|
Türkiye'nin ihracattan sonra en fazla döviz geliri sağlayan sektörü olan turizmde kriz giderek derinleşiyor. Ocak ve şubattan sonra mart ve diğer aylarda da Türkiye'ye gelen turist sayısı geçen yıla göre azaldı. Uluslararası turizm hareketi 2005 yılı içerisinde artış yaparak olumlu bir seviyede seyrederek turizmcilerin yüzünü güldürmüştü. Fakat 2006 yılı turizmciler için pek de iyi bir başlangıç olmadı. Rakamsal olarak bu işe bakacak olursak: Türkiye'ye gelen turist sayısı geçen yılın eş dönemine göre yüzde 11.5 oranında azalarak 2 milyon 215 bine geriledi. Çıkış yapan ziyaretçi sayısı ise yüzde 10 azalarak 2 milyon 138 bin kişide kaldı. Geçen yılın ilk üç ayında Türkiye'ye toplam 2 milyon 504 bin yabancı giriş, 2 milyon 215 bin yabancı da çıkış yapmıştı. Kuş gribi 2006 turizminde düşüşün başlıca sebeplerinden biri olarak görülüyor. Bundan en büyük şikayetçi olan da hiç şüphesiz turizm sektörü. Çünkü meydana gelen küçük bir olay, dış basında çığ gibi büyüyerek yer alıyor. Otel genel müdürlerinden 2005 değerlendirmesi ve 2006 beklentileriyle ilgili görüşlerini aldığım zaman hepsinin hemen hemen aynı görüşte olduklarını gördüm. 2005'te otelcilerde gördüğüm o umudun yerini şimdi boş bir bekleyiş almış durumda. Otelciler bunun başlıca sebebinin kuş gribi ve Ortadoğu'daki gerginliklerin Türk turizme vurduğu darbe olduğunu belirtiyor. Peki neden bu kadar dış basında yanlış tanıtılıyoruz ve hala bir tanıtım politikamız yok. Örneğin geçen sene Kuşadası'ndaki terör saldırısı dünya basınında geniş yankı buldu. Dış kaynaklarda olumsuz haberlerle yerini alarak turizme doğrudan olumsuz etkileri oldu. Peki bu haber dış basında nasıl yer aldı, Kuşadası'ndaki patlamayla ilgili olarak yurtdışındaki kaynaklar olaya şöyle yer veriyor.
BİLD: Bild Gazetesi haberinde, "Her rezervasyon iptali teröristlere destek olur. Bombaların amacı da bu. Turistleri korkutmak ve ülkenin en önemli gelir kaynağını yok etmek" ifadelerine yer verdi.
TELEGRAPH: Telegraph Gazetesi saldırıların korku yaratamadığını söyledi ve "Saldırılar sonrası Kuşadası'ndaki bin turistten sadece altısı tatili bırakıp dönmek istedi" dedi.
Türkiye'nin yılda 1,5 milyon Britanyalı turist misafir ettiğini hatırlatan gazete Türkiye'nin İngilizler için en çok tercih edilen 6'ncı ülke olduğunu söylüyor.
FRANKFURTER RUNDSCHAU: "Saldırganlar turizmi vurmayı hedefliyor" başlığıyla verdiği haberde, Türkiye'nin en hızlı şekilde büyüyen sektörünün turizm olduğuna işaret edilerek, ''Kürt bölücüler terörü ne kadar Batı'ya taşırlarsa turistler de o kadar yoğun şekilde kendilerini kanlı bir ihtilafın arasında bulacak. Ancak bununla birlikte PKK'ya yönelik baskı da artacaktır. Sadece Türkiye'de değil, bu örgütün binlerce üyesinin yaşadığı Batı Avrupa'da da'' şeklinde görüş belirtildi.
LİBERATION: "Türkiye'deki turizme Kürt tehditleri" başlığı ile Kuşadası saldırısını değerlendiren diğer Fransız gazetesi Liberation da, Türk ordusunun birkaç ay önce birçok PKK militanının Kuzey Irak'tan Türkiye'ye sızmaya başladığı uyarısını yaptığına dikkat çekti. Kuşadası halkının saldırıyı protesto için Türk bayrakları astığını belirten gazete, saldırıya karşı Kuşadası'da yaşamın normale döndüğünü, plajların dolu olduğunu yazdı.
DİE WELT: Die Welt Gazetesi de Türkiye'deki son terör saldırılarının Türklere eski kanlı terör dönemini hatırlattığını belirtti. Gazete, Irak'tan da çok sayıda teröristin Türkiye'ye sızdığına işaret etti.
NEW YORK TIMES: Terör uzmanı Nihat Ali Özcan'a dayanarak verdiği haberde, yaz aylarında turistik bölgelere saldırmanın PKK'nın karakteristik özelliği olduğunu söyledi. Türkiye'nin bu yıl 20 milyondan fazla turist beklediğini hatırlatan gazete, geçmişte bu tür saldırılar sonrasında iptaller çok daha fazla olurken bu sene ortamın daha sakin olduğunu belirtti.
THE GUARDIAN: The Guardian "Türkiye geçmişte de aynı Britanya gibi ayrılıkçı ve Radikal İslamcı terörün hedefi oldu" dedi. Nüfusun çoğunluğu Müslüman olan ve AB'ye üye olmak üzere olan Türkiye'nin El-Kaide sempatizanlarının saldırılarına birkaç kez uğradığını hatırlatan gazete, PKK'nın da Irak kökenli patlayıcılara sahip olduğunu ve intihar saldırganları yetiştirdiğini belirtti. Guardian, saldırganların hangi örgüte ait olduğunun da belirsiz olduğunu kaydetti.
LE FİGARO: Le Figaro Kuşadası saldırısının sorumlularının kimliği konusunda soru işaretlerinin bulunduğunu belirtti. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'nin Kuzey Irak'tan sızmalar nedeniyle gösterdiği tepkiye yer veren gazete, "Türk Başbakanı, isyancılarla daha iyi mücadele etmek için ulusal sınırların öbür tarafına geçmeyi açık bir biçimde öngörüyordu" diye yazdı.
Türkiye'nin sağlam bir markaya ve tanıtıma görüldüğü gibi acil ihtiyacı var. Bu hepimizin ortak görüşü ve belirli bir markaya ve isme sahip olmadan bir yere gelemeyeceğimiz kesin. Turizm sektöründe bir yere geliniyorsa bunu dernekler ve insanlar kendi öz çabalarıyla yapıyorlar. TUROB, TÜRSAB, TUYED, TYD, TÜROFED ve TUREB gibi derneklerin çabaları ve yurtdışında yaptıkları tanıtımlarla ciddi adımlar atılıyor ve Türkiye tanıtılıyor.
İpek Altınbaşak'ın marka üzerine yaptığı araştırma yukarıdaki yazdıklarımızı onaylar biçimde. Ülke imajı ve Türkiye'nin imaj bileşenlerini ölçmek üzere İngiltere ve İtalya'da 35 yaş üzerindeki 300 denekle gerçekleştirdiği araştırma 2 ülkenin Türkiye'yi hem daha iyi tanıdıklarını hem de daha pozitif bir algılamaları olduğunu ortaya koydu. Denekler Türkiye'yi artık bir Ortadoğu ya da Arap ülkesi olarak değil, hem Asya hem Avrupa'da toprakları olan, nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olduğu, gelişmekte olan bir ülke olarak tanıyorlar. Ancak Türkiye için değer oluşturabilecek birçok konu hakkında hala habersiz ve bilgisizler. Altınbaşak 2 ülkenin algılamaları arasında da ciddi farklılıklar olduğuna dikkat çekerken, Türkiye markasının pazarlanması konusunda genç nüfusa odaklanılması gerektiğine dikkat çekiyor; "Ülkemizi ve değerlerimizi özellikle genç kuşaklara çok iyi tanıtmamız lazım. Çünkü bugünün gençleri yarın kendi ülkelerinin yöneticileri olacaklar. Dolayısıyla özellikle üniversite gençlerine ulaşarak, Türkiye'yi doğru algılamaları için projeler üretmek gerekiyor. Onlara Türkiye'yi çeşitliliğiyle birlikte anlatmamız lazım. Turizm konusunda da yalnızca tarihi ve doğal güzelliklerimizden bahsetmek yetmiyor, insanlar gittikleri yerlerde bir yaşam tarzı görmek istiyorlar. Bu anlamda yaşam tarzı pazarlamalıyız. Bugün Türkiye'nin farklı yörelerindeki hayat tarzı onlara el değmemiş, doğal ve çekici gelebiliyor. Kültürümüzden gelen renklilik ve farklılıklarımız bizim için bir avantaja dönüştürülebilir. Bunları da tüm diğer değerlerimizle beraber paketleyebilmemiz lazım. Bu değerleri belirleyip, odaklanıp, doğru mesajları doğru kişilere ulaştırmalıyız. Artık turizmde acil eylem planına geçilmeli ve ülkemize sıcak para getiren bu kaynağı daha iyi kullanmalıyız. Yeter ki bir politika belirleyelim ve bunun üzerinde ilerleyelim. Marka yöneticileriyle masaya oturup bir marka oluşturmaya başlamanın zamanı! Yoksa yine yok olan turizme hoş bir elveda demek kalacak bize...
Selda BEBE
Özgeçmiş
1980 İstanbul doğumlu Selda Bebe, Fatih Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı'nı bitirdikten sonra bir sene edebiyat öğretmenliği yaptı. Daha sonra magazin programı yapan bir prodüksüyon firmasında çalıştı. Son olarak Hotel Dergisi, yolculuk ve müşterilere özel A Plus Dergiler çıkarmaktadır.
|