logo

Yatırım Rehberi


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Ulusal refah düzeyi çok yüksek (!) bir toplum olduğumuz için tüketim alışkanlıklarımız mikro ölçekten makro ölçeğe kadar birbirine benziyor. İşe girdiğimiz ilk gün aylık gelirimizin iki katı olan cep telefonu satın alıyoruz, neredeyse hiç birikmiş paramız yokken kredi kullanıp araba sahibi oluyoruz. Her türlü ürün ve hizmet bize acil ihtiyaçmış gibi sunulduğu için ülke ekonomisine kattığımızdan çok harcıyoruz. Buna bağlı olarak borç oranı artıyor, ithal ürünlere olan talep tavan yapıyor ve giderek fakirleşiyoruz. Yatırımların da nüfus artışına paralel bir hızda gitmediğini düşünürsek ekonomi sadece ithalata dayalı büyüyor, üretim geri planda kalıyor. Bu tip büyüme özelliği gösteren ülkelerde periyodik olarak ekonomik krizlerin görülmesi kaçınılmazdır. Her 15-20 senede bir ekonomi dip noktasını görür, sonra tekrar canlanır. Aslında Yunanistan’ın yaşadığı durumu örnek olarak gösterebiliriz. Şu anda dip noktasındalar, büyük bir ihtimalle dört veya beş sene sonra büyüme oranları bizi geçmeye başlayacak. Şu andaki zor durumlarında bile bireysel alım gücü ortalamasının Türkiye’ye oranla çok yüksek olduğunu da belirtmek gerekir.

Yatırım, temel anlamı itibariyle eldeki paranın veya sermayenin ilave gelir getirmesi umuduyla değerlendirilmesi demektir. Paranızın kendi kendine işlemesini sağlamak, düşük faiz geliri olan ülkelerde hem bireylere gelir alternatifi sunan, hem de ekonomiyi zenginleştiren bir düzendir. Örneğin elinizdeki 100.000 TL’yi bankaya yatırıp faiz geliri elde etmek isterseniz bu rakam bankanın size sunacağını rakamın ötesine geçemez. Ayrıca paranızın kullanımından bir seneliğine vazgeçmiş olursunuz ve bunun karşılığında bankanın size teklif ettiği faiz oranını kabul edersiniz. Bu işten de siz ve banka karlı çıkarsınız. Başka bir paydaş bu düzende yer almaz. Ancak elinizdeki parayı yatırıma dönüştürürseniz, hem paranız değerini korur hem de faiz geliri ile elde edemeyeceğiniz düzeyde para kazanabilirsiniz. Tabiki başarılı bir yatırım yapmanın ön koşul olduğunu hatırlatmak gerekecektir. Eğer size olumlu dönüşü olmayacak bir işe girişirseniz sermayenize de zarar verebilir ve pişman olabilirsiniz. Yatırım yaptığımız an itibariyle geceleri uykumuzun kaçmayacağı bir risk düzeyini tercih etmeliyiz.

Bir yatırım ülke ekonomisini doğrudan etkilemektedir. Yatırımın büyüklüğü veya sektörü ne olursa olsun ülke ekonomisine mutlaka katma değer kazandıracaktır. Sadece 10 müşteriye hizmet edecek bir kafe bile açsanız sağlayacağınız istihdam, devlete ödeyeceğiniz vergiler, alacağınız demirbaşlar ile diğer işletmelere gelir akışı sağlayacak olmanız gibi bir çok etmen sayesinde sahip olduğunuz paradan faydalanacak paydaşların sayısı katlanarak artacaktır.

Faize oranla daha fazla gelir elde edebilme ihtimali ortaya çıkacak ve işler yolunda giderse yatırımınız da değerlenecektir. İşte bu nedenle, her bir çalışan aynı zamanda bir başka işletmenin sahibi olursa, ekonomik çarklar hızlı ve güvenli bir şekilde işleyecektir. Yakın zamanda sıkça konuşulan futbolcu ücretlerine de değinmemizde fayda var. Sistem içerisinde daha fazla taraftarın maça gelmesini ve takımların resmi ürünlerini satın almasını sağlayacak olan futbolculara verilen ücretler aklımıza “tavan ücret” uygulamasını getiriyor. Dünyadaki kaynakların adil bir şekilde dağıtılmasını sağlamak için uygulanması gereken bu sistem sayesinde belirli bir grubun veya zümrenin aşırı zenginleşmesi önlenebilir. Nasıl ki asgari ücret uygulaması mevcut ise, aynı şekilde bir tavan ücret de belirlenmelidir. Toplumsal adalet olarak da isimlendirilebilecek bu sistem sayesinde adalet algısı da değişecektir.

Yılda 5 milyon Euro alan bir futbolcunun maaşını asgari ücret alan bir işçinin maaşı ile kıyasladığımızda ortaya çıkan sonuç hiç bir mantıksal açıklama ile desteklenemez. Elbette piyasa ücretlendirmesi farklı olabilir, kişinin eğitim ve yeteneklerine bağlı olarak yüksek kazanç sağlanabilir. Ancak bunun bir üst limiti olması gerekmektedir. Akla ve vicdana sığmayan bir ekonomik düzen içerisinde hukuk kuralları da yıpranabilir. Beş milyon Euro’nun bir ailenin banka hesabına değil de, binlerce ailenin bütçesine katkı sağlayacak şekilde kullanılmasına olanak tanınmalıdır. Bu sadece Türkiye’nin değil, tüm ülkelerin ciddi bir sorunudur. Dünyadaki zenginliğin Yüzde 90’ının, Yüzde 10’luk bir nüfusa ait olduğu bir dünya düzeni entropiye mahkumdur. Bu kadar eleştirdiğimize göre bir çıkış planı da sunmamız gerekecektir: İlk olarak yapılması gereken asgari ücret düzeyi belirlenirken lobicilik faaliyeti yapan ve ücretin belirlenmesine etkin olan para güçlerini karar mekanizmasından uzak tutmak gerekir. Türkiye’de Neredeyse 300 dolara karşılık gelen asgari ücret düzeyi, çalışanlara büyük bir haksızlık olduğu gibi modern kölelik sisteminin de destekleyicisi olan bir düzendir.

Ayrıca tavan ücret uygulaması da getirilerek, belirli bir rakamın üzerindeki gelirin çeşitli hayır kuruluşları veya fakirlikle mücadeleye destek amacıyla kullanılması gerekmektedir. Tüm bu yapısal düzenlemeler bir hayal gibi gözüküyor olabilir. Ancak, dünyayı yaklaşan büyük ekonomik krizlerden ve kıtlıktan kurtarabilecek tek sistem, adil bir ekonomik yapının dünya genelinde benimsenmesidir. Mevcut paradigmanın değişmesi için de her birimize önemli görevler düşmektedir. Tüketim çılgınlığına kapılmamak, faiz tabanlı gelir elde etmemek ve tükettiğimizden çok üretmeye çalışmak bunların başında gelmektedir. Ayrıca eğitim seviyemizi yükseltmeli, kişisel gelişime önem vermeliyiz. Etrafımızda gerçekten nelerin olup bittiğinizi farkedebilecek bir algı düzeyine erişmeliyiz. Aksi takdirde, aldığımız asgari ücretten para harcayarak havaalanına gidip, futbolcu karşılamaya bir süre daha devam ederiz.

Etiketler: » »
Share
2819 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teknoloji Firmalarının Geleceği

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Hangi sektörde olursa olsun yüksek teknoloji kullanarak mal veya hizmet üreten şirketlerin tamamı sürekli risk içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, atalettir. Diğer bir deyişle, yüksek yatırım ve teknolojik Ar-Ge ihtiyacı olan bir sektörde hareketsiz kalmak ve değişime adapte olamamak, aynı zamanda firmanın kapanmasıyla sonlanabilir. Bir başka husus, benzer şekilde değişen müşteri ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit edip buna göre güncelleme yapamamak da bir firma için geçerli bir kapanma nedenidir....
  • Araç Muayenesinde Aklınıza Takılan Sorular

    01 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Aracınızın periyodik muayenesinin zamanının gelip gelmediğini öğrenmek için ruhsatınızı bir kontrol edin ve eğer muayene zamanınız yaklaştıysa yapacak bir hayli işiniz olacak demektir.  Aşağıda bu konuda aklınıza gelebilecek soruları biraraya getirmeye çalıştım. Araç Muayenesi Nedir? Araç muayenesi, trafiğe çıkan motorlu ve motorsuz araçların teknik yeterlilikte olup olmadığının muayene edilerek trafik ve yolcu güvenliği açısından kontrol ve tespit edilmesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34. maddesi gereğince araç muayenesi z...
  • Dominant Ekonomiler

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    Ulusal olarak kullandığımız para biriminin Avrupa'da dörtte biri kadar değerinin olması, sadece ülkemizin değil, dominant ekonomilere sahip ülkelerin dışında kalan tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir durum. Benzer şekilde birçok ülkenin para birimi diğer ülkelerde on kata kadar değersizleşebiliyor. Bu durumu tersten baktığımızda ise bazı ülkelerin para birimlerinin başka ülkelerde çok yüksek bir alım gücü sağlayabildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimenkuller konusunda Türkiye ve benzeri ülkeler tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Çapraz kurla...
  • İnternetten Kartla Ödemeler Rekora Koşuyor

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    İnternetin ve banka - kredi kartlarının hayatımıza girmediği dönemlerde taksitle bir ürün satın almak bir hayli sıkıntılı olurdu. Her şeyden önce en az 2 kişinin size ödemeniz ile ilgili kefil olmasını istemek zorunda kalırdınız. Genelde kefiliniz olmadan da kimse size taksitle mal satmazdı. Diyelim kefili buldunuz bu sefer de size senetler imzalatılır, üzerine yapıştırılacak damga pulları aranır ve senetler bankaya verilirdi. Bir senedi ödemezseniz hemen kefilinize icra gelirdi. Peşin parası olmayanlar için çok zor ve sıkıntılı dönemlerdi Ar...