logo

Tereyağı ve Balla Kaymak


Aykut Altındağ
aykut@maxihaber.net

Yaşlı adamın eşi evde tereyağı yapıyordu, kocası ise her gün yakınlarındaki bakkala götürüp satıyor, onunla geçiniyorlardı. Bakkal adamın getirdiği tereyağını hiç tartmıyordu. Ancak bir gün acaba dedi, adam gittikten sonra tereyağını tartıya koydu, 900 gram olduğunu görünce çok öfkelendi ve “yarın geldiğinde bunun hesabını sorar bir daha da ondan alışveriş yapmam” dedi.

Ertesi sabah yaşlı adam elinde tereyağı içeriye girdi, bakkal sert bakışlarıyla “bir daha senden tereyağı almayacağım” dedi. Yaşlı adam üzülerek “efendim bir yanlışım mı oldu” diye cevap verdi.

“Bakkal, efendi senin bana verdiğin tereyağını tarttım, tam tamına 900 gram geldi ayıp değil mi bu yaptığın” diye çıkıştı.

Yaşlı adam utanarak başını yere eğdi ve “Efendim bizim terazimiz yok, sizden bir kilo şeker almıştık onu tartı olarak kullanıyoruz” deyince bakkal utancından ne yapacağını şaşırdı.

Şimdi diyeceksiniz bu hikaye nereden çıktı? Aslında kendi sektörümüzde “kıymet verme” konusuna dikkat çekmek istedim. Bizler işimiz gereği günlük mesai saatlerimizin önemli bir bölümünü basın toplantılarında veya benzeri basın davetlerinde geçiriyoruz. Bizi davet eden PR firmaları ve markanın kurumsal iletişiminde çalışan arkadaşlarımızın bazıları bizi daha kapıda karşılıyor, kimisi boynumuza sarılıyor, halimizi hatırımızı soruyor, aç mıyız susamış mıyız yoksa bir kahve mi içeriz diye soruyorlar. Hatta hiç tanımasalar bile yanımıza kadar gelip tanışıp elimizi sıkarak sohbet ediyorlar. Toplantı sonrası kapıya kadar yolcu ederek hatta öperek uğurluyorlar.

Bir de bunun tam tersi durumlar var. Daha kapıdan girerken hiçbir yetkili karşılamıyor. PR tarafında veya kurumsal iletişim tarafında olsun geldiğimizi gören kişi oturduğu yerden bile kalkmadan uzaktan elini kaldırarak selam veriyor. Yanınıza gelip sohbet eden yok. Sonra bir bakıyorsunuz çok tanınan bir gazetenin bir editörü kapıdan giriyor. O da ne !!! Biraz önce yerinden kıpırdamayan selam verirken oturduğu yerden kalkmaya tenezzül bile etmeyen “iletişimci” arkadaşımız hazırol vaziyette o kişinin yanında. Çay-kahve sohbet… Toplantı başlıyor ve bitiyor. Bizlere çıkarken yine kimse “güle güle”, “gene bekleriz” falan demiyor. Veya bazen yanımıza gelerek zoraki ve oldukça soğuk bir “nasılsınız?”. Tüm konuşma taş çatlasa 1 dk. sürüyor.

Uzun sözün kısası biz dostlarımızla sade tereyağını ekmeğe sürer yeriz ama böyle giderse bazı markalar ile ilişkilerimizi “balla kaymak” bile düzeltemeyecek.

Böyledir işte dünya… Kimse unutmasın ki; kime ne ağırlıkta kıymet verirseniz o ağırlıkta kıymet görürsünüz…

Etiketler: » » » »
Share
7349 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Elon Musk

    01 Kasım 2017 Köşe Yazıları

    Elon Musk son dönemde gerek yaptığı yatırımlar, gerekse idealist bakış açısıyla ürettiği fikirler ile dünya tarihine damgasını vuruyor. Son 10 yılda kurduğu şirketlerin kendi endüstrilerinde liderliğe oynaması sadece şans faktörüne bağlanamaz. Yüksek vizyon, nitelikli işgücü, doğru yatırım ve finansal güç gibi birçok unsurun bir araya gelmesi ile ancak bu seviyede bir başarı sağlanabilir. Bu unsurların tamamı doğru bir simya ile harmanlandığında ortaya çıkan üretim tarzı, hiçbir rakip firmada olmayan özellikleri beraberinde getirir ve farklı bi...
  • Danışmanlar Her Şeyi Bilmezler

    01 Kasım 2017 Köşe Yazıları

    Bilişim Sektörü'nde uzmanlık alanınız ne olursa olsun Danışmanlık yapmak çok zordur. Bu Danışmanlık mesleğinin zorluğu veya işin ağırlığından değil genelde Danışmanlık yaptığınız kurum ve kişilerin çevresindeki dalkavuklardan kaynaklanan bir zorluktur. Çünkü bu kişiler kendilerinden çok daha fazla şey bilen birisine karşı hoşgörü ile değil daha çok boş yere para alan ama hiçbir işe yaramayan bir "Sülük" gözüyle bakarlar. Bu zavallı insanlar sığ beyinleriyle yaptığınız çalışmaları akılcı değerlendirmelerden çok uzaktan kötülemekten başka bir şey...
  • Teknoloji Firmalarının Geleceği

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Hangi sektörde olursa olsun yüksek teknoloji kullanarak mal veya hizmet üreten şirketlerin tamamı sürekli risk içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, atalettir. Diğer bir deyişle, yüksek yatırım ve teknolojik Ar-Ge ihtiyacı olan bir sektörde hareketsiz kalmak ve değişime adapte olamamak, aynı zamanda firmanın kapanmasıyla sonlanabilir. Bir başka husus, benzer şekilde değişen müşteri ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit edip buna göre güncelleme yapamamak da bir firma için geçerli bir kapanma nedenidir....
  • Araç Muayenesinde Aklınıza Takılan Sorular

    01 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Aracınızın periyodik muayenesinin zamanının gelip gelmediğini öğrenmek için ruhsatınızı bir kontrol edin ve eğer muayene zamanınız yaklaştıysa yapacak bir hayli işiniz olacak demektir.  Aşağıda bu konuda aklınıza gelebilecek soruları biraraya getirmeye çalıştım. Araç Muayenesi Nedir? Araç muayenesi, trafiğe çıkan motorlu ve motorsuz araçların teknik yeterlilikte olup olmadığının muayene edilerek trafik ve yolcu güvenliği açısından kontrol ve tespit edilmesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34. maddesi gereğince araç muayenesi z...