logo

“Hollywood’da Bilimkurgu”


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Dünyadaki en tanınmış stüdyoların bulunduğu, birçok yönetmenin hayalinde ulaşmak istediği Hollywood, son yıllarda büyük bir değişime tanıklık ediyor. Teknolojinin gelişmesi, buna bağlı olarak filmlerde kullanılan görsel efektlerin de artık gerçek bir görüntüden ayırt edilemeyecek kadar başarılı bir şekilde uygulanması ile birlikte, bilimkurgu kavramı tamamen farklılaşmaya uğruyor.

Hayal etmek, insanoğluna verilen özel bir yetenek. Bu yetenek sayesinde birçok işi önceden kafamızda kurguluyoruz, daha sonra uygulamaya geçiriyoruz. Bir anlamda beynimizde bir simülasyon yapıyoruz. Her zaman gerçekleri hayal etmediğimiz de bir gerçek; en azından yakın bir zamanda asla gerçekleşmeyecek olguları da hayal edebiliyoruz. Örneğin, çocukların en sevdiği televizyon programları çizgi filmlerdir. Bunun nedeni çizgi filmlerde hayal gücünün tüm sınırları zorlanır. Gerçek hayatta asla var olmayacak karakterler canlandırılır, hiç olmayacak mekanlar inşa edilir veya hiç icat edilemeyecek araçlar kullanılır. Bu nedenle ki zaman zaman biz de çocuklar gibi çizgi film seyrettiğimiz olmuştur.

Yetişkinler ise bu meraklarını bilimkurgu kitapları veya filmleri ile gidermeye çalışırlar. Uçan arabalar, gelecekteki binalar, zaman yolculuğu gibi konular hangimizin dikkatini çekmez ki? Bunun farkında olan yapımcılar, filmlerde bu unsurlar üzerinde durmaya başladılar. Eski bilimkurgu öykülerinin bolca sinema filmine dönüştüğü son yıllarda, bazı bilimkurgu klasikleri de çıkmıyor değil. İşte bazı örnekler:

MATRIX

İlki 1999’da gösterime giren Matrix, bilimkurgu filmleri tarihinde bir devrim yarattı. Felsefi yapısı itibariyle ağırlığını seyirci üzerinde hissettiren film, getirdiği yeni teknolojik efektler ile de bu serinin kült filmler arasındaki yerini almasını sağladı. Yakın bir gelecekte, bir bilgisayar korsanının, yeryüzündeki tüm hayatın aslında siber bir organizma tarafından meydana gelen bir hayalden oluştuğunun ve insanların bedenlerinin makineler tarafından yakıt olarak kullanılması için herkesin bu şekilde uyutulduğunun farkına varmasını ve gerçek dünyaya dönme çabalarını anlatan filmin, Wachowski kardeşlerin Matrix’i üçlemeye döndürmeleri kararından sonra iki devam bölümü geldi (Matrix Reloaded ve Matrix Revolutions). En iyi görsel ve ses efektleri dallarındaki tüm ödülleri toplayan Matrix, yeni bir görüntü efekti ile de tarihe geçti. Filmin yönetmen kardeşleri tarafından bulunan ‘Bullet Time’ tekniği, daha sonra aralarında ‘Kod Adı Kılıçbalığı’ da olan bir çok filmde kullanıldı. Senaryo içinde geçen ve Uzakdoğu Felsefelerinin çok iyi harmanlanmasından ortaya çıkan diyaloglar, Matrix’i gerçekten de iyi bir bilimkurgu filmi yapan niteliklerin arasında yer alıyor.

STAR WARS

George Lucas’ın tasarladığı bu seri, en dikkat çekici ve eğlenceli bilimkurgu filmlerine örnek teşkil eder. Çok uzak gelecekte geçen filmde, galaksiyi yöneten ve kötü tarafı temsil eden İmparatorluk güçleri ve bunlara karşı koymaya çalışan iyi niyetli asilerin aralarındaki savaşta, genç bir Jedi şövalyesinin oynadığı rolü farklı bir üslupla anlatıyor. Çekildiği dönemin en gelişmiş sinema efektlerinin kullanıldığı film, geçtiğimiz senelerde bilgisayar teknolojisi ile görsel efektleri yenilenerek tekrar gösterime girmişti. Bu serinin bir başka özelliği de, 1977’de çekilen ilk versiyonunun 4. bölüm olarak gösterime girmesiydi. Yani bu daha sonradan olayların başlangıcını anlatan ilk 3 bölümün çekileceği ile ilgili ipucu veriyordu. Bu yıl gösterime girecek olan serinin son filmi ‘Sith’in İntikamı”, Star Wars hayranlarını mest edecek gibi duruyor. George Lucas’ın serinin 7. filmini yapıp yapmayacağı ise merak konusu.

ALIEN

1979’da çekilen Alien, uzaylı yaratıklarla insanoğlunun karşılaşması açısından dönüm noktası olan bir filmdir. Bu tarihe kadar olan filmlerde hiçbir yaratık, ‘Alien’ kadar korkunç, öldürücü ve aynı zamanda akıllı olmayı başaramamıştır. Bu nedenle Alien’ın kendine has bir cazibesi vardır. Asit kanlı bu yaratık, olabilecek en ölümcül uzaylı türlerine de eşsiz bir örnektir. Sigourney Weaver’ın serinin tüm filmlerinde oynadığını düşünürsek, kendisinin sinema kariyerine bu filmin ne kadar katkı yaptığını da anlamış oluruz. Sigourney ve Yaratık ikilisi, en az Tom ve Jerry kadar tutan ikili kahramanlardandır. İlk filmde, bir kurtarma gemisinin aldığı bir sinyal ile gittiği gezegende, yaratık yumurtalarından çıkan bir embriyonun mürettebat ile birlikte gemiye taşınmasıyla birlikte uzun bir macera başlamıştı. Hala da devam ediyor!

2001 – A SPACE A ODYSSEY

Stanley Kubrick’in bilimkurgu filmleri arasında ciddi bir yere sahip olan bu filmde, hem görsel hem de işitsel olarak sanatsal bir kurgu var. Aynı zamanda sinema tarihinde bir yapay zekanın, filmin baş rolüne adapte edildiğini ilk defa görüyoruz. Yapay zekanın dışında, insan yaradılışının ve zekasının da irdelendiği film, Kubrick’e özgü anlatım tarzı nedeniyle hala tartışılmaktadır.

BACK TO THE FUTURE

Marty’i hepimiz hatırlıyoruz, değil mi? Her 3 filmde de Micheal J. Fox ve Christopher Lloyd, inanılmaz bir performans sergileyerek, bize zaman yolculuğunu sevdirmişlerdi. İlginç mantık akışı ve güzel görsel efektleriyle unutulmazlar arasında yer alan bu film, bilimkurgu meraklılarının koleksiyonunda mutlaka bulunmalı!

STAR TREK

Televizyon dizisinden sinemaya geçişe en güzel örneklerden birisi de ‘Uzay Yolu’ serisidir. Prodükterler çok şanslı, çünkü devam filmleri çok rahat çekilebiliyor. Star Trek, şu ana kadar iki nesil tayfa gördü. Bunlardan ilki William Shatner’in Kaptan Kirk karakterini canlandırdığı ve diziden uyarlanmış sinema versiyonları, diğeri de Kaptan Picard’ın yer aldığı yeni nesil ‘Uzay Yolu’ serisi. Hangisi olursa olsun, bu filmler bilimkurgu türünün kilometre taşlarıdır.

WAR OF THE WORLDS

Tom Cruise ve Steven Spielberg, sinema tarihinin en yüksek bütçeli filmi için bir araya geldiler. Bu yaz gösterime girecek olan film, H.G. Wells’in romanından uyarlama ve uzaylıların dünyayı istila etmesini konu alıyor. Filmin içeriği ve detaylı konusu şu anda sır gibi saklanıyor. Daha şimdiden kült filmler listesine adını yazdırmış durumda.

Bütün bunlar bir yana, bilimkurgu filmlerini son 15-20 yıllık periyot içinde iyi takip edenler çok önemli bir olayın farkındalar; filmlerde gösterilen birçok şey, yavaş yavaş gerçek olmaya başlıyor. 20 sene önce, ilk Terminator (Yok Edici) filmi çıktığında, bir robotun insanları öldürmeye çalışması fantastik bir ögeydi. Günümüzde ise şahit olduklarımız, artık bu fantastik ögelerin gerçeğe nasıl dönüştüğünü gösteriyor. Bunun en basit örneği, Honda Şirketi’nin Türkiye’ye de getirdiği robot insan Asimo. Henüz bir Terminator olmaktan uzak, çünkü bir insana yapabileceği en kötü şey üzerine düşmek ya da elini biraz fazla sıkmak. Buna rağmen artık belli olan bir şey var; bilimkurgu filmlerini çok yakından takip etmemiz gerekiyor. Hayal gibi gözüken bir çok şeyin gerçekleştiğini biliyoruz. Mesela Atılgan benzeri bir gemiyi de insanoğlu çok yakında tasarlayabilir. Gemiyi yapabilirsek, yeni türleri tanımamız da mümkün olacaktır.

Bilimkurgu filmleri artık sadece film değil, kişisel gelecek rehberi. Yakın gelecekte neler olduğunu merak edenler, bu türle biraz daha yakından ilgilenebilirler. Bu türün incelediği, en çok üzerinde durduğu konu ise zaman yolculuğu. En sık rastlanan konu ama üzerinde en az bilimsel gelişme olan konu. Bilgisayar, uzay gemisi, yapay zeka gibi birçok konuda önemli teknolojik icatlar oldu ama zaman yolculuğu hala net bir kavram değil.

Öyle gözüküyor ki Hollywood yapımcıları bu konularla yakından ilgilenmeye devam edecekler. Hatta planlarında çok marjinal yenilikler de var. Bunlardan birisi gerçekten çok ilginç: Bir uzay filmini uzayda çekmek. Hem de ünlü oyuncularla! Bunu yapabilmeleri için uzay turizminin biraz daha gelişmesi ve oyuncuların da astronot eğitimi almaları gerekecek. Bir de oyunculara verilecek ücretler konusu var. Siz ünlü bir aktör veya aktris olsaydınız, bu iş ne kadar ücret isterdiniz? Belki de sorulması gereken asıl soru şu: Uzayda filminizi çekmeleri için siz ne kadar ücret önerirdiniz?

Etiketler: » » » » »
Share
34 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dominant Ekonomiler

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    Ulusal olarak kullandığımız para biriminin Avrupa'da dörtte biri kadar değerinin olması, sadece ülkemizin değil, dominant ekonomilere sahip ülkelerin dışında kalan tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir durum. Benzer şekilde birçok ülkenin para birimi diğer ülkelerde on kata kadar değersizleşebiliyor. Bu durumu tersten baktığımızda ise bazı ülkelerin para birimlerinin başka ülkelerde çok yüksek bir alım gücü sağlayabildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimenkuller konusunda Türkiye ve benzeri ülkeler tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Çapraz kurla...
  • İnternetten Kartla Ödemeler Rekora Koşuyor

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    İnternetin ve banka - kredi kartlarının hayatımıza girmediği dönemlerde taksitle bir ürün satın almak bir hayli sıkıntılı olurdu. Her şeyden önce en az 2 kişinin size ödemeniz ile ilgili kefil olmasını istemek zorunda kalırdınız. Genelde kefiliniz olmadan da kimse size taksitle mal satmazdı. Diyelim kefili buldunuz bu sefer de size senetler imzalatılır, üzerine yapıştırılacak damga pulları aranır ve senetler bankaya verilirdi. Bir senedi ödemezseniz hemen kefilinize icra gelirdi. Peşin parası olmayanlar için çok zor ve sıkıntılı dönemlerdi Ar...
  • İklim Değişikliği, Gökdelenler ve Akıllı Şehirler

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    İstanbul'da son iki yılda kayıtlara geçen üç önemli ani hava değişimi ve fırtına kayıt edildi. Her üçünde de ortak özellik olarak kuvvetli rüzgar ve yağış, yoğun şimşekler, kısa süreli dolu yağışı, gökyüzünün aniden kararması ve oluşan korkutucu atmosfer olarak karşımıza çıktı. Eğer dışarıda iseniz ve bu dehşet doğa olayının tam içerisinde kalmışsanız en iyi şekilde korunmak zorundasınız. Rüzgarın kuvvetinden dolayı havada uçuşan nesneler nedeniyle yara alabileceğiniz gibi, kuvvetli bir şekilde yere düşen dolu taneleri de vücudunuza ciddi zarar...
  • Facebook Babanızın Tapulu Yeri mi?

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    Gerçekten Facebook hesabınızın kendi üzerinize tapulu bir yer olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer böyle bir düşünceniz varsa bu yazının devamında anlatacaklarım sizi ilgilendiriyor olacak. Çünkü Facebook’ta ne her istediğinizi yapabilir, ne her istediğinizi söyleyebilir ne de her istediğiniz fotoğrafı paylaşabilirsiniz. Çünkü bütün bu yapacaklarınızın Facebook tarafından belirlenmiş çok sıkı kuralları vardır. Bu kurallardan bir tanesini ihlal ederseniz “babanızın tapulu yeri” olup olmadığını görürsünüz. O yüzden Facebook’u üstünüze tapulu ve her ş...