|
Bu yaz yine birçok yeri görme imkanım oldu. Bilmediğim birçok yer daha olduğunu düşündüm bu yerleri gezerken. Yoğun dönemlerimizde kendimize vakit ayırmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. Bu ilginç yerleri gidip gördükten sonra sizlerle paylaşmak da bu işin en zevkli tarafı olsa gerek. Lafı fazla uzatmadan başlayalım öyleyse.
Tahtakuşlar köyü, Altınoluk - Akçay tatil beldelerine yakın sevimli bir köy. Alibey Kudar 1932 Tahtakuşlar köyü doğumlu. Alibey uzun yıllar araştırmacı - derlemeci olarak adeta iğne ile kuyu kazarak "Tahtakuşlar Köyü Özel Etnografya Galerisi"ni kendi emekleriyle kurmuş. Gittiğimizde kendisiyle sohbet ettik. Bize oldukça ilginç olan anılarından ve müzeyi nasıl kurduğundan bahsetti. Her şeyden önce bu müzedeki tüm sergi üniteleri doğallığı korunarak saklanmış. Bir yazı dikkatimizi çekiyor; "Müze, her gün güneş saati açıktır". Evet müzenin yanında evi olan Ali Bey sabahın ilk ışıklarında müzeyi açıyor. O yörede eski dönemlerden yörükler yaşadığı için o bölgeye ve döneme has kıyafetler ilgimizi çekti. 18 Ödüllü Türkmen kültürü, M. Selim Turan Sanat Galerisi, Kütüphane ve Deniz ürünleri bu müzede yer alıyor. Dünya'da sergilenen en büyük Deri Sırtlı Deniz Kaplumbağası, 360kg. 197cm yine müzede yer alan ilginç deniz ürünleri arasında. Bu müze Türkiye'nin ilk özel Köy Etnografya Müzesi olarak geçiyor. Bu müzeye olurda yolunuz düşerse Ceviz Çiçeği kolonyası ve Ana kokusu (rivayete göre boyuna kolye şeklinde takılan ana kokusu, yeni doğum yapmış annelerin bebeklerinden ayrılırken boyunlarından çıkarıp bebeğe yakın bir yerde olduğunda annenin kendi tenini hissettiren bir özelliğe sahip. Bu da bebeğin anne kokusunu alarak ağlamasını önlüyor) almayı sakın unutmayın. Ali Bey'in dikkatimizi çeken bir özelliği de çok sevdiği rahmetli eşine büstünü yaptırarak sağlığında kendisine hediye etmiş olması. Büst şu anda evinin önünde duruyor.
Bu şirin köyden sonra geliyoruz Dünyanın ikinci oksijen deposu olan Kaz Dağları gezimize. Safariye uygun jeeplerimizle deyim yerindeyse balta girmemiş ormanlara doğru bir yolculuk yapıyoruz. Hayatım boyunca böyle bir doğa harikası yer görmedim dersem sanırım yalan olmaz. Gizemli, sakin ve huzur verici. Dağ yolculuğumuz süresince birbirinden farklı türlerde bitki ve ağaç çeşitlerine rastlıyoruz. Ağlayan Çam efsanesi dikkatimizi çekiyor. "Geçmiş zamanların birinde ormanda büyük bir yangın çıkar. Yangından tek kurtulan tek bir ağaç kalmıştır. Diğer ağaçların yandığına şahit olan bu çam o zamandan bugüne gövdesinden bir su akıtmaya, ağlamaya başlar. Yazın o sıcağına rağmen bu efsanevi çamdan akan damlacıkları görmek mümkün. Yapılan tüm araştırmalara göre bu suyun kaynağı bulunamamış ve ağacın doğa üstü bir şekilde her daim su damlacıkları akıttığı tespit edilmiştir. O günden bu güne adı "Ağlayan Çam" olarak anılmaya başlamıştır. Dağ gezimizin sonunda kartpostalları aratmayacak bir göl manzarası ile karşılaşıyoruz. Metropolden ve stresten uzaklaşmak isteyenler için bu bölge dinlenmek için ideal. Bu bölge çadırda kamp yapmak isteyen yurtiçi ve yurtdışından birçok turisti ağırlamakta. Bizler günübirlik dahi olsa bol oksijen almanın mutluluğuyla güzel ve dingin bir şekilde sonuçlandırdık dağ yolculuğumuzu.
Bozcaada'ya gidiyoruz. Adada görmenizi tavsiye edeceğim yerleri sıralıyorum. Ayazma Plajı'na bakan Balık Restaurant'larında balık yemenizi ve adanın meşhur deniz börülcesinden tatmanızı tavsiye ederim. Üzüm mahsenlerinin arasından süzülen yolların sonunda 30.000 kişinin elektrik ihtiyacını karşılayan Türkiye'nin 3. Rüzgar Enerji Santrali ziyaret edilebilecek ilginç noktalar arasında. Buradaki rüzgar gülleri türbin başına 82.000 ağaca eş değer oksijen tasarrufu sağlamaktadır.Yani diğer bir ifadeyle buradaki 17 türbin 1.400.000 ağaçlık bir orman yaratmış durumda. Rüzgar Gülleri'nin ardından yörenin domates ve gelincik reçellerinden tatmayı hatta almayı ihmal etmeyin. Tabi bölgenin üzümü olurda şarabı olmaz mı? Şarap severler bölgenin Bozcaada - Talay - Karalahna şarabını tadabilirler.
Yine Kuzey Ege sahillerine uzanan, zeytinyağlarıyla ünlü Ayvalık lezzetli balık mezelerinin yer aldığı ve son dönemlerde dizi setlerinin rağbet ettiği Cunda adası, fok cenneti ve sörf tutkunları için ideal bir tatil beldesi olan Foça, eşsiz güzellikteki Rum evlerine sahip, dağ ve çiçek kekikleriyle ünlü olan Behramkale, tarihimizi içinde barındıran Assos ise bir diğer görülmesi gereken tatil beldelerimiz arasında.
Amacımız bu beldeleri görenler için anılarını tazelemek, görmeyenler için de bu beldelerden küçük bir fikir vermek. Görmekten keyif aldığım bu güzel beldeleri bizlere tanıtan başta tur rehberimiz Cengiz Harun Arıkan'a, hizmetlerindeki özen için yardımcı rehberlerimiz Ferhat Beyazıtoğlu ve Mustafa Karakuş'a, kaptanımız Ramazan Sarı'ya Maxihaber aracılığıyla teşekkür etmek istiyorum.
Sevgiler,
Funda Taşdemir
|