|
Geçen ay bir iş sebebi ile Eskişehir'e gitmem gerekiyordu. Her ne kadar kazalar üst üste gelse de ben daha önceki kendi arabamla gittiğim yolculukları göz önüne aldığımda yine treni tercih ettim.
Zira iki önceki gidişimde yolculuk anormal yavaş geçmişti. Üstüne üstlük başıma geleni gittiğim yerdekilere anlattığım zaman bana ilk sordukları şey falanca yerde mi? olmuştu. Olay; şehirlerarası giderken aniden bir yokuşun başından kasabayı görmem ve bulunduğum hızımı daha da yavaşlatarak kasabaya girmem, ardından da normal olarak çıkmamdan ibareti. Fakat hemen kasaba çıkışında polis ekibi beni durdurdu ve radara yakalandığımı söyledi. Araçtan indim evraklarımı verdim ve gayri ihtiyari memura kaç km hızla radara yakalandığımı sordum ve şaşırdım, çünkü bana 89 km hızla gittiğimi söyledi. Zaten İstanbul'dan bu yana en fazla yaptığım sürat 110 km yi geçmemişken 89 km hızla 169.000.000 TL ceza yemek açıkçası bana çok koymuştu. Bu iş insanları hızdan vazgeçirmek adına yapılan bir uygulama değil bence, çünkü o yolu kullanan birçok insan hangi km. de ve saatte radar kontrolü var, artık ezberlemişler. Tabii olan bizim gibi bilmeyen, üstüne üstlük cezanın altında para ödemeyi reddeden insanlara oluyor.
Neyse netice itibarı ile cuma günü saat 06.00 sularında Haydarpaşa Tren İstasyonu'na gittim ve ertesi sabah en erken saate bilet almak için üç sıradan birisine girdim. Fakat bir süre sonra bizim kuyruk bölündü ve diğer ikisine eklendik sonra bulunduğum kuyrukta ayrılıp sonuncusuna eklendi. Sebep bilgisayarların arızalanması imiş. Homurtular arasında beklemeye devam ettik ama biraz sonra o gişeyi de hiçbir şey söylemeden kapattılar ve insanlar öyle kalakaldılar çünkü o bilgisayar da arızalanmış. Bu arada saat 07.45 olmuştu biraz daha bekledikten sonra dayanamayıp camlarına tıklattım ve ne zaman çözümleneceğini sordum, merkezdeki bilgisayarların virüslendiğini o yüzden de belli olmadığını söylediler. Bu cevap bana çok garip geldi ve memurlara koskoca TCDD'ye nasıl olup ta virüs bulaşabileceğini söyleyince -sen oradakilerden daha mı iyi biliyorsun diye daha güzel bir yanıt geldi.
Evet haklıydılar, TCDD'de öylesine bir kurumdu zaten. Bizim gibi bilgisayar camiasına yaklaşık 20 yılını vermiş insanlar merkezdeki serverların herhangi bir firewall program ya da mekaniğiyle artı virüs programıyla korunmadığını nereden bilecektik ki. Bari sabah erken gelip 07 küsur deki sefer için gidiş dönüş biletimi alabilir miyim diye soracak oldum o saatlerde sefer olmadığı cevabını aldım. Fakat ben daha perona gelir gelmez sefer tabelalarına baktığımda orada sabah bana uygun olan bir trenin var olduğunu söyledim bu seferde daha enteresan bir cevap - ohoo kardeşim sen hiç gazete okumuyor musun o seferler kaldırıldı şeklide kafama vuruldu. Aslında bunda da haklıydılar, ben niye seferlerin olup olmadığını ve saatlerini bütün gazeteleri her gün rutin olarak alıp takip ederek günün birinde trenle bir yerlere gidince lazım olur diye saklamıyordum da tutup tabelalara bakıyordum ki. Hiç olacak şey miydi?
Birde azar işittik sevgili memur beyden - Git derdini müdüre anlat, şeklinde bir tavırla. Tabii ki gittim ama ortada müdür falan yok ki. İnat ettim, bayağı bir aramadan sonra müdürü bulup olanları anlatırken pek umursanmadığımı - boşveer olur böyle şeyler demesinden anladım. Bu tavırlarını bu ayki köşe yazımda anlatacağımı internetten girip birçok kişiyle beraber okuyabileceklerini söylediğimde de - yazıyı bize gönderde öyle okuyalım biz internet minternet anlamıyoruz diyerek beraberce güldüler çok çok sayın yetkililerimiz.
Evet Türkiye'miz hızla çağ atlıyor ilerliyoruz derken aslında benim yaşadıklarımın benzerlerini birçok insan farklı alanlarda maalesef hala yaşıyor ve bu da beni fazlasıyla üzüyor. Diliyorum ki birileri başka birilerinin çıkarlarını gözeteceğiz diye milyonlarca insanımızı tehlikeye atıp onları sıkıntıya sürüklemekten artık vazgeçer. Hoşça kalın.
|