logo

Dolar Gördüğü Yeri Unutur Mu?


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Ağırlıklı olarak bizden daha güçlü ülke ekonomilerinin oluşturduğu bir yapı olan Avrupa Birliği’ne bu kadar yakın bir coğrafyada olmanın çeşitli avantajları ve dezavantajları bulunuyor. Aynı zamanda askeri olarak sıcak gelişmelerin yaşandığı Ortadoğu’ya komşu olmamız beraberinde güvenlik sorunlarını da getiriyor. Avrupa Birliği için çok zayıf bir Türkiye, Ortadoğu’dan Avrupa’ya doğru yayılacak savaş ve göç dalgasına yol açabilir. Ancak çok güçlü Türkiye ise dünyadaki dengeleri tamamen değiştirip özellikle emperyalist alışkanlıklara sahip ülkeleri zor duruma sokabilir. Tüm bu değişken ve ihtimaller yumağı içerisinde ülke olarak her zaman ayakta olmamız gerekiyor. Bunu sağlamak “artı değer” üretmekten ve ürettiğimizi dünyaya ihraç edebilmekten geçiyor. Ekonomi yazarlarının mutlaka kullandığı efsane sözlerden birisi olan “Dolar gördüğü yeri unutmaz” sözü ülkemiz için oldukça gerçekçi bir tespit. Enflasyonla büyümeyi alışkanlık haline getiren bir ekonomik sistemde bu tip efsanelerin üstesinden gelinebilmesi için daha fazla çaba sarf edilmesi gerekiyor.

Teknoloji tabanlı üretim temel koşul. Tarım ve hayvancılıkta doğru politikalarla birlikte teknoloji üreten firmaların oluşturacağı katma değer ülkemizi doğrudan kalkındıracaktır. Yılda 267 milyar dolar ticaret fazlası veren Almanya bu konuda bize örnek teşkil edebilir. Kuşkusuz otomotiv sektörünü domine eden bir çok dünya markasının Alman menşeli olması sebebiyle bu rakam hiç de şaşırtıcı değil. Artık ekonomik kalkınmanın doğrudan devletlerle ilgili değil, o ülkedeki büyük firmalarla ilgili bir durum olduğunu biliyoruz. Devlet sadece kural koyucu ve bu kuralları adil bir şekilde uygulayıcı olarak sistemde yer alıyor. Geri kalan her şeyi Alman firmaları hallediyor.

Dolar kuru tek sorunumuz değil; asıl problemimiz ulusal paramızın diğer tüm yabancı para birimleri karşısındaki değerinin giderek azalması. Sadece Doları baz alırsak, 2000 yılında 152 dolara karşılık gelen asgari ücret, 2010 yılındaysa 389 dolara karşılık geliyordu. Asgari ücretin dolar karşılığı 2016 yılında tepe noktasına çıktı ve 1.300 lirayla 442 dolar alınabiliyordu. Ancak yaşanan ekonomik ve siyasi olaylar sebebiyle şu anda asgari ücret sadece 290 dolara karşılık geliyor. Yılbaşı itibariyle asgari ücret, kulislerde konuşulduğu gibi 2.000 TL düzeyine çekilirse mevcut kur seviyesine göre 362 dolara tekabül edecek. Elbette bu rakamlar tek başına alım gücü veya ekonomik parametreleri izah edebilecek yeterlilikte değil. Asıl mesele, çalışanın eline geçen ücretin reel olarak ne kadarlık bir alım gücüne sahip olduğu. Diğer bir deyişle, asgari ücretle geçinmeye çalışan bir kişi maaşıyla neler yapabilir? Kazandığı ücret gıda, barınma, sağlık, ulaşım ihtiyaçlarını ve kültürel faaliyetlerini temel olarak karşılayabilir mi?

Dönüp dolaşıp yine “israf ekonomisi” konusuna geliyoruz. İsraf hayatımızın her alanında karşımıza çıkabilir. Kimine göre tabakta kalan yemeklerin çöpe gitmesi israf olarak adlandırılabilir. Bazı insanlar günlük hayatımızda temizlik için kullandığımız tüketim malzemeleri (sabun, kağıt havlu, sıvı sabun vb.)üzerinden israfı ölçümleyebilir. Şirketlerde israf gereksiz kırtasiyecilik masrafları üzerinden ölçülebilir. Evimizde ise tarihi geçen gıda ürünlerinden tutun da, hala eskisi çalışıyor iken yenisi alınan elektronik eşyalar örnek olarak gösterilebilir. Kamuda ise devlet adına yapılan çeşitli harcamalar (lüks araç alımı, uygun olmayan ihaleler ile yapılan satın alımlar, lüzumsuz demirbaş alımı vb.) israf ekonomisi kapsamında değerlendirilebilir. Bir ülkenin refah içerisinde kalkınmasında bireyler arasındaki “dengeli kaynak dağılımı” en önemli etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu basit kural atlandığında oluşan dengesizlik içerisinde sürdürülebilir büyüme ve kalkınma gerçekleştirilemez.

Kısa dönemli yükseliş dönemleri beraberinde durgunluk ve çöküş dönemlerini getirebilir. İşte tüm bu tehlikeleri tecrübe eden bir ülke olarak atacağımız her adımı “doğru” bir şekilde atmalı ve şirketlerimizin adil rekabet edebileceği bir ekonomik yapının çatısı altında hareket etmeliyiz. Türkiye’nin güçlenmesi için yapılması gereken Türk firmalarının güçlendirilmesidir. Firmaların güçlenmesi için olması gereken ise nitelikli personelin yetişeceği bir eğitim sisteminin inşa edilmesidir. Tümevarım veya tümdengelim, arzu ettiğiniz gibi isimlendirebilirsiniz ancak sistem içerisindeki tüm unsurların birbirleri ile olan ilişkisini görmemiz, hatta anlamamız gerekiyor. İşimiz hiç kolay değil, ancak bundan çok daha zor zamanları atlattık. Türk Lirasının Dolar karşısında değer kazanıp güçlendiğini görmek istiyorsak, küresel rakiplerden daha üstün nitelikli mal ve hizmet üretmemiz gerekecek. İşte o zaman birileri “Türk Lirası gördüğü yer unutmaz” demeye başlayabilir…

Etiketler: Erkut Altındağ
Share
5040 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • HES Kodu Alma

    01 Haziran 2020 Köşe Yazıları

    HES Kodu alma işlemi yurt içinde güvenle seyahat edebilmeniz için T.C. Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemler kapsamında zorunlu hale gelen oldukça yeni bir uygulamadır. Ne Amaçla Veriliyor? HES Kodunuz, T.C. Sağlık Bakanlığı servisleri üzerinden farklı zamanlarda sorgulanarak seyahate çıkabilmeniz ile ilgili bir engel olup olmadığı kontrol etmek amacıyla verilmektedir. HES Kodu Ne İşe Yarıyor? - Covid-19 Virüsü ile hastalanmış veya hastalarla temasta bulunmuş kişilerin toplu gerçekleştirilen seyahatlere katılmasının engellenmesi, - Bu ...
  • Yeni Dünya Düzeninde Kitlesel Fonlama

    03 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Dünya çapında etkisini gösteren ve insanlığı çok farklı bir sınav ile tecrübe eden Covid-19 salgını, beraberinde tüm sistemleri doğrudan etkileyecek değişiklikleri de getiriyor. Sonu bilinmeyen ve gergin bir dönemden geçiyoruz. Bilim insanlarından çok farklı açıklamalar gelebiliyor. Hiç bir şey net değil; örneğin virüsün çıkışı doğal yollar ile mi oldu? Yoksa bir laboratuar çalışmasının istenmeyen sonucu mu? Virüse karşı etkin bir aşı geliştirildi mi, yoksa yıllar sürecek bir aşı geliştirme sürecine daha yeni mi başladık? Uluslararası uçuşl...
  • Zoom Nasıl Kurulur?

    02 Mayıs 2020 Köşe Yazıları

    Korona Virüsü nedeniyle evde kaldığımız bu günlerde dostlarımızla görüşmelerimizi ve işyerinden arkadaşlarımızla toplantıları video konferans uygulamaları kullanarak yapıyoruz. Bu uygulamalar arasında en popüler olanlardan biri de Zoom uygulaması ve herkes birbirine şu soruyu soruyor: Zoom Nasıl Kurulur? Fakat son günlerde güvenlik açıklarıyla ilgili olarak çok fazla gündeme gelen uygulamaya nihayet 1 Mayıs itibari ile güvenlik ve gizlilik özelliklerini geliştirmek için AES 256-bit GCM şifreleme yapabilen yeni güncelleme eklendi ve yeni sürüme ...
  • COVID-19 Senaryoları

    03 Nisan 2020 Köşe Yazıları

    2020 yılı ülkemiz ve dünya için hiç iyi başlamadığı gibi, hepimizi karamsarlığa sürükleyecek şekilde geçmeye devam ediyor. Şu anda tek gündem virüs salgını. Tüm dünya ülkeleri uzun zamandır ilk defa ortak bir düşmana karşı savaşıyor. Zengin veya fakir ayırt etmeden, sınıfsal farklılıklara bakmadan saldıran bir düşman! Ancak düşman o kadar acımasız ki, her ülke kendi derdine düşmüş durumda. Bireyler, kurumlar, topluluklar, yerel ve ulusal hükümetler ve uluslararası organlar tarafından Covid-19'un yayılmasını yavaşlatmak veya durdurmak için birço...