|
Boş Sayfa, Onlar
Bazı insanlar işler pek de iyi gitmediğinde nedense sanki çok yararı olacak gibi "Boş bir sayfa" hani yeni bir başlangıç isterler, değil mi? Bilmem siz hiç istediniz mi "boş bir sayfa" hayatınızda? Pardon en iyisi konuyu siz veya ben diye odaklamayalım isterseniz. En iyisi bu tür insanlar için kısaca "onlar" diyelim bu aşamada.
Boş sayfa başlangıçta ne yazık ki iyi bir fikir gibi gelmesine rağmen genelde sonuçta pek de iyi sonuçlanmaz. Neden mi? Çünkü boş sayfa genelde bir hata sonrası her şeyi kaybetmişler için yeni bir başlangıç olarak görülür. Adeta "ikinci bir şans" diye düşünülür bu boş sayfa onlarca. Ne yazık ki bu ikinci şans tıpkı birinci yani önceki şans gibi harcanır yine onlarca.
Oysa kaybetse de ne hata yaptıklarını bilenler için boş sayfa değil yeni bir sayfa daha çok ilgi çeker.
Sanırım bu aşamada kim bu "onlar" dediğinizi duyar gibiyim? İyi de bunu yani "onların kim olduğunu bilmenizin size faydası olmaz dersem" ne dersiniz? Çünkü "onlar" eğer siz değilseniz sorun yok denebilir. Ayrıca eğer "onlar" sizin için bildiğiniz kaybedenler ise dudak büker geçersiniz. Nasılsa kaybeden siz değilsiniz, değil mi? Yok eğer farkında değilseniz olan bitenin yani "onlar" kim veya kim değil önemli değildir aslında.
Her zaman işler, durumlar kısaca "onlar" net olmayabilir. Buna bazen kaybettiklerini dahi bilmeyenler yani farkında olmayanlar olabilirler.
Aslında niye bu konuya ötekileştirerek bakıyoruz ki?
İyi de gerçek hayatta da öyle yapmıyor muyuz?
İsterseniz "boş mide", "boş fikir", "boş laf", kısaca boş işlerle uğraşmak da mümkün değil mi?
Kilit kelime "boş", öyle ise gerisi de boş. Çünkü sayfanın boş olması işe yaramaz eğer hazır değilseniz, yani yazacağınız bir şey yoksa boş yani işe yaramaz fikir ya da fırsat olur. Onlar, bizler ya ben veya sizler için, öyle değil mi?
Bu aşamada yani "Onlar, bizler ya ben veya sizler için, öyle değil mi?" diye devam etmem de yazının başlangıcındaki "en iyisi konu siz veya ben diye odaklamayalım isterseniz" bölümü ile çelişiyor gibi görünebilir.
Peki, itiraf zamanı. Bu kurguyu bilinçli olarak yaptım aslında. Sebebi de biraz aykırı, biraz kışkırtıcı, biraz da uyandırma amaçlı idi bunun sebebi. Biraz da yoğunluk yani zaman sorunu diyelim. Yoğunluk; inanılmaz yoğunum son zamanlarda. Hiç bu kadar zaman sorunu yaşamamıştım ama bunlar yoğunluk açısından sanki iyi günlerim gibi bir his var içimde. Aslında neredeyse eminim bile diyebilirim. Çünkü mevcut işlerim, projelerim ve kitapların yanında evet yeni bir e-kitabım bu ay çıkıyor. Tüm bunların üstüne iki proje üzerine aylardır kafa yoruyorum, yoruyoruz. Bir ekiple çalışıyorum kısaca. Projenin teknik kısmı sürekli gelişiyor, ben de "iş kurgusu" üzerine odaklı kafa yoruyorum. Geceli gündüzlü çalışıyoruz.
Zaman sorunu nedeniyle kısa bir yazı yazdığımı düşünebilirsiniz ama amaç o değildi.
Eğer gerçekten kısa bir yazı yazmak odaklı bilgisayar başına geçmiş olsaydım. Yazdığım bu yazının özeti ve ana fikri açısından aşağıdaki cümle yeterli olurdu benim için. Yazı için gerekli üç bölüm; giriş, gelişme ve sonuç. Kısaca yazı biterdi.
"Hazır ol", "Harekete geç", "BAŞAR!"
Arzu ederseniz yazıyı son cümleden başlayarak yazı başlangıcına kadar da okuyabilirsiniz. Bu da fena bir yöntem değil ama biraz karışık olabilir ve bağlaçlara ihtiyaç duyulabilir ama eminim o detayları da siz dikkatli okurlar doldururdunuz.
Başarılar diliyorum.
Abdullah Bozgeyik
Bağımsız Danışman
Abdullah Bozgeyik Kimdir? (Tıklayın!)
|
|