logo

“Bir Ülkenin Kurtuluşu”


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Teknoloji neden vardır? Neden teknolojiyi hayatımıza entegre etmeye çalışıyoruz? Bunun yanıtı oldukça basit; daha rahat, daha huzurlu ve daha yaşanabilir bir toplum için. Peki ya teknoloji keyfi olarak kullanılmaya başlanırsa? Ya teknolojiden beklenen fayda özel bir zümre dışında kalanları kapsamazsa? O zaman ne olur? Teknolojinin kimin için var olduğunu, gerekli olup olmadığını sorgulamaya başladığımızda bilim ve tekniğin ne kadar ileride olursa olsun doğru yerde doğru insanlar için kullanılmadığı hakkında elimizde güçlü kanıtlar var demektir.

Özellikle 1800’lü yılların sonlarında ortaya çıkan “ütopya” furyası dönemin en ünlü yazarlarını bile etkilemişti. Gelecekte devletin hangi teknolojilerle yönetileceği, nasıl bir adalet sisteminin var olacağı, insanlarla robotların birlikte nasıl etkileşimde bulunacakları otomasyon (makineleşme) düzeyi cevap aranan sorulardı. Fantastik öğeler taşıyan onlarca bilim kurgu kitabı yazıldı. Tüm bu yazılanların sonucunda varılan iki sonuç oldu: Ya teknoloji sayesinde hiç olmadığımız kadar rahat ve huzurlu yaşayacağız ya da teknoloji insanoğlunun sonunu getirecek bir unsur olacak. Biraz daha somut bir örnek vermek gerekirse nükleer enerjiyi güç üretmek için atom santrallerinde kullanırsak bu teknolojinin doğru kullanımı olacaktır. Ama diğer insanları yok etmek için bir atom bombası yapıyorsak bir yerde ters giden bir şeyler var demektir!

Bir ülkede halkı fakirlik çeken bir halk meclisi başkanı 1 milyon ytl’lik bir araca biniyorsa iki büyük sorundan bahsedebiliriz. İlki halkın bu durumu kabullenmesi, ikincisi ise halk meclisi başkanının 1 milyon ytl’lik aracı kabullenmesidir. İkinci durum daha vahimdir, çünkü ulusu yöneten kişilerin düştüğü acz durumunu göstermektedir. Bir yanda evine ekmek götüremeyen insanların çözüm arayışları tükenmek üzereyken, diğer yanda x noktasından y noktasına gitmek için bizim sayamayacağımız kadar çok para ile satın alınan bir aracı kullanan kişilerin var olması Lale Devri döneminde bile rastlanmayacak derecede büyük bir keyfe düşkünlük örneğidir. “Böyle bir arabayı kullanamam” diyecek bir yöneticiye sahip olmaması bu vatanın bahtsızlığıdır. Cumhuriyet dönemindeki ruhun yok edilmeye çalışılmasının bir sonucudur, ilişkili uzantısıdır. Dönemin en ileri savaş araçlarıyla gerçekleşmeyen daha değişik teknikler denenerek yapılmaya çalışılıyor.

1 milyon Ytl’lik bir araba alınmadan önce hiç kimse bunun ortaya çıkartabileceği sorunları değerlendirmedi mi? Bu durum nasıl düzeltilecektir? “Nasıl olsa araba alındı, yapacak bir şey yok” mantığıyla hareket edilirse hiçbir şey düzelmez. Yine geriye gideriz. Çağdaş medeniyet seviyesine ulaşmak çabasını lüks arabalara binmek olarak algılayan yöneticilerin bu ülkeyi geriye götürmek için uğraşmaları bir çoğumuzun anlayamayacağı bir durum. Çünkü biz her olaya saf bir bakış açısıyla kötü niyet aramadan bakıyoruz. Böyle bir zırhlı araç ile korunmak istediğimiz kişi veya kişiler kim? Eğer vatandaşlarımız ise halktan bu kadar korkmanın nedeni ne olabilir? Bu zırhlı araca kim bütçe ayırdı? Kim bu bütçeye onay verdi? Bütçenin kaynağı neresi? Hangimizin parası ile o arabalar satın alınıyor? 1 milyon YTL’lik arabanın kaskosu ne kadar tutacak? Bu bedeli kim karşılayacak? Bu ultra-lüks arabayı hangi şoför kullanacak?

Şimdi önümüzde birkaç seçenek var. Bu olayı tamamen unutmak bu seçeneklerden bir tanesi. Çoğumuz da bunu uygulayacak. Lakin olayın peşinden gitmek, nedenlerini sorgulamak, arkadaşlarımızla paylaşmak, mantıklı bir açıklama yapılmasını istemek bizim hakkımız. Bu seçeneği neden kullanmayalım? Tembellikten mi, yoksa korkudan dolayı mı?

Bir çözüm önerisi daha var. Ama bu öneri yöneticilerimiz için. Bu tip pahalı arabalar almak yerine kendilerini daha iyi koruyabilecekleri bir taşıt almaları daha uygun olacaktır. Örneğin böyle düşünen meclis başkanları bir Tank satın alıp kullanırlarsa hem kendini daha güvende hissederler hem de iş daha ucuza mal olur. Ayrıca satın alacakları tankı da Aselsan’dan temin ederlerse ülke ekonomisinin rahatlamasıyla birlikte yurtdışına da para çıkmaz. Bu öneri siyaset ve ekonomi uzmanları tarafından mutlaka değerlendirmelidir…

Etiketler: »
Share
158 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • WhatsApp Kullanıcıları Dikkat

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Eğer WhatsApp uygulamasını sıkça kullanıyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneriyorum. Çünkü bu yazıda hem güvenlikle ilgili bir konudan bahsedeceğim, hem pek bilinmeyen bir püf noktasını anlatacağım, hem de WhatsApp uygulamasının artık çalışmayacağı telefonları listeleyeceğim. WhatsApp Hesabınız Ele Geçirilebilir mi? WhatsApp uygulaması genel olarak kullanım açısından oldukça güvenli olmasına karşın dikkat etmez, telefonunuzu bir başkasına verir veya ortalık bir yerlerde bırakırsanız hem mesajlarınız başka birileri tarafından görüleb...
  • Bitcoin

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Yeni bir mübadele aracının çok kısa bir süre içerisinde bu kadar değerlenmesi ve dünyanın gündemini belirlemesi pek de tahmin edilebilir bir durum değil. Birçok ülke Bitcoin ve benzeri para birimlerinin yasal mevzuata uyarlanması ile ilgili çalışmalara başladı. Somut olmayan, elle tutulamayan bir para birimi kulağa çok güvenilir gelmese de, akla şu soru geliyor: Sahip olduğumuz finansal portföyümüzün ne kadarı somut ve maddi olarak evinizde fiziksel bir alan kaplıyor? Maaşımızı bile artık bankadan çekmiyor; çevrimiçi hizmetleri kullanarak tüm ö...
  • Sonsuz Enerji

    02 Aralık 2017 Köşe Yazıları

    Beklenen oldu ve Tesla firması yeni nakliye araçlarını görücüye çıkardı. "Semi" adı verilen elektrikli taşıyıcı, boş haldeyken 100 kilometre hıza 1.9 saniyede çıkabiliyor. İki versiyon olarak piyasaya sürülecek olan Semi, 400 ile 800 kilometre arasında bir menzil sunuyor. Bu menzile ulaşmak için kullandıkları bataryaları Megacharger adı verilen şarj istasyonlarında yarım saat ile bir saat arasında bir sürede tam kapasite doldurmak mümkün. Bununla birlikte, söz konusu enerji tüketiminin boyutları çok yüksek. Bir Semi taşıyıcısının dolması için y...
  • Hoax Mesajlara Düşünmeden İnanıyoruz

    01 Aralık 2017 Köşe Yazıları

    “Hoax” kelimesini daha önce duymamış olabilirsiniz. Fakat özellikle Hoax mesajlar aslında internet kullanıcılarının çok sık karşılaştığı hatta hemen her gün farkında bile olmadan maruz kaldıkları bir durum. Hoax sözcüğünün Türkçe'deki karşılığını işletmek, kafaya almak, gırgır geçmek olarak düşünürsek Hoax Mesajları da yalan haber içeren, karşıdaki kişiyi işletmek amacıyla gönderilen yalan içerikler olarak tanımlayabiliriz. Hoax Mesajlara İnanmayın ! Günün birinde tanıdığınız veya hiç tanımadığınız birisinden bir e-posta, SMS veya Facebook m...