Şule Aksak
Bir Sigorta Hikayesi  
 Şule Aksak " Bir Sigorta Hikayesi " suleaksak@hotmail.com

    Aşağıda tabii ki bir çoğunuzun bildiği beyazperdenin gelmiş geçmiş en büyük aktörlerinden biri olan Jack Nicholson'un 12.kez Oskar'a aday gösterilmesine vesile olan "About Schmidt-Schmidt Hakkında" adlı filmdeki hayatı yokuş aşağı giden emekli bir sigortacının hikayesini anlatmayacağım. Benimkisi belki de daha sıradan ama hiç değilse gerçek bir sigorta hikayesi olacak.

    Riskler üzerine kurulu hayatta yapılan tercihler sizi önceden göremediğiniz farklı noktalara getirebiliyor. Bu olumlu da olabiliyor olumsuz da ama işte bu noktada yaşanılan olumsuzlukları olumluya dönüştürmek bireylerin yine kendisine düşüyor. İşte insanların başlarına gelebilecek riskleri minimize etme ya da riskler sonucu oluşabilecek maddi kayıpları engellemek adına ben de kendi seçimimi yaparak bu mesleği seçmiş bulunmaktayım.

    Sigortacılık aslında bu açıdan bakılmadığında (altını çiziyorum bakılmadığında) insanların başlarına hiç gelmemesini diledikleri olayların gerçekleşmesi için insanları para ödemeye ikna etmek gibi algılanıp aslında dürüst ve namuslu olan sigortacının tavırlarının sahte ve yapmacık olarak nitelendirildiği durumlar olmuştur. Ürün satış personeli olarak sektörde hiç yer almamama rağmen ben de bunu yaşadım. Maalesef ki bazen kendi ilgisizliğimizden bazen danışmanların yetersizliğinden sigorta avantajlarını yeterince kullanamıyor daha sonra da bundan sigortacıları sorumlu tutuyoruz.

    Dünya üzerinde bulunan canlı/cansız (insan, ev, araba, kullandığımız kredi kartı.vb) her varlıkla doğrudan bağlantılı sektör nedir? Tabii ki sigorta. Peki sektörün ne kadar farkındayız? Çok az. Demek ki sektör gelişmeye açık ve bizim gibi sektörün farkına varacak, sektörü geliştirmek için çaba harcayacak gönüllülere ihtiyacı var. Yıllar önce sektörümüzün yatırımları ekonomimiz içerisinde pek de önemsenmeyecek büyüklükte idi. Bugüne gelindiğinde artık yatırımların Sermaye Piyasasını, Menkul Değerler Piyasasını etkilediğini rahatlıkla görmekteyiz. Bu gelişmelere rağmen halen ülkemizde sigorta sektöründeki boş kapasitelerin varlığı ekonomik kayıplar açısından hayati önem taşımaktadır. Bu konu birinci derecede Devleti sonra halkı sonra sigorta sektörünü ilgilendirmektedir.

    Aşağıdaki hikaye ile sizleri düşündürmek ve yazımı bitirmek istiyorum:

    Sigortacının biri orduya gider. Askerler içtimadadır.

    "Ben size sigorta satmaya geldim" der ve başlar anlatmaya;

    "Sigortası olmayanlar savaşa gittiğinde beynine bir kurşun yerse, ailesi hiç para alamaz sigortalı olanların ailesine ise devlet yüklü bir para öder. Şimdi kimler sigorta yaptırmak istiyor?"

    Kimseden ses çıkmaz.

    İki kez daha anlatır ama yine ses çıkmaz.

    Sigortacı gitmek üzereyken kıdemli bir Başçavuş gelir ve "bir de ben anlatayım, ben bunların dilini konuşurum" der ve askerlere seslenir;

    "Beyler, şimdi sigortası olup da beynine kurşun yiyenlere devletin ne kadar para ödeyeceğini duydunuz mu?"

    "Duyduk" der herkes

    "Şimdi siz hesap edin. Bundan sonra ilk çıkacak savaşta devlet, savaşa sigortası olanları mı, sigortasız olanları mı sürer?"

    Hasarsız günler dileğiyle...

    Şule AKSAK



Şule AKSAK Kimdir? (saksak@yksigorta.com.tr) 1998 yılında İstanbul Üniversitesi Sigortacılık bölümünde eğitim gördüğü dönemde Halk Reasürans A.Ş. ile çalışma hayatına adım attı. 2000 yıllından itibaren Yapı Kredi Sigorta A.Ş. Oto Dışı Hasar Departmanında Yetkili sıfatıyla çalışmaktadır. Halen Marmara Üniversitesi Sigortacılık Bölümünde Yüksek Lisans yapmakta ve "Türkiye'de Yangın Branşı Hasar Uygulamaları ve AB Ülkelerindeki İşleyiş" konulu tez hazırlamaktadır.

GESİD (Genç Sigortacılar Derneği) üyesi ve İMECEM yardım derneğinin kurucu üyelerindendir. Ayrıca cember.net "Sigorta, Bireysel Emeklilik Forumu" moderatörlüğü yapmaktadır.





© 2004 - 2006 www.maxihaber.net