|
Eski Türklerde askerler savaşırken arkadan gelecek herhangi bir saldırıyı kontrol edebilmek için sırtlarını bir ağaca, kayaya veya taşa vererek ok atarlarmış. Atalarımız genelde bozkır hayatı yaşadıkları için bu sırt dayanan taşın ismi ARTA -TAŞ' dan ARKADAŞ şeklinde dilimize yerleşmiş ve bugün bile güvenebileceğimiz bizi arkadan vurmayacak olan samimiyetine güvendiğimiz kişilere verdiğimiz isim olmuştur.
Arkadaşlık adına burada yazılara sığdıramayacağımız birçok şeyi yazmak mümkün. Ama söylenecek en önemli şeyin "Arkadaş" kelimesinin kökeninde olduğu gibi sırtını sağlam yere dayamak yani güven olgusunu yaşatacak kişi olması bölümüne dikkatinizi çekmek istiyorum. "Güvensizliğin başladığı yerde arkadaşlık biter. Epikuros"
Arkadaşlık süregelen birey/toplum ilişkilerimizin en önemli parçası. Bir nevi temelinde kişinin kendini ifade ettiği bir kavram. Yani kişinin bulunduğu ortamda edindiği arkadaşlıklar bireyin kendisini ifade eder nitelikte. "Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim. Cervantes"
Arkadaşlık bir uzlaşmanın kanadı. Hayatımızın her döneminde kişisel ilişkilerimiz bizleri belirli noktalara götürür. Herhangi bir konuda verdiğimiz/vereceğimiz kararlar desteklendiğinde o kararı uygulama aşamasında birey o kararı uygulamada güçlenmekte. "İki insanın arkadaş olduğu yerde uygarlık vardır. S.Eyuboğlu"
Yaşantımızın tüm evrelerinde yalnız kalmamanın temel koşulu yalnızlığı hak edecek olay ve davranışlardan kaçınmaktır. İnsanoğlu genelde yalnız kalmayı tercih etmez. Yaşadıklarını bir şekilde paylaşma gereksinimi duyar. Bu durumda yardım almak/yardımcı olmak için bireyler kişisel iletişim kurma ihtiyacı hisseder. Yardım almanın en temel yolu hak etmektir. "Arkadaş kazanmanın tek yolu arkadaş olabilmektir. Emerson"
Ve bir genç şöyle dedi: 'Bize arkadaşlıktan bahset.' Ve o cevap verdi: 'Arkadaşınız cevap bulan gereksinimlerinizdir. O sevgiyle ektiğiniz ve şükranla biçtiğiniz tarlanızdır. O sizin sofranız ve ocak başınızdır. Çünkü ona açlığınızla gelir ve onda huzuru ararsınız. Arkadaşınız sizinle içinden geldiği gibi konuştuğunda ne 'hayır' demek zor gelir, ne de 'evet' demekten çekinirsiniz. Ve o sessiz kaldığında kalbiniz onun kalbini dinlemek için sessizleşir. Çünkü arkadaşlıkta kelimeler susunca tüm düşünceler, tüm arzular ve beklentiler gürültüsüz bir sevinç içinde doğar ve paylaşılırlar.
Arkadaşınızdan ayrıldığınızda ise yas tutmazsınız, çünkü onun en sevdiğiniz yanı yokluğunda daha bir berraklık kazanır, tıpkı bir dağın dağcıya ovadan daha net görünmesi gibi... Ve arkadaşlığınızda ruhsal derinlik kazanmaktan başka bir amaç gütmeyin. Çünkü salt kendi gizemini açığa vurmak peşinde olan sevgi sevgi değil savrulmuş bir ağdır ve sadece yararsız olan yakalanır. Ve arkadaşınıza kendinizi olduğunuz gibi sunun. Eğer dalgalarınızın cezrini bilecekse meddini de bilmesine izin verin. Çünkü salt zaman öldürmek için bir arkadaş aramanızın anlamı olabilir mi? Onu zamanı yaşatmak için arayın. Çünkü o gereksiniminizi karşılamak içindir boşluğunuzu doldurmak için değil. Ve arkadaşlığın hoşluğunda kahkahalar paylaşılan hazlar olsun. Çünkü küçük şeylerin şebneminde yürek sabahını bulur ve tazelenir.' (Halil Cibran)
|