|
Bir takım güçlüklerle baş etmeye çalıştığımız yaşamımızda, üstesinden en zor geldiklerimiz belki de çocuğumuz ya da çocuklarımızla ilgili olanlardır. Çünkü onlar bizim o kadar kıymetli varlıklarımızdır ki kendimizden bile üstün tutarız. Onlar için içimiz titrer, kendi gerçekleştiremediğimiz şeyleri onların gerçekleştirmesini isteriz. Kendi zaaflarımızın onlarda olmamasını, hatalarımızı onların yaşamamasını, mutsuzluklarımızı onların hissetmemesini isteriz. Biz ne kadar çırpınırsak çırpınalım, onların da hataları, zaafları, mutsuzlukları olacaktır. Tüm bunları yaşamaktan onları alıkoymamız mümkün değildir.
Çocuklarımızla ilgili bizim elimizde olmayan durumlar olduğu gibi, elimizde olan ve gözden kaçırılmaması gerekli durumlar da vardır. Bu gibi durumlar zamanında yakalanıp tedbir alındığında iyi sonuçlara, fark edilmeyip hiçbir önlem alınmadığında telafi edilemeyecek kayıplara neden olabilir. Bu kayıplar nelerdir acaba? Anaokuluna ya da ilkögretim okuluna giden çocuğumuz okulda başarısızdır. Ne kadar konuşursak konuşalım, cezalandırırsak cezalandıralım, yine de istediğimiz gibi başarıya sahip olamamakta, durmadan aynı sorunlar önümüze gelmektedir. Çaresiz kalmışızdır ve yapacak birşey yok diye umutsuzca düşünebiliriz. Böyle bir okul başarısızlığının birçok sebebi olabilir.
Bu sebepler :
* evde çocuğa uygulanan yanlış eğitim sistemi,
* yanlış ana baba tutumu,
* yetersiz çalışma ve etkisiz çalışma yöntemi,
* huzursuz bir ev ortamı,
* çocuğun bir takım yetersizliklere sahip olması olabilir.
Bu yetersizlikler de:
- öğrenme yetersizliği,
- özel öğrenme güçlüğü
- dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğudur.
Bu gibi sorunları anne babanın belirlemesi çok zordur. Bunu belirleyecek olanlar psikolog ve psikiyatrlardır.
* çocuğunuz çok geç ve güç öğreniyorsa,
* çabuk yoruluyor ve sebatsızsa,
* öğrendiklerini çabuk unutuyorsa,
* kendine güveni yoksa,
* kendinden küçüklerle oynamayı tercih ediyorsa,
* ilgileri daldan dala atlıyorsa,
* sosyal etkinliklere çok az katılıyor ya da hiç katılmıyorsa,
* aşırı hareketlilik varsa,
* oyun ve toplum kurallarına çok uyuyor ya da hiç uymuyorsa,
* okumayı yazmayı sökemiyorsa,
* konuşma bozukluğu varsa,
* bir işi bitirmeden diğerine geçiyorsa,
* ödevlerini tamamlamada güçlük çekiyorsa,
* dağınık ve pasaklıysa,
* sırasını beklemekte güçlük çekiyorsa,
* otoriteyi reddediyorsa,
* eşyalarını sık sık kaybediyorsa,
Az önce söylediğimiz sorunlara (öğrenme yetersizliği, özel öğrenme güçlüğü dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğuna) sahip olabilir. "Acaba çocuğumuzun neyi var?" diye düşünmek yerine, bu konunun uzmanı olan kişilere başvurmak gerekir. Bedensel bir problem yaşadığında çocuğumuzu hemen doktora götürebiliyoruz ama az önce saydığımız tarzda problemler yaşadığında, bir psikoloğa ya da psikiyatra götürmek hiç aklımıza gelmiyor. Oysa ki zamanında belirlenemeyen problemler için önlem de alınamıyor ve durum öğrenildiğinde çok geç kalınıyor. Üstelik, çocuğumuzu tembellikle suçlayıp durabiliyoruz. Ya da "babasına, amcasına, halasına çekmiş, o da okumayı hiç sevmezdi, küçükken çok haylazdı." gibi yakıştırmalar yapabiliyoruz.
Özel eğitim verdiğim bir çocuğun ailesi bana, çocuğun 5 yıldır okuma yazma öğrenememesi şikayeti ile gelmişti. Sonuçta çocukta hafif düzeyde öğrenme yetersizliği olduğu ortaya çıkmış ve özel eğitim alması gerektiğine karar verilmişti. Çocukla yapılan bir yıllık bir çalışma sonucu okuma yazmayı öğrendi ama boşa geçen 5 yıl söz konusuydu.
Sözün özü: çocuklarınızla ilgili sorunların kaynağını biz bulamıyorsak, bir bilene soralım ve çözüm yollarını erken belirleyip, zaman kaybetmeyelim. Hem çocuğumuz, hem de biz boşuna yıpranmayalım.
Psikolog Lale Şen
E-Posta : atalale@mynet.com
|