Zekeriya Acar
Matbaa ve Basım Sektörü
Yurtdışına Açılmalıdır
 
 Zekeriya Acar Matbaa ve Basım Sektörü Yurtdışına Açılmalıdır ddeniz@acar-group.com

    Matbaa ve basım sektörü olarak ciddi bir altyapıya sahibiz. 7 bine yakın matbaamız ve emek yoğun bir sektör olarak yarattığımız istihdam ile lokomotif sektör arasında yer alıyoruz. Sektörümüzdeki yatırıma baktığımızda, orta ölçekli bir işletme 3 ile 4 milyon dolar, büyük ölçekli bir işletme ise 25 ile 30 milyon dolar arasında bir yatırım ile kuruluyor. Bu rakamlarda, sektörümüzün ciddi bir teknolojik makine parkına sahip olduğunu gösteriyor. Bugün Türk matbaa ve basım sektörü; gerek teknolojik yatırımı, gerek kalifiye insan kaynağı, gerekse sektörde yenilikçilerin öncüsü olmasıyla, dünyada iyi bir noktadadır. Ancak son yıllarda teknolojideki gelişmenin paralelinde, daha seri üretim, bilgisayarın kullanılmasıyla kağıda olan talebin azalması gibi nedenlerden dolayı sektörümüzde arz fazlası oluşmaya başlamıştır. Sektörde oluşan arz fazlası, yurtdışında yeni pazarlara açılarak değerlendirilebilir. Aksi taktirde, işletmeler ya kapasite kullanımlarını azaltacak, ya da stok yaparak ek maliyet yüklenmenin yanı sıra, satamama riskiyle karşı karşıya kalacaktır.

    Oysa, özellikle Avrupa ülkelerinde, yüksek üretim maliyeti ve iş gücünün pahalı olması nedeniyle, son yıllarda matbaa sektöründeki firmalar birer birer kapanmaya başlamıştır. Avrupa ülkeleri de matbaa ve basım işlerini; Çin, Singapur gibi Uzakdoğu'ya yaptırmaya başlamıştır. Ancak, kitaplarda kullanılan boyalar gibi bazı ürünlerin kanserojen madde riski taşıması nedeniyle, Avrupa basım işlerini Uzakdoğu yerine Türkiye, Macaristan, Polonya, Çekoslovakya gibi diğer ülkelerde yaptırmanın yollarına bakmaktadır. Ciddi bir potansiyele sahip olan Türkiye, bu fırsatı kendi lehine çevirerek, Avrupa ülkelerinin basım sanayi üssü olabilir. Sektör olarak, gelen talepleri karşılayacak altyapıya sahibiz. Ancak işletmeler olarak en büyük eksikliğimiz, birlikte iş yapma kültürümüzün olmamasıdır. Herkes tek başına iş yapmayı tercih etmekte, oluşturulacak sinerji ile daha büyük işler yapılabileceğini görmemektedir. Oysa Türk matbaa sektörü el ele verip, düzgün maliyetler ortaya çıkarırsa, sadece Avrupa'nın değil, Ortadoğu, Türki Cumhuriyetler, Rusya gibi birçok ülkenin işlerini yaparak, bulunduğu coğrafyanın basım sanayi üssü olabilir. Sektör olarak bilgimiz, teknolojimiz yetişmiş insan kaynağımız var ancak ne yazık ki, bir araya gelme, birlikte iş yapma eksikliğimiz devam ediyor.

    Artık birleşme zamanı geldi. Sektörümüzdeki işletmelerin biran önce silkelenip, dünyadaki gelişmeleri ve değişimleri yakından takip ederken, işletmelerin nasıl pazarlama, lojistik, satın alma gibi süreçlerde işbirliği yaptığını da incelemeleri gerekir. Aksi taktirde işletmeler, küçük iş potansiyeliyle ancak işletmesini ayakta tutabilecektir. Küçük sermayeli firmalar, iş olmadığı için çoğu zaman kapasitesi atıl olarak bekletmektedir. Oysa büyük projeler, birlikte yapılacak işbirlikleriyle yatılacak sinerji ile başarılır. Atalarımızın dediği gibi 'Bir elin nesi var, iki elin sesi var' sözü, global rekabette ayakta kalmanın yolu olarak yıllar öncesinde söylenmiştir. Sektörümüzdeki firmaların, er geç birlikte iş yapmaya başlamaları şarttır. Ancak güçler birleştiği taktirde, dünyaya açılma, ihracat yapma ve dünyada bir güç olma sağlanabilir. Zira, 7 bine yakın irili ufaklı işletme bir araya geldiğinde, ciddi bir gücü temsil edecek ve büyük işlere imza atacaktır. Aksi taktirde, işbirlikleri yapmaz, ihracata başlamaz isek, pazarda yaşanan daralma paralelinde, sektörümüzde yaprak dökümü başlayacaktır.

    Az önce de ifade ettiğim üzere, sektörde arz fazlası oluşmasına rağmen, talepte artış yerine daralma gözlenmektedir. Bu süreci ancak, yurtdışına açılarak yönetebiliriz. Yoksa iç pazarda talep daraldığı için sektör bir yerde tıkanıp, can çekişmeye başlayacaktır. 2010 yılına kadar gelişmeleri takip etmeyip, işbirliği yapmayan firmalar, ne yazık ki piyasadan çekilme sürecini yaşayacaktır. Kapanan her işletme, hem patron hem de çalışanlarının işsiz kalması nedeniyle, işsizler ordusuna yenilerini ekleyecektir. Oysa bir ülkenin dünyada söz sahibi olabilmesinde, güçlü ve üretken olması gerekir. Tüketen değil, yenilikçi fikirlerle sürekli yeni ürünler üreten bir ülke olmalıyız. Sektör olarak, güçlerini birleştirip, yurtdışına açılır ve yenilikçi ürünleriyle dünya basım sektörüne yön verirsek, ülkemiz ekonomisine çok büyük katma değer yaratırız. Dünyaya açılma noktasında ise, sahip olduğumuz potansiyeli her fırsatta en iyi şekilde anlatmalıyız. Mesela, Türkiye 2008 Frankfurt Kitap Fuarı'nın konuk ülkesidir. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ayrılan 7 milyon Euro bütçe ile ülkemiz tanıtımı ile Türk basım sanayisini en etkin şekilde tanıtabiliriz.

    Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için basım sektörü olarak yapacaklarımız üzerine proje geliştirmeliyiz. Fuar sırasında; ülkemizin kültür, sanat, edebi birikimlerini uluslararası arenada tanıtırken, düzenlenecek sergi, sanatsal gösteriler ve çeşitli toplantılar ile ülkemizin renkli kültürünü bir kez daha anlatacağız. Türk basım sanayi, Frankfurt Fuarı sırasında çok iyi organize olup, sahip olduğu potansiyeli dünyaya anlatabilirse, sektör olarak kabuğumuzu kırarak, hızla dünyaya açılma sürecine gireriz. Konuk ülke olmamız nedeniyle, 2 bin 500 metrekarelik bir alana sahibiz. Bu alanı en iyi şekilde değerlendirip, sahip olduğumuz potansiyeli anlatmak için haydi ne duruyorsunuz, güçleri birleştirme zamanı geldi.

    Zekeriya Acar
    Acar Group Yönetim Kurulu Başkanı


Zekeriya Acar Kimdir?

Zekeriya Acar, 1960 yılında Tokat-Reşadiye'nin Kuzgölcük köyünde doğdu. Babasının işi nedeniyle, ilkokul yıllarında İstanbul'a taşındılar. Zekeriya Acar, 1978 yılında bir yandan okurken, diğer yandan kardeşi İhsan Acar ile birlikte babası Erdoğan Acar'ın, Cağoloğlu'ndaki 40 metrekarelik bordum katındaki atölyesinde matbaa sektörüne ilk adımını attı. Aile, 1981 yılında Çemberlitaş'ta ilk cilt atölyesini açtı, 1892 yılında atölyenin üst katındaki Tomurcuk matbaasını satın aldı. O tarihte entegre olarak, hem cilt atölyesiyle, hem de matbaa ile sektörde başarı merdivenlerini hızla tırmanmaya başladılar. 1896 yılında, tipo sektöründe ilk machintosh'u alan firma oldular. Sektörün ve yeniliklerin öncüsü olarak, Acar Ailesi gece gündüz çalışarak, bir dünya markası olma yolunda ilerledi. 1992 yılında, ilk ajanda kataloğu çıkarıldı. 1997 yılına gelindiğinde ise, bugün faaliyet gösterdikleri Avcılar'daki fabrikanın temeli atıldı. 2008 yılına geldiğimizde Acar Group, 33 kıtada 22 ülkeye üretiminin yüzde 40'ını ihraç etmektedir. Rusya, Azerbaycan ve Kazakistan'da ofisleri bulunan Acar Group, bu yıl Ukrayna, İtalya ve Dubai'de de yeni ofisleri bünyesine katacaktır. Matbaa, kırtasiye, saraciye ve yayıncılık sektöründe Avrupa ülkeleri, Türki Cumhuriyetler, Rusya ve Amerika'nın tercih ettiği firmalar arasında yer aldıklarını kaydeden Acar Group Yönetim Kurulu Başkanı Zekeriya Acar, birkaç yıl içerisinde Avrupa, Ortadoğu ve Türki Cumhuriyetlerde açacakları yeni ofisler ve mağazalar zinciri ile dünyanın 4 bir yanına kapasitenin yüzde 60'ını ihracat etmeyi hedeflediklerini belirtiyor.



© www.maxihaber.net