Nilhan Aras
Konuşamadık
 Nilhan Aras " Konuşamadık " nilhanaras@yahoo.com

    Yine anlamsız ve gereksiz yere bağırmıştı. Hatta epeyce bağırmıştı. Sesinin bu yüksekliğinin ve şiddetinin bir sebebi de kulağı olabilir miydi, bilmiyorum. Sağ kulağı duymuyordu. Hayati tehlike taşıyan bir ameliyat geçirmiş, hayatı kurtulmuş ama kulağından olmuştu. Bu da hem pozisyon değiştirmedikçe sesleri eksik ve az duymasına hem de kariyerini kaybetme korkusu yaşamasına yol açıyordu. Çünkü işi duymayla, hem de doğru duymayla ilgiliydi ancak ameliyat yüzünden kapasitesi düşmüştü. Bunlar ve yan problemleri nedeniyle çokça hırçın, huysuz, sabır sınırlarını zorlayacak kadar sinirli olmuştu.

    Onu anlamaya çalışmam hiçbir işe yaramıyordu, çünkü ne olursa olsun, çok çabuk ve fazlaca sinirleniyor, sinirini yatıştırmak için de bağırması gerekiyordu. Nerede ve kimlerle olduğunuzun hiç önemi yoktu. Sinirlendiği anda başka bir dünyaya geçiyor, karşısındakini de beraberinde götürdüğünü düşünüyordu. Oysa ondan başka hiç kimse ve hiçbir şey biran öncesinden farklı olmuyordu. İşte yine bağırmıştı; anlamsız ve gereksiz yere bağırmıştı. Tek yaptığım, oradan bana bir şey almasını istemediğimi söylemekti. Yalnızca söylemiştim, "Hiçbir şey istemiyorum" demiştim. Sinirlenmişti. Bakkaldaydık. Bakkal vardı, müşterileri vardı ama sinirlenmişti bir kez ve şimdi sakinleşmesi gerekiyordu.

    Eve döndüğümüzde hala düzelmemişti. Çabuk sinirlenir ama kolay sakinleşemezdi. O güne dek yaşadıklarını bu durumuna özür gördüğü için bu halinden kurtulmak gibi bir çabası da yoktu. Zaten hiç olmamış! O gece bir daha konuşmadık. Uzun bir gece olmasına rağmen hiç konuşmadık. Sabah ikimiz de mutlu değildik ama en azından yeniden iki yetişkin gibi dingin davranmaya çalışıyorduk. Kahvaltıdan sonra yeni anne olan kedimi sevmek istedim, karşı duvardaki kütüphanenin alt rafına yerleşmiş olan "Gece"nin gözüne baka baka ve yüreğim ezilerek. "Gece" kırma kurt, kocaman bir köpek. Çok insancıl. Bazen onun kurt köpeği kırması olamayacağını düşünüyorum.

    Evime aldığım, beslediğim ilk hayvanım değildi ama ilk köpeğimdi. Sakattı. Anladığım kadarıyla çok iyi bir eğitim almış ama sonra atılmıştı. Bir gece Ortaköy'de sokakta bulmuştuk, onu. Çok güzel ve çok iriydi. Bakışları içime işlemişti. Geldiği günden bu yana özellikle benim koruyucum ve yoldaşım olmuştu. İzin vermezsem tuvalete bile gitmiyor, önündeki sudan içmiyordu. Ben susmasını söyleyene dek, güvenilir olmadığını hissettiği herkese havlıyordu. Bizim kız doğurduğunda ilgilenmek -eminim yardım etmek- istemiş ama burnuna bir tırmık yemişti. Şimdi düşünüyorum da bu saldırıya hiç kızmamış, sinirlenmemiş aksine ilgisini her fırsatta göstermeye çalışmıştı.

    İşte şimdi de ben kediyi okşarken yavaşça yerinden kalktı, yanımıza geldi. Tam ben, tamam savaş başlıyor, diye savunmaya geçmek üzereydim ki o ana dek ellerimin altında zevkten hırıldayan kedi birden kucağımdan indi, Gece'nin karşısına geçti. Bir süre koklaştılar ya da ben öyle sandım. Bu sırada bir takım sesler de çıkarıyorlardı. Sonra yine ikisi birden, başlarını arkaya çevirerek yavru kedilere baktılar. Daha sonra bizim kız, artık büyüdüğünü kanıtlamak isteyen küçük genç hanımlar gibi özenli, estetik adımlarla kapıya doğru ilerledi. Hafifçe salınıyordu da diyebiliriz. Bir kedi için çok seksi bir hali vardı.

İlk anda hiçbir şey anlamamıştım. Bizden bile esirgediği yavrularını -biz ki onu doğuracağı sırada çok korktuğundan yatağımıza almış, kesmeyi beceremediği için ardından sürünen kesesinden kurtarmıştık- düşman saydığı köpek onlara bu kadar yakınken bırakıp dışarı çıkıyordu. Asıl ilginç olansa bakışlarındaki, hareketlerindeki güven ifadesi. O anda yavruların yalnızlığı aklıma geldi. Daha yürüyemiyorlardı bile. Kapı açık, pencere açık üşüyecekler, diye arkama döndüm ki bir inanılmaz tablo daha: Gece yavrulara "cici anne"lik yapıyor. Kocaman diliyle ikisini birden yalıyor. Tam "Gördün mü olanları?" diyecektim ki anımsadım, hala sinirliydi ve başı ağrıyordu. Bu gibi durumlarda çok gerekli olmadıkça konuşmazdı.

   Aradan 20 dakika geçti geçmedi geldi, bizim sokak kızı. "Sen nerdesin?" diye yanına gitmek isterken, Gece benden hızlı davrandı. Yeniden koklaşmaya başladılar, tekrar yavrulara baktılar. Sonra herkes kendi yerine gitti. İkisi de durumdan hoşnuttu. Benim sorumsuz kızım yavrularına sağlam bir bakıcı bulmuş, Gece de asli görevlerinden olan koruma işini başarıyla tamamlamıştı; üstelik kedinin güvenini de yeniden kazanmıştı.

    Düşünüyorum da onlar, biri kedi, biri kopek, konuşarak anlaşmışlardı. Bir de biz konuşabilseydik.

    Nilhan ARAS
    GASTRO DERGİSİ YAYIN KOORDİNATÖRÜ


www.maxihaber.net - "Online Sektörel Gazete"