|
Tam Halil İbrahim Özcan'nın bir kitabını okumaya başlamışken sanki o kitabın baş kahramanı "beni hayatınızda yaşatın" dercesine televizyonda karşımıza güzel bir reklam filmiyle çıktı. O kadar güzel ve o kadar içten canlandırmıştı ki Haluk Bilginer reklamı izleyince kendimi çok garip hissettim. 10 Kasım 2007'de 69. yıldönümünde yayına giren o güzel reklam Yüce Önder Atatürk'ü karşımda birebir görmeyi yaşattı. Eminim ki izleyen birçok kişide benimle aynı duyguları paylaşarak hüzünlendi. "Yetiştirdiğin güller bugün matemdeler" sloganıyla ancak bu kadar güzel bir mesaj verilebilirdi.
"7 yaşındayken babasını kaybetti ve yetim kaldı. Yalnız ve içine kapanık biri olarak yaşamaya, oradan oraya sürüklenmeye başladı. 8 yaşında okuldan alındı ve köyde yaşadı. Zamanını tarlalarda kargaları kovalamakla geçirdi.10 yaşında yüzü kanlar içinde kalacak şekilde yeni okulundaki hocasından dayak yedi. Ailesi onu okuldan aldı. Sinirden ve korkudan üç gün evinden çıkamadı.17 yaşında hayalindeki okulun istediği bölümü için gerekli not ortalamasını tutturamadı. 24 yaşında tutuklandı, günlerce sorguya çekildi ve 2 ay tek başına bir hücrede hapis yattı. 25 yaşında sürgüne gönderildi. 27 yaşında kendisinden bir yaş büyük meslektaşı kendisinin de üyesi olduğu derneğin çalışmaları ile kahraman ilan edilirken kendisi hiç önemsenmiyordu. Doğduğu şehrin merkezinde rakibi törenlerle karşılanırken o kalabalık arasında yalnız başına olanları izliyordu. 30 yaşında kendisi başka şehirleri düşman elinden kurtarmaya çalışırken doğduğu şehir düşmanların eline geçti. 30 yaşında amiri onu kendisinden uzaklaştırmak için başka göreve atanmasını sağladı. Yeni görevinde fiilen işsiz bırakıldı. Aylarca boş kaldı. 37 yaşında böbrek hastalığından Viyana'da iki ay hasta ve yalnız halde yattı. 37 yaşında komutan olarak yeni atandığı ordu dağıtıldı. 38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden atıldı. 38 yaşında bir toplantıda giyebileceği bir tek sivil elbisesi bile yoktu ve başkasından bir redingot ödünç aldı. Ayrıca cebinde sadece 80 lirası vardı. 38 yaşında kendisi için tutuklama kararı çıkarıldı. 38 yaşında en yakın beş arkadaşından üçü onun kongre temsil heyetine üye olmaması için oy kullandı. 39 yaşında idam cezasına çarptırıldı".
Kişisel Gelişimci Mümin Sekman "Çaresizsen Çare Sensin" de ne de güzel yansıtmış Atam'ın karşılaştığı zorlukları. Bu her şeye ama her şeye rağmen yılmamış ve usanmamış bir Liderin öyküsüdür. O dönemin olumsuz şartlarının yanına birde kendi çaresizlikleri eklenince ortaya çıkan mucizeyi görmemek imkansız.
- Senin eline diken batar mı?
- "Batmaz mı?
- "Peki canın yanar mı"
- "Yanmaz mı?
- Bu gülü yetiştireceksen canın yanacak. 'Bu bahçede gül bitmez'
diyenler olacak. Sen kendine şunu soracaksın: 'Ben burayı gül bahçesi yapmak istiyor muyum? Çok istiyorsan, söylenenler umurunda
olmayacak. Tek isteğin şu kokuyu duymak olacak..."
- "Anladın mı?"
- "Anladım"
- "Aferin sana. Hadi bakalım"
Bu güzel reklam filmine verilecek cevabı aşağıdaki güzel alıntıyla tamamlayalım.
"Hayata hiç isyan etmeyin. Öncelikle şunu kabul edin, hayat adil değil.
Hiçbirimiz, hiçbir canlı eşit yaratılmadı. Başımıza gelenler de eşit değil.
Önce hayatın adil olmadığını kabul etmelisiniz. İşine akıl erdirebildiğiniz bir Tanrı, Tanrı değildir. "Guguk Kuşu" filminde Jack Nicholson akıl hastanesinde çok ağır bir mermer havuzu kaldırabileceğine dair diğer hastalarla iddiaya girer. Yüklenir ve havuzu kaldırmaya çalışır, kaldıramaz. Diğer hastalar onunla alay ederken bir şey söyler: "Ben en azından denedim". Siz gerçekten denediniz mi? Yoksa pencereden hayatı mı seyrediyorsunuz? Hayata Windows 98'den, Sony 72 ekrandan mı bakıyorsunuz?
Oysa hayat hepimizin avuçlarının içinde, kiminin nasır tutmuş parmaklarında, kiminin boyalanmış ellerinde, kiminin gömleğindeki ter kokusunda, ama hayat her zaman avuçlarımızın içinde. Nasıl istersek, neye karar verirsek hayat orada var. Güneş her sabah yeniden doğuyor, Gün her şafakta nice umutlara gebe şekilde ağarıyor ve siz eğer isterseniz hayatı bir ucundan yakalama şansına sahipsiniz. Yeter ki gülümseyin, yeter ki bugün benim günüm diyerek kalkın yatağınızdan..."
Umut insanın hayatında kazanacağı zaferlerin öncüsüdür. Umutlarınızı hiçbir zaman kaybetmemeniz dileğiyle.
Sevgiyle kalın.
Funda Taşdemir
|