Gökhan Bilge
Bilgi Ekonomisi  
 Gökhan Bilge Bilgi Ekonomisi bilge.2@osu.edu

    Uzun süredir bilişim veya bilgi çağında olduğumuz ve bunu da Sanayi Devrimini kaçırdığımız gibi kaçırmamız gerektiği çeşitli yetkililer tarafından söyleniyor. Küçüklüğümüzden itibaren herkes okumanın önemimi vurguluyor.

    Öğrenciler okul yılları boyunca çeşitli sınavları geçmek için okula ilaveten OKS hazırlık, ÖSS hazırlık için dershanelere giderken aileler de maaşlarından kolay birikmeyecek harcamalar yapıyor ve borçlanıyorlar. OKS sınavı bu seneden sonra 6. 7. ve 8. sınıfta verilecek 3 imtihanla belirlenecek. Böylece dershaneye gitme yaşı 5. sınıfa inmiş durumda. Özel okulların birinci sınıflarına girmek için anaokulunda ders alanları bu kapsamın dışında bırakmamak lazım. Liseye geçtikten sonrada üniversite imtihanına hazırlık için geçen yeni bir dershane dönemi. Bunları niye anlatıyorum. Dershane sektörünün yılda $ 7.5 milyar olduğu söyleniyor. O zaman devletin ve ailelerin okul eğitimine ve dershanelere Türkiye'de ciddi bir para harcadığı görülüyor. Peki niye toplumumuz halen bilgi çağını kaçırmaktan endişe ediyor? Sadece dershane için harcanan +$7.5 milyarlık yatırımın karşılığında üniversiteye giren öğrenci sayısı oranı ve o oranın istediği branşa giren oranı çok düşük. Herhalde bir firmanın Finansal Direktörü bu yatırımın geri dönüşü verileri ile firmanın faaliyetlerini ya durdurur ya da ciddi bir değişiklik getirirdi.

    Daha fazla para harcamakla, okul sayısını çoğaltacak inşaatlarla, imtihan şekillerini düzeltmekle eğitim düzelmeyecektir. En yeni cep telefonları ile donatılmış ve bilgisayar sahibi olmakla bilgi toplumu olmayacağız. Finansal yatırım, bilişim teknolojisi, okul, öğretmen tabiî ki gerekli ama bunlar aracı gereçlerdir. Tam şu anda bilişim sektöründeki pek çok arkadaşımız itiraz edecek ve donanım ve yazılım konusunda toplumdaki penetrasyonun arttığını ve önemli bir gösterge olduğunu söyleyeceklerdir. Bilgi toplumu olmak için bilgiyi sadece toplayan değil ama üreten ve işleyen, bundan anlam çıkarıp optimal kararları veren bir toplum olmak gerekir. Bilişim teknolojileri bu işlemi hızlandıran araçlardır. Bilgiyi aynı şekilde elde edip yönetiminde doğru kararları vermeye kullanan iki firmada tabiî ki teknolojiyi kullanan öne geçecektir. Doğru bilgi, doğru zamanda, doğru yerde ve işlenmesi sonucunda yeni bilgilerin elde edilmesi ve nihayetinde en doğru karar. Firmaların ve işletmelerin rekabet güçlerini arttıracak unsurlar bunlardır.

    Tartışmasız ekonomik göstergelerin iyileşmesi toplumun bilgi toplumuna dönüşmesine bağlıdır. Avrupa Birliğinin araştırmalarında Geleceğin Toplumunun Bilgi Toplumu olacağı, Geleceğin İşletmesinin Yenilikçi (innovative) İşletme olacağı ve Geleceğin Firma Elemanlarının Yenilikçi (innovative) Eleman olacağı gösterilmektedir. Rekabetin inovasyon ile eş anlam taşıyacağı, inovasyonun da modern teknolojiler ve yeni becerilerden oluştuğunu düşünebiliriz. Bir eğitimci gözüyle elemanların bugünkü ve gelecekteki beceri ihtiyaçlarını şu şekilde özetleyebiliriz. Bugünün elemanı statik bilgiye sahiptir, kendisini kısıtlı bir şekilde geliştirir. Geleceğin elemanı için hayat boyu eğitim ihtiyacının olacağı hem eleman hem de çalıştığı firma tarafından bilinmektedir. Günümüzde hayat boyu bir meslek yürürlükteyken geleceğin elemanı her 5-10 senelik dönemde profesyonel gereksinimlerin değişeceğinin bilincindedir. Avrupa Birliğinde tüm işletmelerin düşük gereksinimlere sahip eleman sayıları %30 iken bu sayının gelecekte %15'e düşürüleceği belirtilmektedir. Tüm bu değişimler ortaya Bilgi Ekonomisi denilen yeni bir kavramı ortaya çıkarmaktadır. Bu ekonominin bir bacağında eğitimli olup bilgiye dayalı işe ihtiyacı olanlar, diğer tarafta eğitimsiz olup bilgiye dayalı katma değer servise ihtiyacı olanlar bulunmaktadır. Karşılıklı ihtiyaçların sağlanmasıyla oluşan bu ekonomi modelinde ekonominin ciddi bir bölümünü teşkil eden Kobilerin bilgiye dayalı işler yaratacak hale gelmesi önemlidir. Dijital içerik ve servislerden oluşacak bu endüstrilerde tıp, mühendislik, hukuk, sanat, ekonomi, sanayi ve tüm disiplinlerden gelenlere iş imkanı, eğitim, hukuk, eğlence, sağlık, taşımacılık, finans, kültür gibi tüm disiplinleri içeren katma değerli dijital servisler oluşacaktır.

    Tüm bunların oluşması için doğru yatırımların gecikmeden yapılması önem teşkil etmektedir. Doğru ekonomik şartların oluşmasını beklemekle geride kalarak fırsatlar kaçacaktır. Makalemin bu kısmında yukarda anlatılanlara örnek teşkil edebilecek iki firmanın sosyal yaklaşımlı projelerinden bahsetmek istiyorum. Bilişim ve iletişim teknolojileri konusunda tanınan bu iki firmanın projeleri Bilgi Toplumu oluşturmada başarılı girişimlerdir.

    Birinci örnek Cisco firmasının "Entrepreneurial Institude" adını verdiği ve Türkiye'de 2007 yılının sonunda uygulamaya aldığı projedir. Cisco Türkiye'nin bağlı bulunduğu Orta ve Doğu Avrupa bölgesinde pilot bölge olarak Polonya'da başarı ile yol almaktadır. Polonya örneğini incelemek faydalı olacaktır zira "WEF Global Competitiveness Index" kaynağına göre Global Rekabet sıralamasında Polonya 51.nci sıradayken Türkiye 53.üncü sıradadır. Cisco Entrepreneur Institude'ün misyonu gelişmekte olan Pazar ülkelerine ekonomilerinin ve sosyal altyapılarının modernizasyonu için gereken girişimcileri yetiştirmek üzere girişimcilik eğitimi, internet iş çözümleri ve teknoloji kullanabilen insan ağını sağlamaktır. Esas itibari ile ICT (Bilgi ve iletişim teknolojileri)nin kobiler üzerindeki olumlu etkileri arasında satış/ciro artışı, yeni pazarlara giriş imkanı, üretim ve verimlikte iyileştirme sayesinde büyüme ve karlılık; güvenirliliğin sağlanması, yatırım, inovasyon ve ihracat imkanlarının artması bulunmaktadır. En önemli husus ise bu eğitimlerin kurumlara teknolojiyi nasıl kullanacaklarının ötesinde, globalleşmeye nasıl uyum sağlayacaklarını öğretmesidir. Polonya'da e-eleman proje adıyla verilen eğitim masraflarının %80'i Avrupa Birliği fonlarından sağlanmaktadır. %20'si şirket tarafından doğrudan veya elemanın maaşından kesilerek yapılmaktadır. Avrupa Birliği kaynaklarından Polonya'nın altyapı finansmanı için 2007-2013 arası 100 milyar Euro aktarılacağı tahmin edilmektedir.

    İkinci örnek de Microsoft'un "Gelişim Atölyesi" adında ekosistemindeki iş ortaklarının gelişimini etkin hale getirecek eğitim programıdır. 25-28 Şubat 2008'de gerçekleştirilen bu atölyenin ilk kampına Microsoft ekosistemine bağlı 2000 firma katılmıştır. Microsoft Gelişim Atölyesinde dünyada ve Türkiye'deki gelişmeleri iş ortakları ile paylaşmak; satış, müşteri ilişkileri, kaynak yönetimi gibi konularda kendi içlerinde daha başarılı olmalarına yardımcı olacak eğitimler vermek amacıyla bu programı geliştirmiştir. Microsoft ekosisteminin yarattığı katma değer ve etkiyi artırmak, iyileştirmek ve teknolojik yönden de yönetim felsefesi itibariyle belli bir güncelliği sağlamak temel amaçlar arasındadır. Microsoft'un bir diğer projesi geleceğin teknoloji liderlerini yetiştirmek üzere ABD Redmond Seattle'daki Microsoft kampüsünde 15-18 yaş arası için gerçekleştirdiği bilgi ve teknoloji etkinliğidir.

    Anlaşılacağı gibi, bazı işletmeler günümüzde ve gelecekte rekabet güçlerini arttırabilmek için geleceğin iş liderlerini yetiştirmek üzere yatırım yapmak zorunda olduklarını keşfetmişlerdir. Birçok işletme zorlu satış hedeflerine ulaşmak için kısa vadeli stratejiler üzerinde odaklanmaktadırlar ve çok önemli olan lider ve yenlikçi elemanları yetiştirmede zayıf kalmaktadırlar. İlerde bu faaliyetlerin çok erken, ilköğretim ve lise dönemlerinde başlatılması gerektiği konusunda yazılarım olacaktır.

    Gökhan R. Bilge, BSEE, MBME




GÖKHAN R. BİLGE, 78 BSEE-Purdue Univ., 80 MBME- Ohio State Univ.

Gökhan Bilge, telekomünikasyon ve iletişim/bilişim sektörlerinde 16 yıllık uluslararası iş geliştirme, satış ve pazarlama yöneticiliği tecrübesine sahiptir.

ABD'de ITT ve Booz Allen & Hamilton gibi firmalarda sistem tasarım mühendisi ve danışmanı olarak çalıştıktan sonra Türkiye'de Alcatel, Sprint ve Global One gibi çok-uluslu telekomünikasyon firmalarında görev aldı. ABD'deki sistem mühendisliği ve teknik danışmanlık, Türkiye'deki satış ve pazarlama tecrübesiyle müşteri memnuniyetinin önemini ve müşteri gereksinimlerinin anlaşılmasını vurgulayarak çalışmalarını sürdürdü. Türkiye'nin ilk ticari internet altyapısı "Turnet" ağının kurulmasında GM olarak bir ilke imza atmıştır. Halen serbest bir danışman olarak kurumların performanslarını arttıracak eğitim programlarının tasarımı/sunumu ve danışmanlık faaliyetleri ile çalışmaktadır. 7-17 yaş arası gençlere verdiği iş sürecleri ve liderlik eğitimleri girişimciliği teşvik etmektedir.

TED Ankara Koleji, Purdue Üniversitesinden Elektronik Mühendisliği ve Ohio State Üniversitesinden Biyomedikal Mühendisliği derecelerine sahip Bilge evli olup iki oğlan babasıdır.



© www.maxihaber.net