|
Radyoların çok sesli olmaya başladığı o ilk günleri hatırlıyorum. Yeni insanların heyecanlı sesleri, değişik renkte müzikler ve en önemlisi de istediğimiz kanalı seçebilme özgürlüğü... Birde bu kadar reklamın olmayışını... İlk zamanlar bazen Kent FM 101'de Kemal AYYILDIZ'la "Hadi millet söndürün, ışıkları" dediğinde boğazda görebildiğim kadar ev gözlerini kapayarak "İyiler Siyah Giyer"' i canlandırır, bazen eve gelirken Levent ÜNSAL yol hikayeleriyle bize eşlik eder bazen de Romina'nın Tayyare sinde 12 telli garip bir kemanı çalardık.
Çok uzun zaman değildi aslında geçen, fakat gelişmeler o kadar hızlı ve ayak uydurması da bir o kadar zordu ki; insan sanki birkaç kuşağı geride bırakmış gibi hissederdi kendisini. Şimdilerde radyolara alternatif yenilikler aynı zamanda onlara destek oluyor. Bunlar kimi zaman IPOD, kimi zamanda farklı bir MP3 çalar olarak karşımıza çıkıyor ve kah kulağımızda kah cebimizde bazen de arabamızda arkadaşlık ediyorlar bize.
Özellikle internetin yardımını hiçbir zaman göz ardı edemeyiz. O cin yüzlü kediyle başladı her şey Napster' la. İnsanlar deli gibi şarkılar indirmeye, paylaşmaya başladılar aralarında sonra dava edilip bir süre kapatıldıktan sonra tekrar yasallaşarak geri döndüler Napster'cılar ve bundan feyz alan birçok programcı da arkasından kendi programlarını piyasaya sürmeye başladı. Son dönemlerde en yaygın olarak kullanılanlardan birisi de "Kazaa" adında bir p2p programı ama ben sizlere "Lite" 'ını öneririm zira geniş sürümü olan desktop versiyonunu reklam ve buna benzer ıvır zıvırla gereksiz yere şişirdikleri için insanı çok sıkıyor. Dürüstçe konuşmak gerekirse ben şahsen eğer kaliteli müzik dinlemek yada film seyretmek istiyorsam kesinlikle orijinalini almaktan yanayım ve bunu da kendi insanlarımıza destek verebilmek adına sonuna kadar da yapmaya gayret edeceğim. Çünkü birçok sanatçı arkadaşımın albümlerini yaparlarken ne şartlar altında çalıştıklarına bizzat şahit oldum.
Bir keresinde ikinci albümünü çıkarmak üzere olan arkadaşıma Ayna Grubu' nun solisti Erhan'dan gitarını almak için gittiğimizde stüdyoda kapının arkasında sabahladığını ve onu zor uyandırdığımızı, bize Ceylan parçasını ne büyük heyecanla dinletip fikrimizi sorduğunu hatırlıyorum. Sonrasında Ayna'nın meşhur ilk albümü çıkmıştı. Şimdi bütün bunları bilerek piyasadan kaçak yayın almak ne bana ne de benim gibi düşünen insanlara yakışır diye düşünüyorum. Fakat çok eski bir müzik dostu ve aynı zamanda Bilişim Sektörü mensubu olarak da günümüzde ya çok zor bulunan ya da hiç bulamayan parçaları bir şekilde elde ettiler diyelim. Bunları normal müzik setlerinde ya da araç setlerinde MP3 çalarları olmadan dinleyebilmeleri için bazı programlara ihtiyaç duyacaklardır. Benim de bazen başvurduğum ve kullanımı oldukça kolay olan "Audio Catalyst"'i önerebilirim. Yine MP3'leri cd formatına çeviren MP to Wav, Audio Garbber ve amatör ya da daha ileri düzeyde müzik yapılabilinecek programlar arasında Cubase, Cakewalk, Finale, Midisoft, Gigasampler, Sound Forge, Reason gibi programları sayabilirim.
Hoş son jenerasyon Nero, WinOnCd yada EasyCdCreator gibi programlar cd hazırlama esnasında Mp3'leri cd çalar formatında kayıt edebiliyorlar ama ben her zaman bunu kendilerine iş edinmiş olan firmaların yaptıkları ürünleri kullanmayı tercih ediyorum çünkü hem kısıtlamıyor hem de daha yaratıcı işler yapabilmemizi sağlıyorlar. Bu ay ki yazımı sanata, sanatçıya ve üretenlere olan saygımızı hiç yitirmemek dileğiyle bitirmek istiyorum.
Hoşça kalın,
|