|
Bilindiği üzere birçok Guru, danışman ve uzman başarı için reçete vermekte, genelde sektörünüze özel örneklerden bile uzak olan bu şablon çözümler ise işe yaramamakta. Dikkat edilmezse reçeteler arzu ettiğiniz başarıdan çok başarısızlığı beraberinde getirmekte. Konunun altını çizmek için yazımı sosyal sorumluluk kapsamında kurguladım.
Başarı tek kelime ile başarmak veya başarılı olmak diyecek olursak kime, neye göre başarı soruları akla geliyor. Başarınızı çevrenizle, genel kabul görmüş kriterlerle karşılaştırmanız gerekiyor. Küçük bir kasabada güçlü boksör olmak yeterli değil. Çünkü bu tür başarı genelde yanıltıcıdır. Özellikle iç pazarda veya uluslararası arenada ciddi rekabet söz konusu olunca birçok firmanın şartlardan şikayet etmesi ve başarısız olması bu nedenledir. Şikayetin ne o firmaya ne de sektöre yararı yok. Ne yazık ki yurt içinde ve dışında nedense birçok Türk firması bazı projelerde birlikte başarılı olmak için birleşme, işbirliği yapma ve pastayı büyütmek yerine adeta birbirine düşman kesilmekte, küçük pastadan bile büyük pay kapmaya çalışmakta, bu nedenle işi alan ana yüklenici olamayıp taşeron hatta birçok durumda alt taşeron olabilmekte, pazardaki değişikliklere uyum sağlayamamakta, birçok işe ve alana saldırmakta, günü kurtarmak adına hatalar yapmakta ve üstelik tüm bunları kısa sürede yapmaya çalışmakta ki, bu ve benzeri nedenlerden dolayı başarılı olamamakta. Başarı sabır işidir. Hazır olmak ve sürdürebilmek gerek. Hızlı değişim nedeniyle firmaların geçmişin başarıları üzerinden fazla pirim yapabilme ve sürdürebilme şansı yok. Başarısızlığa mazeret üretmek ise anlamsız. Başarısızlık için salt çevrenizi, özellikle ekonomik şartları suçlamak doğru değil. Önce kendinizi yaptıklarınız kadar yapmadıklarınızı sorgulayın, sonrasında başarılı olanların neler yaptıklarına bakın ki ölçek doğru olsun.
Bu yönde çalışma yapmak sosyal sorumluluk-toplumsal duyarlılık kapsamında sayılabilir. Bazı firmaların çocuklar, kadınlar, işsizler ve çeşitli imkanların yetersiz olduğu bölgelere ve sektörlere yönelik eğitim ve destek çalışmaları yaptığını biliyoruz, ama bunu yapan firmaların sayısı artmalı. Bu konudaki çeşitli çalışmalarıyla özellikle kar amacı gütmeyen dernekler ve vakıflar önemli bir yere sahip. TEGV (Türkiye Eğitim Gönüllüleri Vakfı), TBD (Türkiye Bilişim Derneği), TBV (Türkiye Bilişim Vakfı), TOG (Toplum Gönüllüleri Vakfı), AÇEV (Anne Çocuk Eğitim Vakfı), BEDD (Bedensel Engellilerle Dayanışma Derneği), ÖSGD (Özel Sektör Günüllüleri Derneği), TEMA ve TEDMER (Türkiye Etik Değerler Merkezi) tarafından yapılan birçok çalışma var. Tabii ki bu dernek ve vakıfların haricinde başkaları da var ve olmalı. Bu konudaki projelere sponsorlukla katkı veren firmaların yanında çalışanlarınca da gönüllü çalışmalar gittikçe artmakta. Aklıma ilk gelen firmalar; Otokar, TNT, HSBC, Garanti Bankası, Yurtiçi Kargo, Renault, Temsa, Evyap, Pfizer Türkiye, Novartis, Novo Nordisk, Ünilever, 3M, Ülker, Arge Danışmanlık ve DHL. Ek olarak bazı linklere yazının sonunda yer veriyorum.
Sosyal Sorumluluk kapsamında yaptığım; Abdullah Bozgeyik-Kütüphanem projem ile 2001 yılından beri yüzlerce üniversite ve STK kütüphanesine binlerce dergi ve kitap bağışladım. Bu projeme ek olarak Üniversite ve STK etkinliklerine katkı sağlıyor ve konferanslar veriyorum. Kütahya Cezaevi işyurtları Fahri Danışmanı olarak 2003 yılından beri çeşitli çalışmalar yapıyorum. Yine bu projeme ek olarak Kütahya, Denizli ve Kartal Cezaevlerine konferanslar verdim. Ek olarak Beyoğlu Kaymakamlığı sosyal sorumluk projelerine katkı veriyorum.
Sosyal sorumluluk almak istiyorsanız lütfen size hitap eden vakıfa gidin, katkıda bulunmaya çalışın ama özellikle ve öncelikle vakıf yöneticilerinin kim olduğuna, kuruluş senetlerinde yer alan, görevleri olan, taahhüt ettikleri, bahsettikleri çalışmaları yapıp yapmadıklarına, yapıyorlarsa nasıl ve kimlerle yaptıklarına, ne kadar süreden beri yönetici olduklarına, nasıl bir yönetim sergilediklerine, çalışma gruplarına, komitelerine bakın, karar vermek için ise aceleci davranmayın bir süre toplantılara katılın derim. Sorumluluk almayıp görevlerimizi yapmadıkça ne yazık ki gelecek yeni krizlere gebe, dikkatli olmak lazım.
Yazının ana fikri "başarının bizimle ilgili olduğunun, beklenenleri yapacak kişilerin de sadece bizler olduğu düşüncesinin pekişmesi, genel kabul görmesi ve uygulamaya yönelmesi" olarak özetlenebilir. Yazının hareket noktası ise salt kendi geleceğimiz için değil kurum/kuruluş ve sektörümüzün başarısına dolaylı da olsa katkıda bulunarak ülke olarak başarmanın öneminin altını çizmektir.
Ülkemizde iyi şeyler de oluyor. Hepimizin bu çalışmalarda küçük de olsa katkısı, tuzu olmalı ki çocuklarımıza yaşanacak daha iyi bir Türkiye bırakabilelim. Daha iyi bir Türkiye için başarmaktan başka çaremiz yok. "YAPABİLİRİZ, YAPACAĞIZ".
Abdullah Bozgeyik
Bağımsız Danışman
Öğretim Görevlisi
(*) Not: Bu yazı "Krizleri Fırsata Dönüştürmek" isimli kitabımdaki "Toplumsal Başarı İçin Sosyal Sorumluluk Hissetmek" başlıklı yazımın özeti niteliğindedir.
www.sosyalsorumluluk.biz
www.kurumsalsosyal.com
www.sosyalsorumluluk.org.tr
www.beyoglu.gov.tr
www.kssd.org
http://finance.groups.yahoo.com/group/kutahya_CEES/
http://groups.yahoo.com/group/CrisisManagementClass/
Abdullah Bozgeyik Kimdir? (Tıklayın!)
|