Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu Ekonomi Gazetecileri Kartepe Ekonomi Zirvesi'nde Buluştu

EGD ve TOBB tarafından bu yıl beşincisi gerçekleştirilen Kocaeli Kartepe Zirvesi Türkiye'nin Davos'u olma misyonuyla yoluna devam ediyor. Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ve Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından ortaklaşa düzenlenen 5. Kartepe Ekonomi Zirvesi 3 - 5 Nisan 2009 tarihleri arasında basın, Halkla İlişkiler ve iş dünyasından temsilcilerin katılımıyla Kocaeli Maşukiye'deki The Green Park Resort Kartepe'de gerçekleştirildi.


Ekonomi Değerlendirildi, Krizden Çıkmanın Yolları Arandı

Toplantının açılış konuşmasını yapan EGD Başkanı Celal Toprak her yıl geleneksel olarak düzenlenen 5. Kartepe Ekonomi Zirvesi'ne bu yıl katılımın bir önceki yıla göre arttığını, EGD'nin hedefleri arasında Türkiye genelindeki ekonomi gazetecilerini bir araya getirmek olduğunu belirterek özellikle Ankara, İzmir ve değişik illerimizden katılan meslektaşlarımızla bu hedefi gerçekleştirebileceklerini anlattı ve zirveye katılan herkese teşekkür etti.

Daha sonra meslek ile ilgili sorunların gündeme getirildiği ve Ankara ve İzmir gibi illerde çalışan Ekonomi Gazetecilerinin görüşlerinin yer aldığı bir panel düzenlendi.

Daha sonra toplantıda bir sunum yapan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ağırlıklı olarak küresel kriz üzerinde durarak yapılması gerekenleri ve nelerin yapılamadığını anlattı. Toplantıda "Türkiye'nin kendine yeniden güvenmesi gerekliliği" üzerinde durularak görüş birliğine varıldı. Hisarcıklıoğlu, dünya ekonomisinin 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez küçüldüğünü, küresel ticaretin 1982 yılından sonra ilk kez gerilediğini ve küresel fon akımlarının 1980'ler seviyesine gerilediğine işaret etti. Hisarcıklıoğlu, "Alışık olmadığımız bir dönemden geçiyoruz. Bu dönemde ne yapmak lazım? Krizi çözmek mi, yönetmek mi? Çözüm muhakkak olacak. Hiçbir kriz tümsekte kalmamış, muhakkak aşağı doğru bir inişi olmuş. Kriz de inecek. Ama esas olan bu devrede bu krizi yönetiyor olmamız lazım. Yönetiyor olmak için de şunu yapmak lazım. Küçük adımlar ve kısa vadeli odaklanmaya ihtiyacımız var. Kısa sürede zararı en aza indirgeyecek tedbirlere ihtiyacımız var. Dünyanın yaptığı da bu. Son otuz yılda kendi çabamızla elde ettiğimiz başarıyı sürekli tekrarlamamız gerekiyor" diye konuştu. G-20 toplantılarının küresel işbirliğinde önemli bir başlangıç olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) da yeni rol üstlenerek buna göre hazırlanması gerektiğini kaydetti.


Ekonomi Gazetecileri Derneği Başkanı Celal Toprak

Gazeteci Vahap Munyar

Değişik illerden gelen gazeteciler

2002 yılından itibaren hızlı bir büyüme trendine giren Türkiye'nin 2005'ten sonra büyük bir rehavete kapıldığını, bunda sorumlunun sadece yöneticiler değil toplumun tamamı olduğunu dile getiren Hisarcıklıoğlu, büyüme rakamlarının 2005-2006 yıllarında yatay gitmeye, 2007 yılından itibaren aşağıya doğru yöneldiğini hatırlattı. Hisarcıklıoğlu, "Ben bu ikazları yaptım. Çünkü ben Türk iş camiasının, 1 milyon 300 bin tüccar ve sanayicinin başkanıyım. 2007'de Türkiye'nin büyümesi aşağıya doğru inmeye başlamıştı. 2008'de küresel krizle birleştiği zaman düşme daha da vahimleşti ki işte 2008'in son çeyreğine baktığımız zaman 6,2'lik bir küçülmeyi yaşadık" dedi.

Türkiye'deki sıkıntının aslında küresel krizden önce başladığını, "Aman ne olur kendi içimizde kavga çıkartmayalım. Siyasetin kendi mecrasına müdahale olmasın" diyerek rehavet ortamının körüklendiğine işaret eden Hisarcıklıoğlu, "Rehavet ülkede kardeş kardeşe, kendi kendimizle kavgaya itti. Kendi kendimize problem yaratacak alanlara girdik. Ama işin ilginç tarafı bu küresel krizi çıkartanlar bizden daha hafif etkilenmiş durumda" diye konuştu. Rifat Hisarcıklıoğlu, kriz öncesinde Türkiye'nin de hataları bulunduğunu, 2006'dan sonra Türkiye'de ekonominin geri planda kaldığını, reform süreçlerinin aksadığını belirterek, "Büyüme rakamlarına bakın, iyi mi gidiyor kötü mü gidiyor anlarsınız" dedi.

Rifat Hisarcıklıoğlu, 2005 yılından itibaren rehavete giren Türkiye'yi uyarmak için Cumhurbaşkanı, Başbakan ve bakanlar ile 84 kez bir araya geldiğini belirterek ziyaretlerinin çoğunu iç tüketimin canlandırılması konusunda yaptığını söyledi. Hisarcıklıoğlu, "Eğer iç tüketimi canlı tutabilirsek, hiç olmazsa üretimi devam ettirebilecek en büyük sorunumuzu çözecek bir noktada oluruz" dedi.

Hisarcıklıoğlu, "İnsanlar böyle ortamda tüketmez. Tüketmeyince de ilk işimi ben kaybederim. Herkes buna bağlı olarak kaybediyor. Çözüm yolları ne? Bir sefer iç talebi canlandırmamız. Türkiye'nin GSMH'sinin yüzde 68'i 72 milyonun tüketiminden oluşuyor. Eğer biz iç tüketimi canlı tutabilirsek, hiç olmazsa üretimi devam ettirebilecek, en büyük sorunumuzu çözebilecek bir noktada olabiliriz. Eğer krizin etkisini az hissetmek istiyorsak, yükleneceğimiz yer burası olması lazım. 72 milyona tükettirmek lazım" diye konuştu.

Türkiye'de imalat sanayinde yüzde 24'lük bir kayıp yaşandığını belirten Hisarcıklıoğlu, Türkiye'de şu anda 6 milyon kişinin işsiz olduğunu kaydetti. Şu anda her işleyen 4 makineden birinin stop ettiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Türkiye'de her yıl ilave 750 bin genç istihdam nüfusuna katılıyor. Onun için ekonomik daralmayı kabul edebilmemiz mümkün değil. Bunu sürdürebilmek mümkün değil. Bu böyle giderse daha büyük sıkıntıyla karşı karşıya kalırız" dedi. Türkiye bütçesinin açık vermede makası genişlettiğini, bunun en iyi örneğinin 2009 yılının ilk iki ayında oluşan açık olduğuna değinen Hisarcıklıoğlu, bankacılık sisteminin de reel sektöre karşı kriz döneminde adeta kabuğuna çekildiğini haber verdi.

Küresel kriz için sıra dışı düşünülmesi gereğine değinen Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin kriz bitmeden önemli şansları olduğuna işaret etti. TOBB Başkanı, "Eğer bunları yapabilirsek ki yapabileceğimize inanıyorum ben, dünyadaki bu kriz 2009'un sonunda, 2010'un sonunda mı biter, ki bu son alınan tedbirleri de çok önemsiyorum ben. Ortaya çıkarılacak olumlu havayla birlikte dünya 2010'da büyüme moduna geçecek inşallah. Geçtiği noktada bizim gücümüzü kaybetmememiz lazım" dedi.

"İki tane şey çok önemli. İki tane çıpamız lazım" diyen Hisarcıklıoğlu bunları "güçlü ekonomi", "kaliteli demokrasi" olarak tarif etti. Hisarcıklıoğlu, "Güçlü ekonomimiz olacak çünkü hepimiz zengin olmak istiyoruz. Gelişmiş ülkenin vatandaşından bir eksiğim yok, ben de o refah düzeyine ulaşmak istiyorum, diyorum. Demokrasim kaliteli olacak, demokrasi, insan yaşamı standartları benden üstte olanlardan hiçbir eksiğim yok fazlam var. Onun standartlarında da yaşıyor olmalıyım ben. Bakın ama bu ikisi birbirinin ayrılmaz bir bütünü. Güçlü ekonomin olmasını istiyorsan demokrasin kaliteli olacak arkadaş. Kaliteli demokrasi olmasını istiyorsan da ekonomin güçlü olacak. Bu çıpa birbirinin ayrılmazı ama bu çıpayı yapabilmek için, yapısal reformları yapmamız lazım. Bu kriz anlarını aslında fırsat bilmemiz lazım. Eğer krizi fırsata çevirmek istiyorsan en önemli nokta" şeklinde konuştu. Demokrasinin de kalitesinin arttırılması isteniyorsa herkesin hesabını verebilir noktaya gelmesi gerektiğine dikkat çeken Hisarcıklıoğlu, "Ama kimse hesap veremiyor, kimse soramıyor, böyle demokrasi olur mu?" diye sordu.


Patronlar Dünyası Genel Yayın Yönetmeni Cihan Orhan

Salondan Görünüm

Halkla İlişkiler Derneği Başkanı Fügen Toksü

Konuşmasının sonunda son otomobil zamları, IMF ve seçimlere değinen Hisarcıklıoğlu ilgi çekici mesajlar verdi. Hisarcıklıoğlu, otomobilcileri eleştirerek "Böyle bir şey olur mu? Hem satamıyoruz diye şikayet edeceğiz ondan sonra da hadi bakalım biraz önü açıldı zam yapalım. Böyle bir şey olamaz" dedi. Türkiye'nin IMF ile anlaşmasını, ancak IMF'nin de anlayışını değiştirmesinin gerektiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, "Herkesin anlayışı değişti. Bu enflasyon anlayışı, diğer tüm anlayışlar yıkıldı" diye konuştu. Ekonomide olduğu gibi siyasette de herkesin birbirine güvenmesi gereğinin ortaya çıktığını hatırlatan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, "Güvenilmesi gereken şey milletin sağduyusudur. 2007 seçimleriyle 2009 seçimlerini farklı tutmamız lazım. Ancak son yerel seçimlerde çok önemli bir mesaj var. Sadece siyasi partiler olarak algılıyoruz. Bütün Türkiye'deki kurum ve kuruluşlar kim varsa herkese mesaj var burada. Herkes kendi alanının içerisinde hareket ederse, bu millet kendi sağduyusuyla istediği şekilde ne yapabileceğini gösteriyor. Onun için ümitsizlenecek, umutsuzlanacak hiçbir şey yok" ifadelerini kullandı.


7 Nisan 2009