|
Elle tutulur bir neden olmasa da kavga etmek için anında bir neden yaratacak yetenekte bireylerden oluşan bir toplum olarak temelde var olan toplumsal gerginliğimize giderek ağırlaşan yaşam koşullarının da eklenmesiyle daha da sinirli, daha da saldırgan ve tahammülsüz, sabırsız olduğumuzu söylemek pek yanlış olmasa gerek. Hayat hızla akıp giderken durup olan biteni düşünecek vaktimiz de yok tabii. Ne yazık ki anlık güzelliklerin tadını çıkartmayı hep ihmal ederken anlık kavgaları, çirkinlikleri hiç kaçırmıyoruz. Yolda bir kavga, bir kaza görsek mutlaka 1-2 dakika da olsa vakit ayırıp izliyoruz. Günlük hayatta bir şekilde parçası olduğumuz olumsuzlukların nedenlerini düşündüğümüzde aklımıza gelenleri alt alta yazarsak uzun bir liste elde edebiliriz. Ancak ne yazarsak yazalım temelde tek bir neden olduğunu görebiliriz. Saygısızlık.
Saygısızlık hepimizin şikayet ettiği bir konu. En basitinden örneğin sıkışık trafikte emniyet şeridinden gidivermek vakit kazandırır ama aslında hem kuralları ihlal etmek hem diğer sürücülere saygısızlıktır. Bunun yanında emeğe, insanca yaşama hakkına, düşüncelerin dile getirilmesine karşı saygısızlıklarla da karşılaşırız. Kısaca açıklamaya çalışalım: Emeğe saygı göstermek karşılığını maddi, manevi olarak vermek demektir, örneğin yemek hazırlayan anneye teşekkür etmemek de, yapılan bir işin maddi karşılığını ödememek de emeğe saygısızlıktır. Düşüncelerini dile getirmek isteyen kişiyi sırf başkaları o düşünceleri beğenmiyor diye susturmak saygısızlıktır. Çevreyi kirleterek başka insanların insanca temiz bir çevrede yaşama hakkını elinden almak saygısızlıktır. Bu saygısızlıklar da toplum dinamiklerini zedeleyicidir, nefret ve kin duygularına zemin hazırlayarak toplum olarak birlikte yaşamayı zorlaştırırlar. Karşısındakine saygısı olmayan insanın bencilliği nedeniyle toplum içinde sağlıklı ilişkiler kurmasının zor olduğunu söyleyebiliriz.
Bu kadar şikayet ettiğimiz bir konu hakkında düşünmemiz gerekir. Belki bizler de bu konuda üzerimize düşeni yapmıyoruzdur. Şikayet ettiğimiz konuların çözümünü üretmeliyiz. Çözüm aradığımızda da pek çok konuda olduğu gibi yine çözümün eğitimde olduğunu görmekteyiz.
Saygı eğitimle kazandırılan bir davranış biçimidir. Saygı eğitimi derken okullarda ders olarak okutulmasından söz etmiyoruz -ki fena olmazdı-. Saygı eğitimi aileden başlar. Çocuk öncelikle ailede gördüğünü öğrenir, davranış olarak benimser. Birbirine saygısı olmayan anne-babanın çocuğuna 'saygılı ol' demesinin bir anlamı yoktur. Model olduğunun farkında olmayan, özellikle çocuklarının yanında sözlerine ve davranışlarına dikkat etmeyen anne-baba çocuklarının istenmeyen söz ve davranışlarına da şaşırmamalıdır. İyi, sağlıklı, mutlu, uyumlu, başarılı çocuklar yetiştirmek isteyen anne-babalar öncelikle kendileri doğru davranışlar sergilemeli, belli değerleri çocuklarına kazandırmak için izleyecekleri yol konusunda gerekirse bir uzmandan yardım almalıdırlar.
|