logo

Alternatif Güç


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Depremin ardından Tsunami felaketi ile boğuşan Japon halkı, Daiichi Nükleer Santrali’nden gelen haberle radyoaktif sızıntı nedeniyle tam bir kâbus görmeye başladı. Kameralar tarafından canlı olarak kaydedilen ve birçok yerleşim merkezini yerle bir eden Tsunami görüntüleri insanlık tarihinin yaşadığı en dehşet verici anlardan biriydi. Adeta filmlerdeki görsel efektlere benzeyen bir kurgu ile canlı yayınlanan Tsunami, birkaç saat sonra nükleer reaktörden gelen haberler ile birlikte önem derecesini yitirdi, temel kaygı noktası olmaktan uzaklaştı. Şimdi ise Japonya’yı ve dünyayı bekleyen daha büyük bir tehlike söz konusu: Nükleer Kirlilik. Hava yoluyla taşının radyasyonlu partiküller çeşitli hava akımları ile atmosferde dolaşarak kapımızın önüne kadar gelebilir. Her ne kadar ilk andaki etkisini yitirse de, uygun koşullarda hızlı bir şekilde dünyaya yayılan radyasyon miktarı belirli bölgelere yüksek zarar verebilir. Nükleer santrallerin kuruluşu ve işletilmesi konusundaki çekincelerin Japonya’daki deprem sonrasında arttığını ve enerji kaynakları konusunda dünyanın yeni bir yapılanmaya gitmesi gerekeceği çok açık.

Büyük umutlarla haber beklediğimiz Erketürk’ün Erke Dönergeci’nde de hiçbir haber yok. Hatırlayacağımız üzere Erke Dönergeci, fizik kurallarını kökten sarsacak bir buluş olarak ortaya çıkmıştı. Aslında ortaya çıkan somut bir şey yoktu, şatafatlı bir basın toplantısı, birkaç tane de sınırsız enerji ile ilgili sunum hepimizi etkilemişti. Böyle bir buluşun gerçek olabileceği ihtimali, Türkiye’nin yakın gelecekte nasıl bir rol üstleneceği ile ilgili olarak hayal dünyamızda imgeler oluşturmuştu. Firmanın basın bültenlerinde patentin alındığından bahsediliyor ancak bu patentin sınırsız enerji üreten bir cihaza mı yoksa piyasa değeri olmayan bir mekanik oyuncağa mı ait olduğunu bilemiyoruz. Erketürk’ün çalışmalarını Vestel ve teknoloji şirketleriyle gizli olarak paylaştığı ile ilgili olarak çeşitli duyumlar gelse de herhangi bir somut delil olmadığı için bu basın aracılığı ile gündeme getirilemiyor. Nükleer santrallerin de kullanımının kısıtlanması durumunda alternatif enerji kaynaklarına büyük ihtiyaç duyulacak. Erketürk firması gerçekten böyle bir cihaz üretmişse, hiçbir enerji kaynağı ile kıyaslanamayacak bir cihazın patentini almışsa, bunu ticari olarak ortaya çıkarmanın tam zamanı gelmiş demektir. Aksi bir durumda ise bir toplumu işe yaramayan bir icat ile oyaladıkları için tüm vicdanı sorumluluğu üstlenmek zorunda kalacaklardır. Gerçi bu cihazın patent ile üretimi sağlanacaksa yeni bir dünya savaşı için çok geçerli bir sebep de ortaya çıkmış demektir.

Dünyayı yok ediyoruz, çevreyi kirletiyoruz, hayvan ve bitki türlerinin yok olmasına sebep oluyoruz. Radyoaktif bulutlar, insan sağlığına zararlı yağmurların yağmasına yol açıyor. Fok balıklarının başlarına kürekle vurarak öldürüyoruz, derilerini çıkartıyoruz ve onlardan kıyafet ya da aksesuar yapıyoruz. En nadide hayvan türlerini yasadışı olarak avlıyoruz. Daha da kötüsü, birbirimizi öldürmek için silah fabrikaları kuruyor, ölüm makineleri tasarlıyoruz. Nükleer bombalar imal edip onları bir gün kullanmak için depoya kaldırıyoruz. Nükleer gücün temelinde enerji üretmek mi yoksa daha etkili ölüm silahları üretmek mi yatıyor, bunun cevabını bilmiyoruz. Teknolojiyi o kadar acımasız bir şekilde kullanıyoruz ki, oyuncağa benzeyen patlamamış misket bombaları çocukların ölümüne yol açıyor. Aynı zamanda dünyanın en hain saldırı şeklini de insanoğlu geliştirdi: mayınlar! Tüm bu felaketlerin özel bir anlam ifade etmeyen olağan yeryüzü olayları gibi açıklanması en saf bilimsel gerçektir. Yine de hepimizin içinden bir ses şunu söylüyor: Dünyaya yaptıklarımızın karşılığını almanın zamanı mı geldi? Böyle düşünmeye başladığımızda, doğayı kirleten bir pet şişeyi yere attığımızda bunun kafamıza bir atom bombası olarak düşeceğini anlamamız kendi faydamıza olacaktır…

Etiketler: » » »
Share
780 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teknoloji Firmalarının Geleceği

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Hangi sektörde olursa olsun yüksek teknoloji kullanarak mal veya hizmet üreten şirketlerin tamamı sürekli risk içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, atalettir. Diğer bir deyişle, yüksek yatırım ve teknolojik Ar-Ge ihtiyacı olan bir sektörde hareketsiz kalmak ve değişime adapte olamamak, aynı zamanda firmanın kapanmasıyla sonlanabilir. Bir başka husus, benzer şekilde değişen müşteri ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit edip buna göre güncelleme yapamamak da bir firma için geçerli bir kapanma nedenidir....
  • Araç Muayenesinde Aklınıza Takılan Sorular

    01 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Aracınızın periyodik muayenesinin zamanının gelip gelmediğini öğrenmek için ruhsatınızı bir kontrol edin ve eğer muayene zamanınız yaklaştıysa yapacak bir hayli işiniz olacak demektir.  Aşağıda bu konuda aklınıza gelebilecek soruları biraraya getirmeye çalıştım. Araç Muayenesi Nedir? Araç muayenesi, trafiğe çıkan motorlu ve motorsuz araçların teknik yeterlilikte olup olmadığının muayene edilerek trafik ve yolcu güvenliği açısından kontrol ve tespit edilmesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34. maddesi gereğince araç muayenesi z...
  • Dominant Ekonomiler

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    Ulusal olarak kullandığımız para biriminin Avrupa'da dörtte biri kadar değerinin olması, sadece ülkemizin değil, dominant ekonomilere sahip ülkelerin dışında kalan tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir durum. Benzer şekilde birçok ülkenin para birimi diğer ülkelerde on kata kadar değersizleşebiliyor. Bu durumu tersten baktığımızda ise bazı ülkelerin para birimlerinin başka ülkelerde çok yüksek bir alım gücü sağlayabildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimenkuller konusunda Türkiye ve benzeri ülkeler tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Çapraz kurla...
  • İnternetten Kartla Ödemeler Rekora Koşuyor

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    İnternetin ve banka - kredi kartlarının hayatımıza girmediği dönemlerde taksitle bir ürün satın almak bir hayli sıkıntılı olurdu. Her şeyden önce en az 2 kişinin size ödemeniz ile ilgili kefil olmasını istemek zorunda kalırdınız. Genelde kefiliniz olmadan da kimse size taksitle mal satmazdı. Diyelim kefili buldunuz bu sefer de size senetler imzalatılır, üzerine yapıştırılacak damga pulları aranır ve senetler bankaya verilirdi. Bir senedi ödemezseniz hemen kefilinize icra gelirdi. Peşin parası olmayanlar için çok zor ve sıkıntılı dönemlerdi Ar...