Baran Karakurt
DVD'nin
Yaşam Öyküsü...
 Baran KARAKURT " DVD'nin Yaşam Öyküsü... " baran.karakurt@samsung.com

    M.Ö. 300 yıllarında Euclid tarafından yazılan "Opticus", yani görme ile ilgili anlamına gelen "Optik" günümüze kadar Galileo, Newton, Zieman, Einstein gibi bilim adamlarının ilgi odağı olarak ve ilginç aşamalardan geçerek veri depolamanın temel teknolojisi oldu.

    70'li yıllarda tanıtılan lazer-tabanlı ortamlar çok kısa bir süre sonra yerini dijital kayıt alanında yaptığı Ar-Ge yatırımlarının bir sonucu olarak Sony'nin pazardaki liderliğine bırakacaktı. O günlerde tüm üreticiler dijital ve optik teknolojilere odaklanmaya başladılar. Bu süreçte Sony, Beta-VHS savaşını kaybetmek üzereydi, olası bir savaşı daha kaybetmeyi göze alamadığından 1979 yılında CD-DA (Compact Disc-Digital Audio) standardını kabul etmiştir. CD-DA standardı, ilk olarak kırmızı kaplı bir rapor halinde yayınlandığından "Kırmızı Kitap" olarak bilinir. Bu standart sonraki yıllarda gelişecek PC ve ev elektroniği teknolojilerinin temelini oluşturmuştur. Günümüzde kullandığımız CD'lerin boyutu ise Beethoven'in 70 dakikalık 9. Senfonisi'nin bu büyüklüğe sığabilmesinin neticesi olması gibi enteresan bir öyküye sahiptir. Daha ilginç olanı da kayıt alanı, eski uzunçalar tipi plaklar gibi, merkezden başlayan dış kenarda biten uzun spiral hattan oluşmasıdır.

    CD teknolojisinin bilgisayarlara erişmesini ise "Sarı Kitap" standardı sağlamıştır. "Kırmızı Kitap" sadece ses verileri ile ilgili standartları kapsarken, "Sarı Kitap" bilgisayar verisiyle ilgili standartları ortaya koymuştur. 1989'da çıkan "Turuncu Kitap"ın en büyük özelliği ise çok oturumlu kayıt teknolojisidir. Bu teknolojinin öncesinde, kayıt bir optik diske tek seferde yapılabiliyordu. Yazma işlemi başarılı olmadığında da CD'ler bardak altlığı olarak kullanılıyordu…

    Hepimizin Windows 3.1 kurmak için zorlandığımız 90'lı yıllarda, CD-ROM'lar bilgisayar sistemlerinin vazgeçilmez parçasıydı. Mayıs 1994'te yeni bir dönüm noktası yaşandı; yüksek yoğunluklu bir optik ortam geliştirildiği deklare edildi: MMCD yani "çok ortamlı CD", hemen ardından da "süper disk" adında yeni bir teknoloji geliştiriliyordu. Bir kaç yıl sonra Beta-VHS savaşına dönmesi beklenen bu rekabet bir grup donanım ve yazılım şirketi tarafından sona erdirildi. Bu şirketler grubu az önce sözünü ettiğimiz iki teknolojiyi birleştiren yeni bir teknolojiyi açıkladılar: DVD. Harmoninin zaferi bu bebek teknoloji çok yakında bilgisayarlarda CD-ROM, ev elektroniğinde de videoların yerine geçecekti. DVD, CD ile aynı ebatta olup, CD'den çok daha fazla veri kapasitesine sahiptir. Bu özellik de kısa sürede oyun ve ses piyasalarında CD'yi tahttan indirecektir. Bu gelişmelere paralel olarak 1995'te kurulan DVD Konsorsiyumu'nun hali hazırda 230 üyesi bulunmaktadır.

    1996 Ağustos'unda yayınlanan "DVD Video Kitabı" ve aynı yılın Kasım'ında satılmaya başlanan ilk DVD Video oynatıcıların doğal sonucu olarak bazı politik sorunlar da beraberinde gelmiştir. Bazı şirketler aynı anda benzer, fakat farklı özelliklerde bir DVD teknolojisi geliştirdiklerini açıkladılar. Ancak, film üreticileri DVD şartnamesinde kopya kanunlarının gerekliliğini savunmaya ve anlaşmazlık çıkarmaya başlamışlardı. Tüm bu gelişmeler tek standart bekleyen tüketiciler ve üreticiler için gecikmeye mal oldu.

    Ocak 1997'de ilk DVD kayıt teknolojisi olan DVD-R duyurulmasının hemen ardından 2002 yılının başlarında Blu-ray teknolojisi birçok şirketin işbirliği ile tanıtıldı. 2004 yılında Blu-ray Disk Birliği daha çok üreticinin katılımı ile daha geniş bir alana yayıldı. Blu-ray diskler daha yüksek yoğunluk ve daha yüksek kapasiteye sahiptir. Blu-ray teknolojisi ile HD (High definition, Yüksek tanımlı) video, gibi büyük veriler kaydetmek ve üzerine tekrar yazmak mümkündür.

    Aslında; bu anlattıklarımızın hiçbiri, tüketiciler, "Blu-ray"e kaydedilmiş filmleri veya başka içerikleri satın alamadığı için anlamlı olmayabilir. Ancak şu da zaman içinde ispatlanmıştır ki yeni formatlar "rafta oluncaya" kadar popüler olamamışlardır. Amerika ve Japonya da yaygın kullanımı bulunan HDTV (Yüksek Tanımlı TV) izleyicileri, Blu-ray kaydediciler ile bu yayınları kaydedebilmektedirler. Dünyada kablo, uydu ve karasal kanallar yoluyla HDTV'ye erişim arttıkça Blu-ray bu yayınları oynatabilecek tek format olacaktır. Ayrıca, önceden kaydedilmiş, şifre korumalı ortamlar için Blu-ray disk, yeterli kapasiteye sahiptir.

    Ülkemizde ve dünyada Blu-ray teknolojisine geçiş hazırlıkları yapılıyor olsa da yüksek tanımlı DVD'leri bir süre daha evlerimizde görüyor olacağız.



    Baran KARAKURT

    1976 doğumlu Baran Karakurt, 1993 yılında Antalya Anadolu Lisesi’nden mezun olduktan sonra lisans eğitimini ODTÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği Bölümü'nde 1998'de tamamladı. Yeditepe Üniversitesi’nde MBA derecesini alan Karakurt, iş hayatına 1999’da Türkiye İş Bankası Bilgi İşlem Müdürlüğü’nde Bilgi İşlem Uzmanı olarak başladı. Baran Karakurt, 2004 yılından bu yana Samsung Electronics’te IT ürünlerinden sorumlu Ürün Müdürü olarak çalışmaktadır.

www.maxihaber.net - "Online Sektörel Gazete"