ekonominin Türkiye'de birinci gündem maddesi olmasını istediklerini, ekonomideki gelişme ve zenginliğin konuşa konuşa ve tartışa tartışa sağlanacağını kaydeden Rifat Hisarcıklıoğlu bu arada 2009 yılında yapılacak TOBB seçimlerini hatırlattı. Hisarcıklıoğlu "Her zaman iş alemi ile siyaset-bürokrasi arasında köprü olduk. TOBB'u siyasetin arka bahçesi yapmadık. 364 oda 9 bin 200 üyeli TOBB'u kendi işim için kesinlikle referans olarak gösterilmesine müsaade etmedim. Başkan olarak şahsımla ilgili kimseden hiçbir talebim olmadı. Benim tek talebim, isteğim Türkiye'nin Türk iş dünyasının zenginleşmesidir. Başkan olarak bir kez daha seçilme hakkım var. 2009'da aday olur muyum, olmaz mıyım, bilmiyorum" diyerek sözlerini tamamladı.
Serap Girgin Baykal
Business News Turkey
Editör
sgbaykal@gmail.com
|
18 Mart 2008
|
|