|
Değişim - Tüketim
Hepimiz hızlı bir değişim çağında yaşadığımızın farkındayız. Her şey hızla değişiyor, dün kabul gören maddi-manevi ne varsa bugün geçerli olmayabiliyor, hatta yarın onlar da değişecek. Değişimi durdurmak mümkün değildir zira gelişim değişimle mümkündür. Değişim ve gelişim konusunda uzun uzun konuşmak, olumlu-olumsuz açılardan tartışmak da mümkündür ancak engellenmesi mümkün değildir. Burada önemli olan değişimi tüketimle karıştırmamaktır. Değişimde bir dönüşüm, tüketimde ise bir yok oluş vardır.
Bu yazımda değişimin tüketimden farklı olduğunu vurgulamak istiyorum. Bir psikolog olarak mesleki açıdan insan ilişkilerinin ilgi alanımız olduğu düşünülürse, değişimin ve tüketimin ilişkilerimize yansımalarıyla da ilgilenmemiz kaçınılmazdır. Açıkça görünen ise farkında olarak ya da olmayarak ilişkileri değiştirmeden tüketme eğiliminin giderek artmakta olduğudur. Bu durumun farkında olanın da olmayanın da kendine göre bir nedeni vardır ve bu nedenin ne olduğu tartışılabilir. Hatta içinde insanın olduğu her durum tartışılabilir, çünkü değişken kişilik özellikleri işin içindedir. Ama burada amacımız kimin haklı kimin haksız olduğunu tespit etmek olmadığından; konuyu sınırlandırıp sadece ilişkiler açısından değişim ve tüketim farkını ele alalım.
Öncelikle değişim yerine tüketim davranışlarını seçmemizde içinde büyüdüğümüz aile ortamının etkisinin büyük olduğunu söyleyebiliriz. Ancak her zaman belirttiğim gibi kendimizle ilgili her olumsuz durumda çocukluğumuzu, ailemizi suçlayamayız. Yetişkin bir insanın kendi davranışlarıyla ilgili sorumluluğu ele alması ve yakınmak yerine her zaman kendini değişim ve gelişime açması gerekir. Burada değişim her zaman kolay yol olmadığından, tüketimi seçmek daha çabuk bir çözüm olarak görülebilir. İlişkiler açısından bu durumu ele alırsak; en çarpıcı örnek birlikteliklerde yaşanan en küçük problemde birlikteliği sonlandırmaya karar vermek olabilir. Problemi çözmek vakit ve emek istediğinden ve bu da kişiyi zorlayacağından, kendi hatalarıyla da bir yüzleşme gerektireceğinden tercih edilmeyebilir. Çözülebilir sorunların üstesinden gelmeyi, bu konuda çaba göstermeyi istemek ve sonuçta bazı değişikliklerle birlikteliğin devamını sağlamak bir dönüşümdür ve birliktelik daha güçlü olarak devam edebilir ancak bu uğraşı yerine birlikteliği sonlandırmayı seçmek bir tüketimdir. Tabii ki bu durum her birliktelik ve herkes için böyle olacaktır denilemez. Ancak pek çok durumda problemi karşı tarafa yansıtarak kişinin kendini rahatlattığı da görülmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta bu kaçışın kişiye belli bir süre için çözüm olacağı ve aslında kalıcı bir çözüm sağlamayacağıdır. Problemin fakına varılması ve farkına varmak da yetmeyeceği için mutlaka çözmek gerektiği bilinmelidir. Kişinin kendini iyi tanıması, sınırlarının ve yeteneklerinin farkında olması, sahip olduklarını tüketmek yerine kendini değişime ve gelişime açık tutması büyük bir başarıdır. Bu başarıyı elde etmek sanıldığı kadar zor değildir, nasıl yapılacağını öğrenmek için sadece bir uzmana danışmak yeterli olacaktır.
|
|