logo

3. Dünya Savaşı


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Yeni bir dünya savaşının çıkmasını bekleyenler, aslında büyük bir yanılgı içinde gelecekle ilgili öngörüde bulunuyorlar. Çünkü savaş olarak adlandırdığımız özel durum, aklımıza ilk olarak askerleri, silahları, bombaları ve ülke işgallerini getiriyor. Hâlbuki günümüzde tüm bunlara gerek kalmadan da bir ülkenin siyasi iradesini yok edip ekonomisini çökertmeye, psikolojik ayrıştırma taktiklerini kullanarak ülkeyi içten bölmeye çalışabiliyorsunuz. Sahip olmanız gereken silah da çok açık ve net: İleri teknoloji!

Bu silahların başında emperyalizmin en güçlü silahı olan televizyon geliyor. Diziler, filmler ve programlar tüm dünyadaki kültürel yozlaşmayı bir yaşam biçimi olarak izleyiciye sunuyor. Ayrıca tüm programlardaki gizli mesajlar bir başka tartışma konusu. Yabancı dizilerde gösterilen ileri teknoloji örneği silah ve donanım, istihbarat örgütleri, özel eğitilmiş ajanlar ve birçok benzeri unsur aslında basit bir uyarıyı küresel seyirciye hatırlatıyor: “Güçlü olan biziz!”… İnternet ise diğer bir küresel silah olarak karşımıza çıkıyor. Artık televizyon gibi her eve giriyor, her yaştan kullanıcısı var. Objektif olarak değerlendirdiğimizde, hangimiz interneti gerçekten faydalı ve gerekli işler için kullanıyor? Günde kaç saat internette zaman harcıyoruz? Üretkenliğimizi kullanmamız gereken anlarda internet ve bilgisayar başında tüm gereksiz işleri gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Sosyal paylaşım sitelerine üye olup, resimlerde arkadaşlarımızı etiketliyoruz; çevrimiçi oyunların başında saatlerce zaman harcıyoruz; interneti bir bilgi deryası olarak değil, muzır işlerin kaynağı olarak değerlendiriyoruz. Kendi geleceğimizle ilgili planlar yapmak dururken, saatler boyu klavyedeki tuşlara basmak daha heyecanlı ve çekici geliyor. Bu yüzden de toplum olarak üretemiyor, düşünemiyor ve geliştiremiyoruz.

Artık tüm elektrik santralleri, havayolu trafik kontrol sistemleri ve ticari bankaların tamamı elektronik ortamda kullanılan yazılım desteği ile çalışıyorlar. Kullanılan bu yazılımlardaki güvenlik açıkları değerlendirilirse, bir ülkedeki tüm haberleşme sistemi ve teknik altyapı çökertilebilir. Telefonlarımız çalışmaz, internetimiz hata verirse; televizyonda karlı ekran çıkarsa ve tüm bu gelişmeler sırasında bankadaki paramıza ulaşamazsak ne olur? Tabi ki hükmen yenik sayılırız. Bir savaşa başlayamadan yenilgiyi kabul etmiş oluruz. Kullandığımız bilgisayar yazılımlarının böyle bir tehlike içerdiğinin ne ölçüde farkındayız? Biliyoruz ki yazılımlar sayesinde donanım çalışmaz hale getirilebilir. Birçok virüs, bilgisayar fanını devre dışı bırakarak işlemci ve anakartı yakmaya programlanmıştır. Bu virüsler en stratejik birimlerin bilgisayarlarına yüklenmiş, gelecekteki bir saldırı için hazır bekliyorsa ne yapacağız? Örneğin askeri bilgisayarlar, hava trafik ağlarını kontrol eden süper bilgisayarlar, bir anda etkisiz hale getirilirse sonuç ne olur?

İnsanların birbirleri ile bağlantıları koparılırsa, bankalardaki sistemler işlemez hale gelirse, uçakları yere indirecek bir sistem pasif kılınırsa, hava savunma sistemlerinin bağlı olduğu elektronik kontrol sistemleri bozulursa nasıl savaşacağız? Böyle bir savaşı kazanmamız mümkün olabilir mi? Tek çıkış yolu, ülkemizin bilimsel araştırma-geliştirme kuruluşlarının desteklenmesi ve milli çalışmalara ağırlık verilmesidir. Aselsan gibi kuruluşların önderliğinde yapılacak çalışmaların mutlaka genç bilim insanlarımız tarafından desteklenmesi, nihayete erdirilebilecek gerçekçi projelerin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Teknolojinin silaha dönüştürüldüğü bir dünyada, buna karşı koyabilecek karşı teknikler geliştirmezsek tam bağımsız ülkemiz çok kısa süre zarfında ağır hasar alabileceği saldırılar açısından savunmasız hale gelecektir.

Bu arada, 3. Dünya savaşının ne zaman çıkacağından bahsediyorduk değil mi? Şu anda içinde olmadığımızı kim söyledi ki?

Etiketler: » »
Share
647 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İklim Değişikliği, Gökdelenler ve Akıllı Şehirler

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    İstanbul'da son iki yılda kayıtlara geçen üç önemli ani hava değişimi ve fırtına kayıt edildi. Her üçünde de ortak özellik olarak kuvvetli rüzgar ve yağış, yoğun şimşekler, kısa süreli dolu yağışı, gökyüzünün aniden kararması ve oluşan korkutucu atmosfer olarak karşımıza çıktı. Eğer dışarıda iseniz ve bu dehşet doğa olayının tam içerisinde kalmışsanız en iyi şekilde korunmak zorundasınız. Rüzgarın kuvvetinden dolayı havada uçuşan nesneler nedeniyle yara alabileceğiniz gibi, kuvvetli bir şekilde yere düşen dolu taneleri de vücudunuza ciddi zarar...
  • Facebook Babanızın Tapulu Yeri mi?

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    Gerçekten Facebook hesabınızın kendi üzerinize tapulu bir yer olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer böyle bir düşünceniz varsa bu yazının devamında anlatacaklarım sizi ilgilendiriyor olacak. Çünkü Facebook’ta ne her istediğinizi yapabilir, ne her istediğinizi söyleyebilir ne de her istediğiniz fotoğrafı paylaşabilirsiniz. Çünkü bütün bu yapacaklarınızın Facebook tarafından belirlenmiş çok sıkı kuralları vardır. Bu kurallardan bir tanesini ihlal ederseniz “babanızın tapulu yeri” olup olmadığını görürsünüz. O yüzden Facebook’u üstünüze tapulu ve her ş...
  • e-Devlet Kapısından İçeri Geçince

    01 Temmuz 2017 Köşe Yazıları

    En kısa tanımıyla e-Devlet Kapısı (turkiye.gov.tr), kamu hizmetlerine güvenli bir şekilde erişebileceğiniz bir giriş kapısıdır. "turkiye.gov.tr’yi kullanarak kamu kurumlarının sunduğu hizmetlere tek noktadan hızlı ve güvenli erişim sağlayabilirsiniz. E-Devlet kapısındaki hizmetlerden yararlanabilmek için mutlaka PTT şubelerinden e-devlet şifrenizi almak gerekir. Şifre alma oldukça basit ama 15 yaşından büyük olmak gerekiyor. e-Devlet kapısından içeri geçince aslında çok fazla şey yapabiliyorsunuz. Fakat aşağıda en fazla işinizi yarayacağını d...
  • Arayış

    01 Temmuz 2017 Köşe Yazıları

    Evrende trilyonlarca yaşanabilir gezegen olma ihtimaline rağmen, yeni dostlarımızı henüz keşfetmemiş olmamızın bir anlamı var mı? Gelişen uzay teknolojileri sayesinde uzayı gözlemleyebiliyor, yakın gezegenlere araştırma robotları gönderebiliyoruz. Elbette bunlar daha ilk adımlarımız, ancak gelişmeler oldukça umut verici olduğu için yeni bir canlı türüyle tanışma ihtimalinin olması hepimizi daha da heyecanlandırıyor. Yine de yıllar geçtikçe dünya üzerinde işler tam olarak istediğimiz gibi gitmiyor. Savaşlar, gelir dağılımındaki eşitsizlikler, çe...