logo

Gidişat


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

İktisat dersinde daha ilk ünitede dünyadaki kıt kaynaklar ile sınırsız insan ihtiyaçlarının nasıl karşılanacağı sorusuna cevap arandığı anlatılır. Eğer işin trajik yönünden bakacak olursak, maalesef bu soruya efektif bir yanıt hala bulunamamıştır. Kaynakların erişebilirliği ve yeniden üretilebilirliği teknolojik imkanlar ile artsa da, nüfustaki aşırı artış ve tüketimde insanoğlunun kendi sınırlarını zorlaması sebebiyle işler istenildiği gibi ilerlemiyor. Dünyanın tüm servetinin %90’ının nüfusun %10’luk bir kesimin elinde olması oyunun tüm kurallarını değiştiriyor.

Fakir hep fakir kalır, zengin ise giderek zenginleşir…

Dünyanın belirli bölgelerinde obezitenin bu kadar yüksek bir artış göstermesi, diğer bir bölgedeki insanların aşırı fakirleşmesi ile her ne kadar ilgisiz gibi gözükse de, aslında çok yüksek bir korelasyon içeriyor. Dünya Bankası fakirliği “açlık, hastalık, doktor ve eğitime ulaşamama, iş bulamama, gelecek hayali kuramama” olarak tanımlıyor. Zaten bu kavramlar anlamını yitirdiğinde bir insan için yaşayabilmek pek mümkün değil. Karnımızı doyuramadığımızda, okuyamadığımızda veya iş bulamadığımızda gelecek hayali kurmak imkansızlaşıyor. Maalesef bu iş daha da uç noktalara gidiyor. Fakirliğin de kendi içerisinde seviyeleri var, tıpkı zenginlik gibi. Kimi aileler bilir, belki arabaları veya kullandıkları lüks elektronik cihazları yoktur ancak bir şekilde ayın sonunu getirirler, karınlarını doyururlar. Kimileri ise ikinci bir iş bularak evlerine yemek götürmeye çalışır, ikincil düzeydeki ihtiyaçlardan vazgeçerler. Artık durum çok daha kötüye gitmeye başladı. Ailecek sokakta kalanlar, yiyecek bir şey bulamadıkları için aç uyuyanlar var. Sadece ülkemiz değil, tüm dünya bu korkunç gerçekle yüzleşiyor.

En temelden başlamak

Dünyada devletlerin uyguladıkları çeşitli yoksulluk önleyici düzenlemeler var. Bunların bir kısmı vergi tabanlı; alınan vergilerin aşırı yoksul kesime sağlık ve barınma hizmetleri olarak dönmesine olanak tanıyor. Ancak bu tip düzenlemelerin zamanla mali yapıya yük bindirdiği ve katma değerli çözümler olmadığı için etkisi oldukça sınırlı. Diğer bulunan çözümlerin başında da yeni iş alanları oluşturmak ve ülke genelinde yolsuzluğu da sıfırlayacak politikaların benimsenmesi. geliyor. İstihdam açısından özellikle tarım ve hayvancılık çok önemli. Bizim ülkemiz için oldukça kritik bir değere sahip. Şu anda bile radikal bir planlama ile sadece tarım ve hayvancılık ile ilgili mekanizmaları kullanarak hem işsizlik oranını yarı yarıya çekebilir, hem de yoksulluğu oran olarak azaltabiliriz. Ülkemizin bulunduğu bölge ve sahip olduğu iklim de buna hizmet edecek şekilde optimize edilmiş durumda. Sadece bunun farkına varmak ve bir yerden başlamak önemli. Birçok Avrupa ülkesinde bile sanayiden ziyade tarım veya hayvancılık alanındaki ihracat gelirleri o ülkeleri ayakta tutuyor.

Kuantum Mekaniklerine göre yoksulluk

Günümüzde her bir konuyu kuantum mekanikleri ile açıklamak moda oldu. Bu modaya uymak gerekiyorsa biz de uygun bir tanım yapalım. Biliyorsunuz bu mekaniklere göre dünya üzerindeki herhangi bir olayı açıklamak için geri kalan herşeyi açıklamak zorundasınızdır. Temel fikir olarak bu yapıyı baz alırsak basit bir denklem kurabiliriz: Eğer şu anda dışarıda yatan ve üşüyen bir aile varsa, bunun sebebi kendi evlerinde sıcacık yataklarında uyuyan tüm ailelerdir. Bilmeliyiz ki, bir gün bizim ailemiz de sokağa düşerse bizim için kimse bir şey yapmayacak. Çünkü biz o aileler için hiç bir şey yapmıyoruz. Belki de bu gece eve gittiğimizde, ailemizle birlikte zaman geçirdikten sonra uyumaya gittiğimizde yatağımızda bu konuyu düşünmeliyiz. Bazen yaptığımız şeyler yüzünden değil, yapmadıklarımız nedeniyle de başkalarına zarar verebiliyoruz… İşte buyrun, hepimiz için üzerinde derinlemesine düşünebileceğimiz iyi bir konu…

 

Etiketler: » »
Share
2921 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teknoloji Piyasası Hareketleniyor

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Teknoloji firmalarından haberler peş peşe geliyor. İlk olarak Nintendo'nun tekrar resmi olarak Türkiye pazarına gireceğini öğrendik. CD Media adlı Yunan firması CD Media Turkey olarak ülkemizde hizmet vermeye başlayacak. Ürün fiyatları olarak Nintendo oyun konsollarının ucuzlamasını beklemek rasyonel değil ancak aldığımız oyun konsolunun resmi distribütör garantisi altında olması kullanıcıya güven veriyor. Diğer türlü bozulduğunda çöp olan konsollar artık resmi garanti kapsamında değerlendirileceği ve yetkili teknik servise yönlendirileceği içi...
  • Basın Toplantıları Gözlemlerim

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Stilletto, kadınların ayaklarını oldukça zarif gösteren, ince topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı modelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu stilletto meselesi nereden çıktı? Konuyu bir anımı anlatarak açıklayayım. Katıldığım bir basın toplantısında basın masasına geldim ve kaydımı yaptırırken içerideki herkesi kapı girişinden görebiliyordum. İçeride 70 - 80 civarında davetli vardı ve basın masasında kayıt alan arkadaşlara dönüp içeride 20 civarında yayınlardan gelen reklamcı olduğunu söyledim. Şöyle bir listeye bakarak “Evet aşağı yukarı öyle. Peki n...
  • İnternet’te Ulusal Güvenlik

    02 Nisan 2018 Köşe Yazıları

    Yerli ürün ve teknolojik hizmetlerin önem kazandığı ve yatırımların bu çerçevede gerçekleştirildiği son dönemde ülkemizde kullanılan neredeyse tüm bilgisayarların işletim sistemleri dikkate alındığında, internet güvenliği de mutlaka üst düzeyde sağlanmak zorunda. Özellikle Windows işletim sisteminin farklı versiyonlarının kullanıldığı devlet dairelerinde ve özel sektörde en önemli soru işareti; yabancı ülke menşeli bir yazılım firmasına ne ölçüde güvenilebileceği olarak karşımıza çıkıyor. Windows'un çok ciddi açıkları olduğunu biliyoruz, yazılı...
  • Rahatlık Battı, Sosyal Ağlara Üye Olduk

    01 Nisan 2018 Köşe Yazıları

    Sosyal Ağlar hayatımıza girmeden önce ne kadar rahatmışız. İlk olarak cep telefonları yaşantımızı esaret altına almaya başlamışlardı. Fakat cep telefonuyla yapabildiklerimiz çok kısıtlıydı. Gün içinde en fazla birkaç kişiye kısa mesaj atardık. Derken bir gün Facebook ile tanışıp ardından XING, FriendFeed, Twitter, Instagram ve benzeri sosyal paylaşım sitelerine üye olmaya başladık. Mobil internetin ve akıllı telefonların yaygınlaşması ve ucuzlaması sonucu sosyal ağların bağımlısı olup çıktık. Daha çok sosyal olma kaygısıyla yan masadaki arkadaş...