logo

Evet – Hayır


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Ülkemizin gündemi gerçekten çok yoğun ve karmaşık görünüyor. Acaba herhangi bir Avrupa ülkesinde sabah ile akşam arasında bizdeki kadar haber değeri taşıyan olay çıkıyor mudur? Referandumla ilgili her gün yeni bir tartışma, KPS Sınavı sorularının çalınması, trafik kazaları, heyelan, sıcak hava, Dünya Basketbol Şampiyonası, terör, askerlik, sanatçıların ülkeyle ilgili sansasyonel yorumları, daha neler neler… Yarın sabah gazeteyi açtığınızda tüm bu haberlere aynı sayfa üzerinde rastlayabilirsiniz. Tüketim toplumu olduğumuzu o kadar net bir şekilde ortaya koyuyoruz ki, başka ülkelerde bunlar gündemi birkaç yıl meşgul edebilecek konularken bizde birkaç günde halledebiliyoruz.

Eylül ayı içerisinde yapılacak olan referandum nedeniyle ülkemiz şimdiden iki uç farklı görüş olarak kutuplaşmış durumda. İş arkadaşları ile sohbet ederken grubun dışındaki bir fikre sahipseniz dışlanma olasılığınız çok yüksek. Hatta aynı evde bile yaşayan aile bireyleri arasında gerilim oluşabiliyor. Neye evet, neye hayır diyeceğimizi bile tam olarak bilmiyoruz. Bunun nedeni ise sadece duyduklarımızı önyargılarımız ile değerlendirip araştırma yapamadan fikir sahibi olmayı sevmemiz. Oylama maddesinden çok mevcut durum iki farklı siyasi görüşün etrafında şekillenmiş durumda. Referandumdan bir gün sonra hiçbir şey olmamış gibi hayata devam edeceğiz; o güne kadar ise gerilim sürekli artacak. Toplum olarak bunu çok seviyoruz, sakin olarak konuşup halleşmek yerine heyecanlı ve sinirli bir üslup ile etrafımıza negatif enerji yayıyoruz. Bizim gibi düşünmeyenlerin fikrine katılmayabiliriz ama bu saygılı olmayacağımız anlamına gelemez. Bunu ne zaman öğreneceğiz?

Sanatçıların bir toplumun önemli mekaniklerinden olduğunu, toplumu yönlendirmeleri gerektiğini hep duyarız. Türkiye’de bu konular da ters işliyor. Dünyaca ünlü bir müzisyenimiz, toplumu yönlendirme adına büyük çoğunluğun kalbini kıracak ve rencide edecek sözler sarf ediyor. Bu sözlerden Diva olarak nitelendirdiğimiz sanatçılarımız da paylarını alıyor. Ne gerek var? Bu ülkede arabesk müzik hiç mi dinlemedik? Duygusal olarak çöktüğümüz dönemlerde hiç mi iyi gelmedi, ruhumuza hitap etmedi? Her zaman klasik müzik veya konçerto mu dinlemek zorundayız? Peki, sanatçı olarak nitelendirdiğimiz bu kişiler, ülkemizi sürekli karalayıp, öyle mi sahnede kalmak zorundalar? Sadece alanında başarılı olmak yetmiyor mu? Türkiye’yi çamura batırmadan, kültürümüzü ayaklar altına almadan bu iş yapılmıyor mu? Ya da daha fazla para kazanmak için ülkeyi satmak şart mıdır?

Nobel ödülü alıyoruz, sevinemiyoruz. Kitapları yurtdışında binlerce satan edebiyatçılarımız oluyor, fikirlerinden ve ithamlarından dolayı yerin dibine batıyoruz. Dünya çapında müzik icra eden ustalarımız var diyoruz, internet üzerinden ülkeyi küçümsüyorlar. Sportif başarılar dışında, arka planında başka bir düşünce olmadığını bilerek ne zaman sevineceğiz? Bayraklarımızı alıp dışarı çıkacağız? Bu kadar karamsar bir tabloya rağmen adam gibi adamlar da çıkıp yalnız ve güzel ülkemiz için bağımsız olarak konuşabiliyorlar. Demek ki paranın ötesinde olan “karakter” ve “güzel ahlak” adını verdiğimiz olgular hayatı güzelleştiriyor. Ülkemiz insanını toplumumuz daha sağlıklı kılıyor.

Sonbaharla birlikte yeni bir döneme giriyoruz. Değişimin bir şekilde hızlanacağı, toplum olarak yeni kararlar almamız gereken bir döneme adım atacağımız için her bireyin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekiyor. Öncelikle, toplumsal sükûnetin bozulmasını önlemek bizim asli görevimiz. Aynı fikirde olmadığımız insanlara hoşgörü göstermek, hoşgörünün felsefik olarak doğduğu yer olan Anadolu insanı için, yani bizim için zor olmasa gerek. Kültürümüzün ve inancımızın en önemli özelliklerinden birisi de sabır. Türkiye’nin çok parlak bir geleceğe ulaşacağını hayal etmek, bunun gerçekleşmesi için çabalamak gibi bir seçeneğimiz var. Bu seçeneği hep aklımızda tutmalıyız. Hepimiz elimize para geçtiğinde güzel şeyler yapmayı planlarız. Fakirlere yardım etmek, bir çocuğa burs vermek, okul yaptırmak, bağışta bulunmak gibi… Ancak bir şekilde büyük ikramiye çıkmadığı veya istediğimiz zamlar alınamadığı için bu hayaller hep ertelenir. Bu noktada önemli bir detayı hep gözden kaçırıyoruz. Bu ülke için bir şeyler yapmak istiyorsak, şu anda yaptığımız işin en iyisini yapacağız. Anne-baba isek çocuğumuzu vatana en hayırlı olacak şekilde yetiştireceğiz. Öğrenci isek, okuduğumuz okulun hakkını verip en yüksek notlarla, iftiharla mezun olacağız. İşçi isek, mesai saatinin bitimini dört gözle beklemek, Facebook’ta sohbet edip zaman geçirmek yerine işyerindeki her anımızı üreterek, çalışarak geçireceğiz. Herkes her ne iş yapıyorsa, o işi mükemmele yakın yapmaya çalışacak. Zaten bunu yaptığımızda zaten güzel bir ülke için gerekli adımları atmış olacağız. Yoksulluğun ve yolsuzluğun azaldığı, iyi insanların yönetimi ele geçirdiği; iyi yönetilen, tamamen dürüst ve ahlaklı bir toplum olacağız. Şimdi iyi bir okuyucu olun ve bu yazıyı iyi okuyun; işte ilk adımınız…

Etiketler: » »
Share
1776 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+5 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dışarıda Halka Açık Wi-Fi Kullanıyor musunuz?

    01 Mayıs 2022 Köşe Yazıları

    Evinizin dışında kendi mobil ağınızdan bağımsız halka açık Wi-Fi kullanıyorsanız risk altında olabilirsiniz. Burada en büyük risk veri hırsızlığına maruz kalmanızdır. Hele bir de bu WiFi ağı üzerinde oturum açtıysanız kullanacağınız verinin cinsine göre bu verilerin ve hesabınızın ele geçirilmesi an meselesidir. Halka Açık Wi-Fi Kullanırken Çok Dikkat Siber korsanlar kullandığınız internet servisinin özelliğine göre sizin oturum açarken kullandığınız şifrelere ulaşabilecekleri gibi banka bilgileriniz, özel belgeleriniz ve yaptığınız e-posta...
  • Kokoreç

    01 Mart 2022 Köşe Yazıları

    Sabit bir telefon hattına sahip olabilmek için en az 10 yıl beklerdik. Sarı jetonlar ile telefon kulübelerinde sıra bekleyerek telefon ederdik. Kaset doldurtmak için listeler hazırlar, Beta ve VHS video kasetlerden film seyrederdik. Commodore 64, Atari ve Amstrad CPC464 ilk tanıştığımız bilgisayarlardı. Odalarımızın duvarlarında Duran Duran, Madonna, Samantha Fox ve George Michael posterleri asılıydı. Bo Derek, Ornella Muti ve Ursula Andress'in filmleri, Adile Naşit'in masalları çok meşhurdu. Çernobil kazası sebebiyle ağız tadıyla çay içemediği...
  • İnternette Güvende Kalmak

    01 Ocak 2022 Köşe Yazıları

    İnternet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Her gün hatırı sayılır bir zaman geçirdiğimiz internette en önemli şey güvende kalmak. İnternetin hayatımıza getirdiği kolaylıklar çok fazla olsa da bunun yanında çok fazla tehlikeye maruz kaldığımız da bir gerçek. Bu yazıda internette ne tür risklerle karşı karşıya kalacağınız ve hangi konulara dikkat etmeniz gerektiğini madde madde sıraladım. Tüm içeriği dikkatlice takip eder ve maddelere uyarsanız internette güvende kalma olasılığınız yükselir. Unutmayın ! Yüzde yüz güvenlik diye bir şey yoktur...
  • Instagram’da Nasıl Güvende Olunur?

    01 Aralık 2021 Köşe Yazıları

    "Instagram’da nasıl güvende olunur?" sorusunun aslında tek bir cevabı yok ama alınabilecek bir sürü önlem var. Bir de bilmeniz gereken bazı püf noktalar. İşte tam da bu nedenle Instagram, insanların hesaplarını güvenli tutmalarına yardımcı olmak için bazı ipuçları paylaştı. Hesaplarınızın güvenliği için umarım aşağıdaki bilgiler size yardımcı olur. Instagram Size Asla DM (Direkt Mesaj) Göndermez Kötü amaçlı hesaplar, hesap şifresi gibi hassas bilgilere erişmek için Direkt Mesaj atabilir. Hesabınızın kapatılma riski olduğunu, Instagram’ın fi...