Turkcell Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu ve Maxi Haber Genel Yayın Yönetmeni Aykut altındağ LALE SARAL DEVELİOĞLU
Turkcell Pazarlamadan Sorumlu
Genel Müdür Yardımcısı

Bu haftaki konuğum Turkcell'in Pazarlamadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Lale Saral Develioğlu. Turkcell'de yapılan tüm kampanyalarda, oluşturulan tüm tarifelerde onun imzası var. Kendisiyle röportajımızı İstanbul Tepebaşı'nda bulunan Turkcell Plaza'da gerçekleştirdik. 1968 İstanbul doğumlu olan Develioğlu diş hekimi bir baba ile ev hanımı bir annenin büyük kızı. Kendisinden küçük bir kız kardeşi var. Bütün çocukluğu Kadıköy Moda'da geçmiş. Kendisine nasıl bir çocuk olduğunu sorduğumda aile bağlarının çok güçlü olduğunu, uslu ve sorumluluklarının bilincinde bir çocukluk geçirdiğini söyledi.

Orta ve lise eğitimini Üsküdar Amerikan Lisesi'nde tamamlayan Develioğlu derslerinde bütün öğrenim hayatı boyunca hep başarılı olmuş. Dersleri dışında kalan zamanlarında da mandolin çaldığını ve okul takımında voleybol oynadığını anlattı. Ayrıca lise ve üniversite yıllarında haftasonları yetiştirme yurtlarında gönüllü olarak çalışmış. Orada hem çocuklara derslerinde yardımcı olmuş hem de onlara ablalık yapmış. Üniversiteyi 1986 - 1990 yılları arasında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü'nde tamamlamış. Babası doktor olmasını istemesine rağmen kendi yeteneklerinin farkına vararak bu bölümü seçmiş ve çok severek okumuş. Develioğlu'na göre Endüstri Mühendisliği insanın hayata bakışını, işleri yapışını ve analitik yanını çok güçlendiriyor. Üniversite yıllarında yoğun ders programına rağmen Alman ve İtalyan Kültür'de Almanca ve İtalyanca öğrenmiş. Üniversiteden sonra 2 sene Amerika'da New York'a giderek Yönetim Mühendisliği, Yönelim ve Araştırma üzerine master yapmış. O zamanlar kafasında pazarlamacı olmak yokmuş. Projeler konusunda çalışmak ve danışmanlık yapmak istediği için master sırasında hem asistanlık hem de dışarıdaki şirketlere önemli projeler üretmiş. Develioğlu bir projeyi ele alarak baştan sona bitirip ortaya bir şey çıkarmanın kendisine büyük bir heyecan verdiğini de keyifle anlattı.

1992'de Türkiye'ye dönünce Unilever'de Ürün Müdürü olarak işe başlamış ve bu görevde 5 sene çalışmış. Daha sonra Ürün Grup Müdürü ve Pazarlama Müdürü olmuş. Unilever'de toplam 12 seneyi bulan bir kariyerin ardından pazarlamayı çok sevdiğini fark etmesi üzerine Aralık 2003'de Turkcell'e Bireysel Müşterilerin Bölüm Başkanı olarak transfer olmuş ve 3 yıl boyunca bu görevde kalmış. Başarılı bir performans gösterdiği için 2006 yılında Genel Müdür Yardımcılığı görevine geririlmiş ve halen de bu görevi sürdürüyor. Develioğlu, pazarlama konusunda kendisine aşırı derecede güveniyor. Ona göre pazarlamayı çok doğru bir yerde öğrenmiş ve en doğru zamanda Turkcell'e geçmiş. Turkcell'de hem bütün pazarlamadan sorumlu hem de bireysel müşterilerin tamamının gelirini yönetiyor. Sorumluluğundaki 6 bölümün başkanı kendisine yardımcı oluyor ve 210 kişiden oluşan bir ekibi var. Bu 6 bölüm; Bireysel Müşteriler Yönetimi, Bireysel Müşterilerin Katma Değerli Servisler Pazarlaması, Fiyatlandırma, Müşteri ve Pazar Öngörüleri, Pazarlama İletişimi ve Medya, Terminal Yönetimi'nden oluşuyor. Bunların dışında 2 sorumluluğu daha olmuş. Biri 2008'de üstlendiği numara taşınabilirliği konusu diğeri ise bu sene gerçekleşen 3G Lansmanı. Her iki projenin sorumluluğunu üstlenmiş olmaktan gayet mutlu olduğunu gözlemledim.

Develioğlu, 3G ile 81 ilde herkesin internete ulaşabilmesinden büyük gurur duyuyor. Kendisine 3G ile ilgili ilk 3 aylık durumu sorduğumda, 3G konusunda beklediklerinden çok daha büyük bir ilgiyle karşılaştıklarını söyledi. Herkesin bir an önce 3G'ye geçmesi gerektiğini, çünkü pahalı olmadığını, 3G için geçiş ücreti istenmediğini ayrıntılarıyla anlattı. Müşteri memnuniyetini çok önemsediklerini, o yüzden müşterilerin hayatlarını kolaylaştıracak, kolay ulaşabilecekleri ve kullanabilecekleri ürünleri, servisleri sağlamaya çalıştıklarını ve buna bağlı olarak da ilgili kampanya ve teklifler hazırlamaya devam edeceklerini söyledi.

Develioğlu'na Turkcell'in doğa ve çevre yaklaşımını sorduğumda bütün iş yapış şekillerini ve süreçlerini daha yeşil olma yönünde değiştireceklerini söyledi. Ayrıca Turkcell olarak müşteri memnuniyetini hep canlı tutmak için hem kaleyi korumaya hem de dışarıdakilere kucak açmaya çalışıyorlar. 2010 hedeflerinin müşteri memnuniyeti için yenilikçi ürünlerin ve yeni servislerin kullanımını arttırmak ve VINN ile 3G kullanımı için müşterileri teşvik etmek olacağını belirtti.

Bu kadar yoğun iş temposu arasında kendi özel yaşamına da zaman ayıran Develioğlu, tatillerde yeni yerleri görmeyi, yeni şeyler yaşamayı çok seviyor. Maceraperest bir ruhu var. Eşi, oğlu ve arkadaşlarıyla kültür turları yapmayı seviyor. Daha önce gördüğü yerlere 9 yaşındaki oğluyla tekrar gitmekten büyük keyif alıyorlar. Kapadokya'nın özellikle de Uçhisar'ın yeri onlar için apayrı. Gittikleri yerlerdeki değişik ve güzel restaurantlarda yemek yemeyi ihmal etmiyorlar. Yemek ile ilgili konu açılmışken, yemek yapmayı sevdiği halde vakitsizlikten yapamadığını ama ileride mutlaka yapacağını özellikle belirtti. Haftada 2 kere yoga yaptığını, cam boncuk ve ebru işleriyle uğraştığını da sohbetimiz esnasında öğrendim. Ayrıca bahçe ve bitki işleriyle uğraşarak dinlenmeyi seviyor. Kendisine yeni mezun olacaklara kariyerleri ile ilgili olarak ne tavsiye edersiniz diye sorduğumda onlara telekomünikasyon sektöründe çalışmalarını ve global düşünmelerini tavsiye etti. Görünen o ki; Lale Saral Develioğlu'nun başarılı kariyeri onun bundan sonra yapacaklarının bir teminatı. Düzenleyeceği kampanyalar, ekonomiye sağlayacağı katma değerli hizmetler ve daha nice başarının altında onun imzasını görmeye devam edeceğiz. Bu güzel sohbeti ve bize ayırdığı zaman için kendisine teşekkür ediyorum.

Aykut ALTINDAĞ
Genel Yayın Yönetmeni



A.A. : Çocukluğunuzdan başlayarak bize kendinizi tanıtabilir misiniz?
Lale Saral Develioğlu L.S.D. : 27 Kasım 1968'de İstanbul'da doğdum. Babam diş doktoru, annem ev hanımı. Bir tane benden küçük kız kardeşim var. Aile bağları çok kuvvetli, birbirine çok yakın, birbirini çok seven sıcak bir ailede büyüdüm. Genelde çocukken de çok meraklı, çok sosyal, çok çalışkan, hiç problem yaratmayan, sorumluluklarının çok farkında olan bir çocuk ve ablaydım. Eğer anneme sorarsanız çok sorunsuz, hiç yaramazlığı olmayan, çok akıllı bir çocuk olduğumu söyler. Küçükten itibaren matematiğe, yeni konulara, okumaya çok meraklıydım. Moda'da büyüdüm. Mandolin çaldım. 5 yıl baleye gittim. Ortaokul ve lise yıllarında voleybol oynadım, okul takımındaydım. Haftasonları sosyal yardım kulüplerinde, yetiştirme yurtlarında çalıştım. Üsküdar Amerikan Lisesi'nde okudum. Orada genelde çalışkan iyi bir talebeydim, hep takdir, teşekkürle geçtim. Okurken babamın yönlendirmesiyle doktor olmayı düşündüm, ama lisede kendi yeteneklerimi daha çok keşfedince aslında mühendisliğin, özellikle de endüstri mühendisliğinin, bana çok uyacağını düşündüm. Daha pratik ve analitik düşünebilme, daha bütünsel bakabilme konularında kuvvetli yanlarımın olduğunu fark edince üniversitede Endüstri Mühendisliği'ni tercih ettim.

A.A. : Biraz da üniversite yıllarından bahsedebilir miyiz?
L.S.D. : 1986 yılında Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'ne girdim. O zamanlar iki basamaklı sınav vardı. İlk sınavda dereceye girince, birazda çevrenin etkisiyle, ikinci sınavda o zamanların en yüksek puanı olan Elektronik Mühendisliği'ni ilk tercih olarak yazdım, ama pek de istediğim bir bölüm değildi. Sınavı biraz kaytararak çalışınca asıl istediğim Endüstri Mühendisliği'ni kazandım. Çok severek, keyif alarak okumuştum. Bence Endüstri Mühendisliği insanın hayata bakışını, işleri yapışını, analitik yanını çok kuvvetlendiriyor. Lisedeki başarı üniversitede de devam etti. Üniversitedeyken önce Alman Kültür'e sonra da İtalyan Kültür'e gittim. Bu yüzden biraz Almanca ve İtalyanca biliyorum. Üniversitede de yetiştirme yurtlarında çalışmaya devam ettim. Orada çocuklara hem derslerinde yardımcı oldum hem de ablalık yaptım. 1990'da üniversiteyi bitirdikten sonra Amerika'ya bursla master yapmaya gittim. Babam benden pek ayrılmak istemediği için gitmemi istemiyordu. Ben de gitmeme ikna olması için oradan burs aldım. Tabii bursu alınca gitmeme bir şey diyemedi. New York'da Rensselear Polytechnic Institute'e gittim. Mühendislik konusunda çok kuvvetli bir üniversite. Orada Yönetim Mühendisliği ve Yönelim ve Araştırma üstüne 2 yıl okudum. Döndüğümde mühendislik yapmak istemediğimi bildiğim için mühendisliği biraz daha iş dünyasına yöneltecek bir şekilde nasıl hayatıma sokabilirim diye bu konuları seçtim. O zamanlar kafamda pazarlamacı olmak diye bir fikir yoktu. Proje ve danışmanlık yapmak istiyordum. Master sırasında üniversitede asistanlığın yanı sıra dışarıda şirketlere önemli projeler yapıyorduk. Onlar da çok hoşuma gidiyordu. Yani bir şeyi alıp baştan sona bitirip ortaya bir şey çıkarabilmek. Aslında geri dönüp baktığımda bir şeyleri yapma, bitirme güdümün kuvvetli olduğunu hatırlıyorum. İş hayatında bu aslında iyi bir değer. 1992'de Türkiye'ye döndüm.

A.A. : Çalışma hayatınız nasıl ve nerede başladı? Şu andaki pozisyonunuza gelene kadar hangi firmalarda ne tür görevler aldınız?
L.S.D. : Türkiye'ye döndüğümde tam olarak ne istediğimi cümleler halinde ifade edemediğimi şimdi görüyorum. O zaman Türkiye'de önde gelen 1 - 2 büyük şirket vardı ve kariyerine oralarda başlamak iyi olur diye konuşuluyordu. Ben de bunlardan birisi olan Unilever'de Ürün Müdürü olarak işe başladım ve 5 yıl boyunca bu görevde çalıştım. Sonra Ürün Grup Müdürü ve son olarak da Pazarlama Müdürü oldum. Unilever'de tam 12 yıl çalıştım. Unilever işe yeni başlayanlar açısından birçok şey öğrenmek için çok iyi bir yer. İçine girdikçe pazarlamayı çok sevdiğimi gördüm. Unilever'in desteğiyle birçok eğitimden geçtikten sonra bu konunun benim kuvvetli bir yanım olabileceğini fark ettim. Aralık 2003'de Turkcell'e Bireysel Müşterilerin Bölüm Başkanı olarak transfer oldum ve 3 yıl bu görevde çalıştım. 2006'da Genel Müdür Yardımcısı oldum ve halen bu görevime devam ediyorum. Ben pazarlamayı çok doğru bir yerde öğrenip çok doğru bir zamanda Turlkcell'e geldiğimi düşünüyorum.

A.A. : Turkcell'de görev tanımınız nedir? Tam olarak ne tür operasyonlar sizin sorumluluğunuzda gerçekleşiyor?
L.S.D. : Pazarlamanın içerisinde çok değişik bölümler ve sorumluluklar var. Turkcell'de benim aslında 2 şapkam var. Biri bütün pazarlamanın sorumluluğu, diğeri de bireysel müşterilerin tamamının gelirlerinin yönetimi. Sorumluluğumda 6 bölüm var. Bunlardan biri Bireysel Müşteriler Yönetimi. Burada Turkcell'in 36 milyon müşterisinden 34 milyonunun abone alım, kayıt, memnuniyet ve gelir yönetiminin sorumluluğu var. Diğeri Bireysel Müşterilerin Katma Değerli Servisler Pazarlaması. Burada 34 milyon müşterinin memnuniyeti dışındaki data ve diğer hizmetlerle ilgili kullanımın, gelirlerin ve o servislerin pazarlamasının sorumluluğu var. Üçüncü bölümümüz Fiyatlama, Faturalama, Analiz Yapılması. Çok büyük bir sorumluluk. Çünkü bütün değişik müşteri gruplarının ihtiyaçlarına yönelik değişik teklifler sunma vizyonuyla yola çıktık. Dolayısıyla her müşterimizin ihtiyacını anlayıp ona göre farklı teklifler götürmek istiyoruz. Dördüncü bölümümüz Müşteri ve Pazar Öngörüleri dediğimiz bir bölüm. Bunun altında bütün pazar araştırmaları, bizim müşteri tecrübesinin yönetimi ve müşteri memnuniyetinin sağlanması yer alıyor. Bir kampanyaya çıktığınızda onunla ilgili soruların cevaplarının hazırlanması ve yönetilmesi gibi. Beşinci bölüm Pazarlama İletişimi ve Medya. Bu da Turkcell'de bütün reklam faaliyetlerinin hazırlanmasını ve bunların medyada kullanımını içeriyor. Bütün reklamların yapılması, yayınlanması ve onun bütçelenmesi de bizim sorumluluğumuzda. Altıncı bölüm Terminal Yönetimi. Burada, özellikle 3G'nin gelmesiyle, müşterilerimize 3G'yi kullandırmak için çok daha fazla uygun cihazlarla ilgili teklifler ve kampanyalar yapıyoruz. Bunların içerisinde iphone, blackberry, Nokia, Samsung gibi cihaz üreticileriyle ortak yaptığımız kampanyalar yer alıyor. Ayrıca VINN'ı getirmek, sunmak, VINN baz istasyonu, multimodem gibi ürünleri hazırlayıp getirmek ve müşteriyi tekliflerle buluşturmak, akıllı cihazlarla Türkiye'deki müşterilerimizin penetrasyonunu arttırmak. Yani bütün cihaz kampanyaları da buradan çıkıyor.

Bunların dışında benim çok keyifle yaptığım 1 - 2 sorumluluğum daha vardı. Geçen sene numara taşınabilirliği bütün Turkcell'de her noktaya dokunan bir projeydi ve bu projenin sponsorluğunu üstlenmiştim. Bu sene de çok keyif alarak 3G lansmanının bütün Turkcell içerisindeki koordinasyon sorumluluğunu almıştım. Bu tip bütünsel bakış gerektiren projelerin de sorumluluğunu almak beni ayrıca mutlu ediyor, çünkü günün koşuşturması dışında ortaya tamamen bir şeyler çıkarıp götürebiliyoruz. Pazarlama dediğimizin altında 210 kişiden oluşan bir ekibimiz var. Direkt benimle çalışan 6 ayrı bölüm başkanı arkadaşım var.


A.A. : Biraz da çok konuşulan 3G konusuna gelmek istiyorum. 3G ile ilgili çok şey yazıldı çizildi. Hatta 3G çok geç kaldı. Buna rağmen şu anda 81 ilde 3G hizmeti veriyorsunuz. İlk 3 ayı geride bıraktık. Bir durum değerlendirmesi yapabilir misiniz? (Abone sayısı, kampanyalı satılan cihaz ve modem sayıları)
Lale Saral Develioğlu ofiste çalışma ortamıL.S.D. : Öncelikle 3G'yi bugün Türkiye'ye getiren ekibin içinde olmaktan büyük bir gurur duyuyorum, çünkü 3G ile 81 ilde isteyen herkes internete ulaşabiliyor. Cep telefonundan internete girip dünyanın bambaşka bir köşesindeki bir bilgiye çok rahatlıkla ulaşılabiliniyor. Bunun toplumun kalkınmasında çok önemli bir adım olduğunu önümüzdeki yıllarda çok daha iyi görerek fark edeceğimize inanıyorum. O yüzden çok büyük gurur duyuyorum. Beklediğimizin çok üstünde bir ilgiyle gidiyor. Biz 3G'nin zaman içerisinde daha iyi algılanarak kullanılmaya başlanacağını düşünürken özellikle hızla müşterilerin bize başvurduğunu düşünüyoruz. İlk 2 ayda 3.5 milyon müşterimiz 3G aboneliği için bize başvurdu. Tabii bunların bir kısmının 3G cihazı yok, ama bu da ilgiyi gösteriyor. Diğer abonelerin de 3G'li bir cihaza geçer geçmez kullanma niyeti olduğunu görüyoruz. O yüzden bizler de çok uygun fiyatlara 3G'li cihazlar sunmaya çalışıyoruz. Bu sene ve 2010 için 3G'li cihazlarla ilgili kampanyalar yapmaya başladık. 2010 yılının stratejik planı insanların 3G'yi kullanmalarını sağlamak, sadece cepten değil mobil modemlerle beklediğimizden çok hızlı bir şekilde insanlara ulaşmak. İlk 2 ayda 100.000'den fazla cihaz sattık ve hızla artıyor, çünkü ilk günlerde o kadar çok ilgi oldu ki Ulaştırma Bakanı da söylemişti halk cihaz bulamıyordu. Biz bu kadar yoğun talebe biraz hazırlıksız yakalanmıştık. O yüzden ilgiden memnunuz. Bir tek konuya değinmek gerekir. Belli bir ilgi olmakla beraber ben kendi çevremde şunu görüyorum: " 3G'ye geçmiyorum, çünkü 3G pahalı". Nedense yeni teknoloji olması sebebiyle pahalı olacağı algısı var. Bir kere geçiş ücreti yok. Herkes geçişte bir para alınacak diye düşünüyor. Halbuki böyle bir şey yok. Bir SMS atıyorsunuz, 3G network'üne geçiyorsunuz ve o şebekenin üstünden rahatlıkla hem konuşuyor hem de hızlı internet kullanıyorsunuz. Burada onlarca kat daha hızlı bir iletişimi elde ediyorsunuz.

A.A. : 3G ile hayatımızda yeni bir dönem başladı ve katma değerli servislerde ciddi bir artış yaşanıyor. Turkcell olarak 3G ile birlikte ne tür katma değerli servisler vermeye başladınız? En ilgi çekeni hangisi?
L.S.D. : 3G'de müşterilerimize 20'nin üzerinde ürün sunduk. İlk başta herkes görüntülü görüşme ile başladı. Telefonla görüntülü görüşme özelliği olan müşterilerimiz hızla bu ürünü denediler. Ama bütün dünyada olduğu gibi Türkiye'de de buna olan ilginin biraz azaldığını görüyoruz. Fakat bizde dünyadan daha da fazla kullanılıyor. Buna inanıyorum, çünkü Türkiye'de aile bağları çok kuvvetli ve müşterilerimizin başka şehirlerde oturan yakınlarını var. 3G denince insanların aklına görüntülü görüşme geliyor. Halbuki 3G'de en çok kullanılan özellik mobil internet. Yani 3G'yi alan müşterilerimiz cepten en çok internete girdiler ve 3G'ye geçtikten sonra telefonu değişmese bile müşterilerimiz interneti çok daha fazla kullanmaya başladı. Bizde 3G'den sonra internet veya data kullanımı 3 kat arttı. Ayrıca Mobil TV çok ilgi gördü. Onun dışındaki servislerde adetler henüz çok yükseklerde değil. Daha düşük adetlerdeyiz. Burada hem bize hem de iş ortaklarımıza daha çok görevler düşüyor. 2010'da bizim müşterilerimize çok daha pratik, hayatlarını kolaylaştıracak, kolay ulaşabilecekleri ve kullanabilecekleri ürünler, servisler, içerikler sağlamamız gerekiyor. Şu anda içinde 3G'si olan laptoplar sunuyoruz. En çok ilgiyi VINN çekti ve 2010'da ağırlığımız VINN üzerine olacak. VINN bizim önemli bir odağımız, çünkü insanlar bir alternatif olarak gördüler. O yüzden kampanyalarımız, tekliflerimiz devam edecek.

Lale Saral Develioğlu markalar ile işbirliğinin anlatıldığı basın toplantısındaA.A. : Turkcell markalar ile işbirlikleri yaparak Turkcell kullanıcılarına avantajlar sağlıyor. Ekonomik açıdan da aile bütçelerine büyük destek olan bu işbirlikleri hakkında neler söyleyebilirsiniz? Şimdiye kadar ekonomiye ne kadar katkı sağladınız?
L.S.D. : Biz bu seneye girerken kampanyalarımıza daha çok ağırlık vereceğiz dedik ve daha çok müşterimize fayda sunacağız. Markalarımız 2000'den fazla noktada geçerli. Biz yaygınlığa çok önem veriyoruz. Yani çok şehirde ve çok dükkanda fayda sağlıyor olmamız lazım. Bu sene ilk 8 ayda toplam 190 milyonluk fayda verdik. 5 milyon kez indirimden faydalanılmış. Yaz dönemi daha çok yaz tatili ve seyahat markaları ile ilgili indirimler verdik. Bu indirimlerin devamlılığını sağlamak için turkcellcity diye web sitesi hazırladık.

A.A. : Turkcell, doğayı korumak adına neler yapıyor?
L.S.D. : Bu konuda dünyada artan bir bilinç var. Biz bütün iş yapış şekillerimizi ve iş süreçlerimizi daha yeşil olma yönünde değiştireceğiz. Bu ilk adımımız. Daha atacak çok adımımız var. Ama şirket olarak daha yeşil ve doğaya daha saygılı olma konusunda en azından hevesimizi, heyecanımızı başlattık ve bu konuda adımlar atacağız. Bütün operasyonlarımızda "çevreye saygılı, doğaya dost" sloganıyla hareket edeceğiz.

A.A. : 2010'da Turkcell'in pazarlama stratejisi ne olacak? Kaleyi mi koruyacak yoksa çok daha agresif kampanyalarla abone sayını mı arttıracak? Biraz gelecek planlarınızdan bahseder misiniz? 2010'da hedeflediğiniz abone sayısı nedir? Kaç bin 3G'li cihaz satmayı planlıyorsunuz?
L.S.D. : 2009'da çok yoğun fiyat rekabetinin yaşandığı bir sene geçirdik. Biz 3G ile birlikte artık gündemimizi daha yeni teknolojilere ve müşteriye değer katmaya çevirmeyi hedeflemiştik ve bu yönde de açıkçası ilerliyoruz. 2010'daki hedefimiz çok daha fazla yenilikçi ürünlerin, mobil internetin ve yeni servislerin kullanımını arttırmak. Ayrıca müşterilerimize daha farklı, zengin, hayatlarını kolaylaştıran hizmetler sunmayı ve öncelikle müşterilerimizin memnuniyetini arttırarak bize bağlılıklarını arttırmayı hedefliyoruz. Yani hedefimiz hem kaleyi korumak hem de dışarıdakilere kucak açmak. 2010'da 3G abone sayımızı hızla arttıracağız. Biz hem Turkcell olarak hem de 3G cihaz üreticileriyle birçok ortak kampanyalarla bu sayıyı hızla arttırmaya çalışacağız. Bakıldığında Türkiye'deki akıllı cihaz sayısı son 1 yıl öncesine kıyasla 14 kat arttı. Yani gittikçe artan bir oranda talep var. Bu tip akıllı internet cihazlarının kullanımını arttırmaya yöneleceğiz. Bunların toplam içerisindeki payını hızla arttıracağız. Bu hem bizim yaptığımız kampanyalarla hem de bu sektörün içerisindeki diğer üreticilerin, markaların yaptıkları çabalarla olacak. Aynı şeklide mobil internet kullanımında da müşterileri teşvik edeceğiz. Hem de içinde bağlantısı olan laptoplar, notebooklar büyüyecek. 2010'da lokomotif VINN ve 3G olacak.


A.A. : Özel ilgi alanlarınızı öğrenmek istiyorum. Spor ve müzik ile aranız nasıl? Tatil tercihiniz. Üyesi olduğunuz dernekler var mı?
L.S.D. : Ben gezmeyi çok seviyorum. Bütün tatillerde bir yerlere kaçmaya gayret ediyorum. Yeni bir şeyler yaşamayı seviyorum. Oğlum, eşim ve arkadaşlarla tatili çok seviyoruz. O yüzden oğlumuz hiç yanımızdan ayrılmaz. En sevdiğimiz tatillerimiz Afrika'da safari, doğa ile beraber olmak, kültürel turlar. Oğlum tarihi çok seviyor. Gördüğümüz şehirleri oğlumuza da tanıtmaktan çok keyif alıyorum. O yüzden Londra'ya, Paris'e gidip onunla müzeleri bir kez daha gezmek bana büyük bir heyecan veriyor. Biz Kapadokya'yı çok seviyoruz. Oraya sık sık gidiyoruz. Ailecek gönlümüzün bir kısmı Uçhisar'da. Yemek konusuna gelince; sadece arkadaşlarım geldiği zaman yemek yapıyorum. Diğer zamanlar hiç fırsatım olmuyor. Değişik mutfakları tatmayı seviyorum. Gittiğimiz tatillerde mutlaka oranın en değişik ve en güzel restaurantlarını bulup yemek yemeğe gayret ediyoruz. Yoğun tempoyu dengelemek için düzenli olarak haftada 2 sabah öğretmeninle birlikte yoga yapıyorum. Diğer hobilerim biraz daha dingin şeyler. Cam boncuk yapıyorum, kendi atölyem var. Ebru yapıyorum, haftada bir ebru dersi alıyorum. Bahçeyle uğraşıyorum, bitkileri çok seviyorum. Reklamverenler Derneği ve IAA Uluslararası Reklamcılık Derneği üyesiyim.

A.A. : Son olarak yeni mezun olup kariyerlerine yeni başlayacak olanlar için bir mesajınız var mı?
L.S.D. : Teknoloji bence bir toplumun ileri gitmesi için çok önemli bir fırsat. Bu dönemde teknoloji sektöründe olduğum için çok mutluyum. Bence telekomünikasyon sektörü çok cazip bir sektör. Yeni mezun olanlara burada çalışmalarını şiddetle tavsiye ederim. Çünkü çok büyük şeyleri deneyip, görüp, fırsatları değerlendirmek için kendilerine yetkilerin, fırsatların verilebildiği bir sektör. Eğer alt sermayelerde ya da büyük şirketlerde çalışmayacaklarsa ve girişimci ruhları varsa çok az sermaye ile çok büyük fark yaratabileceklerini düşünüyorum. Sadece tek tavsiyem biz genelde global düşünen bir kültür ve ülke değiliz. Gençler belki bizden daha cesurdur ve bu konuda kendilerine güvenleri daha gelişmiş olabilir. Buna güveniyorum. O yüzden gençler daha global düşünülürse daha büyük işler becerebileceğimize inanıyorum.










© www.maxihaber.net (Kasım 2009)