Zekiye Yaraş Meriç
Anayasa Beni
Kapsıyor mu?
 
 Zekiye Yaraş Meriç " Anayasa Beni Kapsıyor mu? " hazeyame@yahoo.com

    Haberi duymuşsunuzdur: Okul öncesi eğitim seneye yarım gün olacak. Yani minikler "sabahçı" veya "öğlenci" olarak ikiye ayrılıp anaokuluna gidecek. Bu şu demek: Kadınlar çalışma hayatına bir yıl daha ara verecek. Bunu göze alamayanlar ise o yarım günün sonunda çocuğu okuldan kimin alacağıyla, kimin bakacağıyla ilgili sorulara kafa yoracaklar. Yönetmelikte kafa karıştıran bir madde daha var: Çocukların oturdukları yere en yakın okul öncesi eğitim kurumuna kaydedilmeleri gerekiyor. Yani evinizin bulunduğu semtte bir okula... Güzel de, ana-babasının işyerinde olduğu saatlerde, çocuğun evinin dibindeki okula gitmesinin ne anlamı var?

    Ha, diyeceksiniz ki, eski uygulama çok mu yeterliydi? Yooo. Okulun başlama saati sabah 8, paydos saati de akşam 17 idi. Bu da kamu sektöründeki anneler hariç, kimsenin pek işine yaramıyordu. Hepiniz iş dünyasının içindesiniz... Bana hangi işverenin akşam 4 gibi işten çıkıp çocuğunuzu 5'te okuldan almanıza izin vereceğini söyler misiniz? Haliyle eski uygulamada bile sağ olsunlar akrabalardan yardım isteniyordu. Gerçi ufacık bir çocuğun o kadar saat ailesinden uzakta olması da ayrı bir sancı ama, o başka konu...

    Devlet bir yerde biz çalışan annelere " Kırın dizinizi, çocuklarınıza bakın" diyor. Olur... Biz de isteriz çocuklarımıza kendimiz bakmayı. Peki ama nasıl? İşyerlerinde çalışan bayan elemanlar belli bir sayıyı buluyorsa, o işyerinin kreş açma mecburiyeti var örneğin. Bu daha çok fabrikalarda uygulanıyor. Ya diğerleri? Sırf kreş açmaktan kurtulmak için, bayan eleman istihdam etmeyenler mi ararsınız, istihdam edilenleri de sigortalamayıp "yok" sayanlar mı istersiniz!

    Bir de şu var: Sanırım medeni kanunda bile aile reisliği kavramı kaldırılmışken, dolayısıyla kadın da aile reisliğini üstlenebilirken, bizim "reislik" lafta kalıyor belli ki. Yani biz çalışan anneler "eve ekmek getiren kişi" olarak algılanmıyoruz. Ya da "dul ve çalışan anne", "eşinin maaşıyla evi geçindirmek mümkün olmadığı için çalışan anne", "çocuğunun geleceğini az çok garanti altına almak üzere çalışan anne" olabileceğimiz hiç düşünülmüyor.

    Biz ekonomik ve sosyal açıdan "gelişmiş" bir ülke değiliz. Örneğin yaşam standardı çok yüksek olan Kuzey ülkelerinde, doğum yapan kadınlara devlet 5 yıl izin veriyor. Bizdeki gibi "Haydi çocuk anne sütü alsın bari" lûtfuyla 5-6 ay değil ama. Dikkatinizi çekerim: Tam 5 yıl! Nüfus artışı eksilerde seyreden bu ülkelerde, 5'er yıl arayla 3 çocuk dünyaya getirerek 15 yılını dolduran ve emekli olan kadınlar da var.

    Bu Türkiye için ütopya, kabul ediyorum. Peki bazı ara çözümler bulunamaz mı? Mesela?.. Çocukları evlerine en yakın okula yollama zorunluluğu kaldırılıp, işyerlerinin yoğun olduğu semtlerde de kreşler açılamaz mı? Benim gibi çocuğunu çanta misali yanında taşımaya hazır o kadar çok anne var ki, şaşarsınız. Üstelik öğle yemeği molasında çocuğumuzla 1 saat ilgilenmek gibi bir avantajımız da olur.

    Veya başka bir çözüm önerisi: Çalışan anneler, bazı meslek gruplarına uygulandığı gibi "meslekte yıpranma payı" eklenerek erken emekli edilemez mi? Hiç olmazsa evlatlarımızdan çocukluklarında çaldığımız zamanı, yaklaşık olarak ergenliklerinde telafi etmek üzere yani... O da mı olmadı?

    Peki başka bir öneri: Çalışan annelerin maaşlarına "çocuk bakım payı" adı altında belli bir miktar eklenemez mi? O paraya gerekli ilaveler yapılıp çocuğa aklı başında bir bakıcı bulmamıza yardımcı olunamaz mı?

    Son öneri: İşyerleri sahiplerine, çalışan anneleri hiç değilse "yarım gün" istihdam etmelerine özendirecek şekilde vergi muafiyetleri getirilemez mi?

    Çok şey mi istiyorum? Niye? Yoksa ben Anayasa'sında "Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır. Devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle ananın ve çocukların korunması ve aile planlamasının öğretimi ile uygulanmasını sağlamak için gerekli tedbirleri alır, teşkilâtı kurar" diyen veya "Çalışma, herkesin hakkı ve ödevidir. Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alır" diyen devletin vatandaşı değil miyim?

www.maxihaber.net - "Online Sektörel Gazete"



© 2004 - 2006 www.maxihaber.net