|
İnsanın yaşam tarzı genelde kendi dışında şekillenir. Bu anlamda kendi bedeni üzerinde söz sahibi olması , özgürlüğünü kazanması çok zordur. Çünkü dış dünyanın dayatmalarına karşı koyacak güçlü bir iradeyi gerektirir.
Dünyada ölümlerin birincil nedeni olan kalp damar hastalıları, kanser ve insanlığın en yaygın sorunu olan hipertansiyon, şeker hastalığı, kolesterol yüksekliği, şişmanlık ve metabolik sendrom bu yaşam tarzıyla yakından ilişkilidir. Yaşam tarzımızı düzelterek bu insanlık düşmanlarını yenmede ne kadar başarılı olursak kalp, tansiyon, kolesterol ve şeker ilacı kullanımımız o kadar azalır, bu hastalıklara yakalanma, ölme oranları da o ölçüde düşer. Önlenebilir ölümlerde dünya ve olimpiyat şampiyonuyuz!!!!
Meselenin diğer bir yönü de bu hastalıkların tedavisinde dışarıya bağımlı olmamız; zaten iki yakamızın bir araya gelmediği ülkemizde her yıl milyarlarca dolarlık milli bir kaynağın ülkemiz dışına akıtmamızdır. Şişman kişilerin vücut ağırlığının yüzde 5 - 10'u arasında kilo vermesi kan basıncı, kan şekeri, kan yağları, kanın pıhtılaşması gibi metabolik ve kalp damar hastalığı risk faktörleri üzerine iyi etki gösterir. Yaklaşık 4 kilogramlık kilo kaybı bile riskli hastalarda şeker hastalığına gidişi önler. Ayrıca fiziki aktiviteyi arttırmanın hemen akla gelen iki yararı, HDL kolesterol düzeyinde artma ve tüm sebeplere bağlı ölüm oranında azalmadır.
Yaşam tarzı sadece sağlığın ilgi alanı da değildir. Küreselleşme sürecinde sağlıktan ekonomiye, eğitimden eğlenceye ve iletişime kadar her alanda devam eden gizli ve açık müdahale, yaşam tarzını sınır tanımadan değiştirmek veya etkilemek üzere odaklanmış bulunuyor. Bilgi ve paranın akışkanlığı sayesinde tsunami gibi bize ait ne varsa içine çekiyor ve kendi istediği şekle dönüştürüyor.
Ne yiyeceğimizden ne giyeceğimize ve ne yapacağımıza kadar her şey beynimize bir virus gibi yükleniyor.
2005'te Türkiye'de sigaraya 9 milyar dolar, yol açtığı zararlara ise 14 milyar dolar harcandı. Alkollü de bu kapsam içine aldığımızda harcama 30 milyar doları aşıyor !!!! 2006'daki ekonomik cari açığımız ne kadar? Yaklaşık 30 milyar dolar !!!!!!
BEYNİMİZE GİZLİCE YÜKLENEN BU YANLIŞ PROGRAMLARI NASIL DEĞİŞTİREBİLİRİZ?
Bunun yolu karşılaştığımız her konuda kendi özgür tercihimizi açıkça belirtmekten geçer. Seçmek ya da seçmemek… Biz insanlar hayatımız boyunca katrilyonlarca seçim yaparız. Bu seçimlerin toplamı bizim yaşam tarzımız olur. Alkol veya sigara içmek veya içmemek, yanlış veya doğru beslenmek, spor yapmak veya yan gelip yatmak, sağlığa özen göstermek veya boş vermek gibi.
Derin irademizin kontrolü ele alması hayati bir karardır. Zihnimin denetimini elimde tutarım. Hiç kimsenin hiçbir zaman hayatım ve davranışlarım üzerinde baskı kurmasına izin vermem. Kendimle ilgili hiçbir şeyi şansa bırakmam, ertelemem. Ölümün soğuk nefesini hissettiğimiz kalp krizi, kanser, ağır bir ameliyat veya felç gibi ciddi sağlık sorunları gibi sarsıntılardan sonra yeni bir yaşam kurulurken bu değişimi sıklıkla görebiliriz. Sigarayı asla bırakamayacağını düşünen kişi kolaylıkla bırakır, kilo verir. Canının kıymetinin farkına varır.
Özetle öncelikle bu iş irade işidir. Hafıza kartımıza yükleyeceğimiz içe dönük konuşma virus kontrol sistemi bu işin temelidir. Toplumsal bir sorumluluk olarak ilkokul çağlarından itibaren "Sağlıklı Yaşam Kılavuzu" bilinçli bir şekilde beynimize işlenmelidir. İş içten geçmeden, testi kırılmadan bazı normları hayat standartlarımız haline getirmeliyiz.
Bugün çağımızda sürekli bir bilgi bombardımanı altındayız. Peki bu bilgilerin hepsini kabul edecek miyiz? Tabii ki hayır. Bu bilgileri süzmede bilimsel düşünme ve değerlendirme kriterlerinden yararlanmalıyız. Neden bu konu araştırılmış? Nasıl yapılmış, nasıl analiz edilmiş? Ne bulunmuş, ne yorumlanmış? Yöntem ve bulgular geçerli mi? Ve daha birçok kriteri kullanarak bilginin sağlıklı olup olmadığını ölçümlemeliyiz. Doğaldır ki sosyal bir devlet olarak nasıl sağlıklı yaşam kılavuzunun bilinçli bir şekilde beyinlerimize yüklenmesi gerekiyorsa aynı şekilde "Bilimsel Değerlendirme" programı ilkokul çağlarından itibaren beyinlerimize bilinçli bir şekilde yüklenmelidir.
Zira Dünyanın en genç ve istikbal vadeden bir nüfusu olarak böbürlenmemiz gereken tedbirleri almamamız durumunda ileride altından çıkılamayacak, faturasını hep beraber ödeyeceğimiz toplumsal bir kabus olarak başımıza çökebilir.
Sevgi ve saygılarımla,
Mehmet Ali CECELİ
maceceli@yahoo.com
|