|
Bakın açık konuşacağım; bu yazı FB-GS konusunda olacak. Yazının sonunda kimse bana "helal kız!" içerikli mailler atmayacak, hatta bir ihtimal küfür dolu mailler bile alabilirim. Bir kısmı da yazmasa bile konunun "bayatladığını" düşünecek. Bir kısmınız, "canım şimdi tam da ortalık yatışmışken bazı şeyleri kaşımanın ne alemi var" diyecek… Takım adlarına bakıp objektif olamayanlara tavsiyem, ben mesela Tırtırspor ile Pırpırspor hakkında yazmışım gibi düşünmeleri.
Ben Fenerbahçe taraftarıyım. Kendimi bildim bileli öyleyim Etrafımda hiç mi GS'li yok? Olmaz mı? En sevdiğim iş arkadaşlarım hep GS'li olmuştur mesela. Şimdi bile öyle… En sıkı dostlarımın arasında GS'liler vardır. Onlar benim kopya verdiğim sıra arkadaşım, borç aldığım iş arkadaşım, öğrenci harçlığıyla çay-kahve içtiğim DOSTLARIM'dır… Kimi oğlumu yoldan çıkarmaya çalışır ve "Hadi Ege, söyle: Cim Bom Bom" diye fısıldar kulağına. Bizimki inatla "Feee Çeeee" diye bağırır, ayrı… Çünkü onlar önce arkadaşım, sonra; hatta çok çok sonra rakip takımın taraftarıdır…
Hepsini severim çünkü tıpkı eşim gibi, ben de onlar olmasa rekabetin tadı tuzu kalmayacağını düşünürüm. Çünkü taraftarlık biraz da ince espri yeteneği gerektirir. Dozu ayarlı sataşmalarla gününüz renklenir, içten içe taşı gediğine oturtacağınız günü beklersiniz karşı cevap hakkı adına. İşyerlerinde, okullarda, yollarda birbirinizi kızdırırsınız ve sonuç olarak EĞLENİRSİNİZ… Ya da eğlenirdiniz.
Trenin Haydarpaşa'dan kalkmasını bekliyoruz. Galatasaraylı bir adam, arkadaşlarıyla konuşuyor. Karşısındaki Beşiktaş, diğer arkadaşları Fenerbahçe taraftarı. "Kardeşim nereye gidiyor bu! 4'ü birden kıstırmış çocuğu. Attılar yere, başladılar tekmelemeye. Niye sarı-lacivert çubuklu forma giyiyormuş? Ulan bak benim kravatıma, (kravat sarı-kırmızı bu arada) şimdi benim de bu trendeki Fenerbahçeliler'den dayak yemem lazım. Mantık mı bu?" Öteki atılıyor: "Geçende adamın camını indirdiler Cadde'de. Adam da Fenerli ama, küçük yeğeni Galatasaray bayrağını sermiş arka cama, inerken de almayı unutmuş." İlki tedirgin: "Kötüye gidiyor. Kötüyeeeee"
Bundan birkaç gün sonrası. Sabaha karşı saat 3-4 suları. Sokaktan inleme, ağlama, homurtu benzeri sesler geliyor. Bu seslere uyanıyorum. Perdenin arkasından sokağa bakıyorum. Hayli alkollü iki vatandaş. Biri cep telefonuyla oynayıp duruyor, diğeri bağırıyor. Önce Galatasaraylılar'ın sülalelerinin hatırını soruyor, sonra annelerinin ellerinden öpüyor. Pencerelerde asılı GS bayraklarının yanlış yerde olduğunu ima ederek o bayrakların şimdi burada anlatamayacağım bir yere yerleştirilmesi yolunda tavsiyelerde bulunuyor. Ve GS'lilerin annelerini öve öve çekip gidiyor.
Ben Fenerbahçeliyim ama bu adamlar, apartmandaki GS'li KOMŞULARIMA, ama daha da önemlisi onların annelerine küfrediyor. Çekip gittiklerinde, erkek olarak doğmadığım için kızmakla şükretmek arasında tuhaf bir duyguya kapılıyorum. Allah'ın bir bildiği varmış demek!
21 Mayıs'ta Fenerbahçeli taraftarlardan, takıma destek adına evlerine Sarı-Lacivert bayrak asmaları istendi. Önce asacak olduk. Sonra vazgeçtik. Çalışıyoruz. Bütün gün evden uzaktayız. Havalar ısındı. Ege sık sık balkona çıkıyor. Şu sabahın köründe nara atanlara benzer bir barbarın o bayrağa taş, sopa vs fırlatması ve kör gözüne parmağım, o taşın da bizim ufaklığa isabet etmesi olasılığını göze alamadık, yalan değil. Çünkü iş o raddeye gelmiş vaziyette.
Ege Fenerbahçe taraftarı. Evet, hem de bu yaşında. Kuzeninin FB bayrağına sarılarak uyuyan da oooo, daha 1,5 yaşındayken Fenerium TIR'ını "ı-ı-ı" sesleriyle ve minicik parmaklarıyla işaret edip kulübün armasını taşıyan yastığı satın aldıran da o. Biz ona bu konuda bir baskı yapmış değiliz. Zaten yapsak bile anlayacak yaşta değil. Kaldı ki bizim ev fanatik bir ailenin evi de değil. Hani çocuk göre göre içine işledi diyecek bir "manyaklık" da söz konusu değil. Sanırım oğlum, doğuştan taraftar. Bu hoşuma gidiyor, yalan değil. Ama şu son yaşadıklarım yüzünden de endişeliyim açıkçası. Bu hırlaşmalar, bu hazımsızlıklar, bu kavgalar aynen devam ederse, belki onun da birgün tekmeleneceğini ya da tekmeleyeceğini; onun da birgün içip içip sokak aralarında nara atabileceğini, onun da birgün bana edilen küfürleri dinlemek zorunda kalacağını, hatta belki de elin sarhoşlarıyla sabahın üçünde kavga edeceğini düşünüyorum.
Galatasaraylı o adam doğru söylüyor: "Kötüye gidiyor, kötüyeeee"
Bunu, -affedersiniz ama- bu it dalaşını kimin başlattığını bilmiyorum. Öğrenmek de mümkün değil. Herkes işaret parmağını karşı tarafa uzatıp "Onlar başlattı" diyor. Aslında kimin başlattığını öğrenmenin de kime ne faydası var emin değilim. Emin olduğum tek şey var: Bitiren taraf, tarihe geçecek! Ben tarihe geçmek için değil ama oğlum Ege için (hatta sizin oğlunuz ve sizin kızınız için) bu barbarlığa son vermek adına elimden geleni yapmaya kararlıyım.
Şimdi… İstediğiniz takımın taraftarı olun, orası önemli değil. Sorum şu: Var mısınız "taraftar" anneler? Bu saçmalıklara son verme çabamda yanımda mısınız? O zaman yazın bana… Hemen!
|