Mehmet Ali Ceceli
Değişime İkna Etme
Psikolojisi
 
 Mehmet Ali Ceceli Değişime İkna Etme Psikolojisi maceceli@yahoo.com

    Kısa dönemli "evet "ya da "hayır" sonuçlarına ulaşmak uzun dönemli değişimi sağlamaktan daha kolaydır. Kalıcı değişim zordur. Her hafta aynı yerden alış - veriş yapıyorsunuz, günlük olarak hep aynı yerden geçiyor, aynı spor merkezine gidiyorsunuz vb. Her gün aynı şeyleri yapıyorsunuz. Bunda kötü bir şeyde yok. Aksine yaptıklarınızın tutarlı olması çok daha olumlu durumlar yaratabilir.

    İnsanlar kendilerini değiştirmek istediklerinde bile bazen başarısızlıklar söz konusu olabiliyor. Diyebilirsiniz ki gerçekten değişmek istendiğinde bu değişim olabilir. Bazen her türlü iradi isteğe rağmen gerçekleşemeyebiliyor. Peki sorun nedir?

    Beyinde milyonlarca hücreyi birbirine bağlayan milyonlarca "otoyol" vardır. Bu otoyollar siz her gün aktivite içindeyken çalışmaya başlıyor. Yürümeyi düşündüğünüzde her günkü yürüyüşünüze çıkıyorsunuz. Mevcut otoyol sistemini kullanmadığınızda yeni bir ağ olarak karşımıza çıkıyor. Yani yeni "otoyol" oluşturmakla bir değişim başlayabiliyor. Bunun en kısa yolu ise tekrardan geçiyor. Yeni alışkanlık edinmenin 21 gün sürdüğü söylenirdi. Günümüzde ise bu sürenin çok kısalarak yeni bir alışkanlık elde etmek için beş günün yetebileceği tartışılıyor. Ayrıca yeni bir alışkanlık elde etseniz bile çok nadir eski alışkanlığınız ortadan kalkıyor. Yani eski otoyol olarak mevcudiyetini koruyor ve her günkü kararlarımızda içinde bulunulan psikoloji, ortam ile alakalı olarak aktive olabiliyor. Bu genelde baskı altındayken daha sık karşılaştığımız bir konu. Çünkü insan beyni alışık olduğu yollar üzerinden çalışmak eğilimindedir. Örneğin Sigarayı bırakmayı düşünen birisi gerçek anlamda beyninde yeni otoyol inşaat etmek zorundadır. Bu yeni yol düzenli ve daha sık kullanıldığında, muhafaza edildiğinde değişimi gerçekleştirme yolunda oldukça mesafe kat etmiş oluyoruz.

    Değişimin önündeki diğer bir engel de insanlar genelde ne istediklerini, bunu elde ettiklerinde kendilerini nasıl hissedeceklerini bilmiyorlar. Peki bu ne anlama geliyor? Bilinç ve bilinç dışı psikolojimiz. Bilinç en basit anlamıyla hesap yapmak, karşılaştırmak vb idrakle ilgili fonksiyonları yerine getirirken bilinçdışı en basit anlatımla vücudu hareket etmeye yönlendirir. Genellikle güçlüdür ve kısa dönemde değişmesi zordur. Diğer bir ifade ile bilinçdışı şimdiyle ilgilenirken, bilinç esnektir, geleceği düşünür. Bilinçdışı bilinmeyenden korkar. Sınırları esnetmek bilinçdışına riskli görülür. Günün duygularını değerlendirip beyninizin size geçerli ve mantıklı sinyaller yollayıp yollamadığını keşfetmeliyiz. Eğer bilinçli olarak aklın ve vücudun geçerli bir durum olmadığı halde mevcut durumdan korktuğunu fark ederseniz, bunun üstesinden gelmenin vakit alacağını bilmelisiniz. Hareketlerinizi değiştirdiğinizde rahatlık hissine ulaşana dek bu hareketleri her gün tekrarlamamız gerekiyor. Bununla birlikte değişim devamlı hale geldiğinde katılaşıyor ve sağlamlaşıyor. Bilinçdışı ve bilinci dikkate aldığımızda iki kişilikli miyiz? Sorusu akla geliyor. Zaman zaman hepimiz bizi müthiş şaşırtan şeyler söylediğimiz için iç güdülerimizle çelişen bu sözleri anlamlı kılmak adına hikayeler anlatmak durumunda kalıyoruz. Aslında bu hikayeler uyuşmazlığı arkada bırakıp ilerlememizi sağlıyor. Gerçekte kendimizi ve diğerlerimizi anlamamızı zorlaştıran beynimizde acı dolu, deforme olmuş hatıralardır. Son araştırmalar başkalarına nasıl tepki gösterebileceğimizi tahmin ile ilgili bazı ip uçları veriyor. Örneğin kardeşini seven birisinin kardeşine benzeyen birini sevme eğilimleri göstermesi gibi. Diğer bir gerçekte kendimizi diğerlerine göre olduğumuzdan çok daha pozitif değerlendirirken başkalarını genelde çok daha doğru değerlendiriyoruz.

    DEĞİŞİMİN "üç" YOLU

    Bayanlar alınmasın, askerlik yapmış olanlarınızı askerlik günlerine geri götürmek istiyorum. Ne oluyor? Sivil hayattaki birçok şey farklı ortamlardan gelenlerin, standart bir giysinin altında, uyum sağlanması zorunlu kurallar manzumesi altında farklı bir boyuta taşınıyor. Buradan alacağımız ders "çevremizi değiştirirsek" birçok şeyi, alışkanlığı da değiştirebiliriz. İkincisi "çevre koşullarını" değiştirmek, örneğin evimizdeki, büromuzdaki eşyaların yerlerini değiştirdiğimizde, dekoru yenilediğimizde, duvarın rengini değiştirdiğimizde, iş yapma şeklimizi değiştirdiğimizde algılarımız, buna bağlı olarak da davranışlarımızda değişecektir.

    Üçüncü nokta da "bakış açımızı" değiştirmektir. Örneğin iki kişi karşılıklı oturduğunda birbirinin yüzünü gördüğü kadar, her kişi karşısındakinin arkasını da görür. Mümkün olsa da oturma konumlarını değiştirdiğimizde birbirinin yüzlerini görmemiz kadar karşı karşıyayken göremediğimiz karşımızdakinin daha önce gördüğü arkamızı görürüz. İlişkilerimize indirgersek demek ki bir tek doğru yok; farklı bakış açıları vardır. Empati de dikkate almamız gereken değişime etki eden faktördür. Zaman zaman bakış açılarımızı değiştirmeliyiz.

    Hayatımız boyunca dünyayı, ilişkide olduklarımızı, çocuklarımızı değiştirmeye çalışırız. Kritik nokta kendimiz değiştiğimizde her şeyinde değişeceğidir.

    Esenlikle kalınız.

    Saygılarımla,

    Mehmet Ali CECELİ
    maceceli@yahoo.com





© www.maxihaber.net