logo

Bakış Açısı


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Yaşadığımız olaylar ve dünyadaki gelişmelerle ilgili muhakeme ederken, geçmiş tecrübelerimiz, aile kültürümüz ve sosyal yaşam tarzımız düşüncelerimizi doğrudan etkilemektedir. Bu sebeple sahip olduğumuz bakış açısı, tüketim alışkanlıklarımızı da doğrudan yönlendirici bir etkiye sahiptir. Örneğin bir ürünün en pahalısını veya en ucuzunu almayı tercih etmek arasında belirleyici olan unsur, geçmişte yaşadığımız olumlu veya olumsuz bir deneyim olabilir. Misal, Sony’nin pazarda çok güçlü olduğu dönemlerde bir çoğumuz “biraz daha” yüksek ücret ödeyip Sony marka elektronik cihaz almayı tercih ederdik. Walkman mi alınacak, Sony olsun! Video kamera mı düşünüyoruz, Sony olursa çok daha uzun yıllar dayanır! İşte bu ve buna benzer algılar alışveriş tercihlerimizi direkt olarak değiştirir. Bu sebeple şirketlerin müşterilerin algısını etkilemeye ve değiştirmeye yönelik çalışmaları her dönem olduğu gibi, artık farklı yöntemlerle farklılaşmaya da başlıyor. Misal, görsel sanatların ve internetin de gücünü kullanarak “arzu objeleri” üretmek ve bunları tüketici ile buluşturmak için inanılmaz teknikler icat ediliyor. Bunların bir kısmı çok başarılı olurken, bir kısmı ise uygulamadaki sorunlar sebebiyle heyecan verici bir fikir olmaktan öteye gidemiyor.

Başarısız Pazarlama Stratejileri

Milyonlarca lira yatırım yaptıktan sonra yanlış bir yapımcı firmaya reklam çektirmek veya dağıtım ağı için yanlış aracılarla çalışmak her şeyin boşa gitmesine sebep olabilir. Bu sebeple, tüm süreçlerde etkin ve verimli bir çalışma planlaması yapmak gerekiyor. Bunun için deneyimli ve vizyon yöneticilere, doğrudan yönetilmeye ihtiyacı olmayan sorumluluk sahibi çalışanlara ihtiyacınız olacak. Bütçenizin bu seviyedeki çalışanları şirkette tutabilecek düzeyde olması gerektiğini de hatırlatmamda fayda var. Her ne olursa olsun başarılı ürün ve hizmetlerin kendi reklamını yapıp ağızdan ağıza pazarlama ile tanındığını ve daha çok kişiye ulaştığını da belirtmeliyim. Ürettiğiniz her ne ise, yeteri kadar iyiyse kendi piyasasını oluşturuyor. Bunun için elbette arka planda özveri, yetenekli çalışanlar, Ar-Ge faaliyetleri ve sahip olunan patentler gibi onlarca sayıda unsur var. Hepsinin bir araya anlamlı bir şekilde gelmesi ile oluşan sinerji sayesinde kurumlar da yükselişe geçebiliyorlar.

Startup: Yeni Nesil Girişimcilik

O kadar çok sayıda yeni terim duyuyoruz ki, hepsini anlamlandırma çabamız bir yerde duruyor. Kuluçka merkezi, ekolojik inovasyon yuvası, kitlesel fonlama gibi estetik kavramlar etrafımızı sarmış durumda. İşin ilginç olan kısmı, bu kavramların kullanıldığı bazı kurumlarda bile içerikleri tam olarak bilinmiyor olması. “Yeni ise iyidir” mantığı ile hareket eden yönetim modelleri, kavramları veya iş modellerini adaptasyon sürecinden geçirmeden doğrudan uygulamaya çalışıyor. Sonuç genelde profesyonel anlamda başarısızlık ve hüsran olduğu için de gelecekteki yeni fırsatlara korku içerisinde yaklaşıldığı için kurumlar gerileme dönemine giriyor. Yeni girişimciler çok geniş bir tüketici grubu yerine daha dar bir alanda ve sınırlı sayıda müşteri üzerinde çalışıp, kişiselleştirilmiş ürün ve hizmet üretme üzerine taktik geliştiriyorlar.

Kısaca, başarılı bir şirket olmanın birçok boyutu olduğunu unutmamak gerekiyor. Ürün ve hizmetlerin üretimine kadar olan süreçte yer alan tüm aktörler, bu sürecin sonrasında devam eden pazarlama faaliyetleri ile değer kazanabiliyor. Diğer tarafta da, başarılı olmayan bir ürün ve hizmetin pazarlanma şansı da olmadığı için bu dengelerin çok iyi kurulması lazım. Üretim, pazarlama ve satış sonrası tüm faaliyetlerin müşterilerin bakış açısını da değiştirdi gerçeğini unutmadan hareket eden firmaların piyasada hep bir adım önce olduklarını biliyoruz. Bu basit formülü uygulamayı başaran kurumlar her zaman için büyük bir rekabet avantajına da sahip olacaklar. Diğer firmaları ise “bu ay kapanan şirketler listesi” haberleri içerisinde görmeye devam edeceğiz. Özellikle bugünlerde ayakta kalmayı başaran ve küresel pazarda hamle yapabilen Türk şirketlerine çok ihtiyacımız var…

Etiketler: »
Share
2571 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • TOGG: Yeni Nesil Yerli Otomobil

    06 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Öncelikle hayırlı olsun diyelim. Uzun zamandır beklediğiniz lansman gerçekleşti ve yerli otomobilimiz hakkındaki sır perdesi aralandı. Bu makalede otomobilin teknik özellikleri, sahip olduğu teknolojiler, fabrikanın kuruluş yeri ve tahmini fiyatı gibi konularla birlikte, bu adımın hangi kapıları açacağını detaylı bir şekilde keşfetmeye başlayacağız. TOGG'u üretmekten daha önemli olan, araç piyasaya sürüldüğü anda araca uygun bir ekosistemin de faaliyet göstermesini sağlamak. Eğer TOGG yollara çıktığında şarj olacak istasyon bulamazsanız, yedek ...
  • Cep Telefonlarının Hastasıyız!

    01 Ocak 2020 Köşe Yazıları

    Deloitte, 2012 yılından bu yana her yıl Global Mobil Kullanıcı Anketi (GMCS) adıyla bir çalışma düzenliyor. 6 kıtada, 28 ülkede, toplam 44.150 kullanıcıya uygulanan ankette, Türkiye’den mobil kullanıcılar da yer aldı ve ankete Türkiye’den de 1.000 kişi katıldı. Düzenlenen online ankette katılımcılar; yaş grubu, cinsiyet, gelir seviyesi, yaşadıkları bölge, teknoloji benimseyişi, cihaz sahipliği, mevcut telefonlarının markası, mevcut telefonlarının yaşı, mobil operatörleri, çalışma durumları gibi farklı etmenlere göre sınıflandırıldılar. Aşağıd...
  • Karanlık Orman Teorisi

    06 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Tamamen bulutsuz ve açık gökyüzünün keyfini çıkarmak için şehirden uzak, ormanlık bir yerde olduğunuzu hayal edin. Müthiş bir gece sizi bekliyor. Uzaydan size doğru yansıyan tüm ışık demetlerini görebiliyorsunuz. Ancak bir ses duydunuz. Muhtemelen ormanda sizinle birlikte birisi daha var. Gecenin bu saatinde bir insan ormanda ne yapıyor olabilir? Genelde bu saatlerde daha suç işlendiğini biliyorsunuz. Bu kişinin size zarar verme ihtimali çok yüksek olabilir. Peki ne yapacaksınız? Sesin geldiği yere gidip etrafı mı araştıracaksınız, yoksa saklan...
  • Tükenmişlik Sendromu (Burnout Sendromu)

    01 Aralık 2019 Köşe Yazıları

    Kendinizi sürekli yorgun hissetttiğinizi, enerjinizin hızla tükendiğini ve tükenen enerjinizi aynı hızla yenileyemediğinizi düşünüyor musunuz? Aralıksız ve çok mu yoğun çalışıyorsunuz? Sürekli ve nedensiz kendinizi huzursuz hissediyor musunuz? Durduk yerde canınız birşey yapmak istemiyor, konsantrasyon sorunu yaşıyor ve kendinizi çok halsiz mi hissediyorsunuz? Eğer yukarıdaki soruların sizin için karşılığı evet ise siz de Tükenmişlik Sendromu’na (Burnout Sendromu) yakalanmış olabilirsiniz. Aslında Tükenmişlik Sendromu iş stresinin çok yoğun ya...