logo

Mükemmele Ulaşmak Hayatı Iskalamak mı?


Aykut Altındağ
aykut@maxihaber.net

Üniversitede okuduğum 1980’li yıllarda çalışma hayatı şimdikinden çok daha kolaydı. İş bulmak için sadece üniversite mezunu olmanız yeterli sayılırdı. Hele bir de azıcık İngilizce biliyorsanız neredeyse işsiz kalma ihtimalimiz yok gibiydi. O dönemde işverenler sizden elinizden gelenin en iyisini yapmanızı isterler ve çok fazla mükemmellik aramazlardı. Kariyer yapmak isteyen çalışanların yapması gereken sadece işini iyi yapmaktı. Alınan eğitim elbette çok önemliydi ama farklı sebeplerden dolayı eğitim alamayanlar bile ek kurs ve eğitimlerle açıklarını kapatmaya çalışır ve kariyer peşinde koşmaktan çekinmezlerdi.

Mükemmelin Peşinden Koşan İnsanlar

Aradan yaklaşık 30 yıl civarında bir zaman geçti. Artık kariyerinde başarılı olmak isteyen herkes mükemmele ulaşmak için çalışıyor. İşveren de iş arayan da mükemmelin peşinde koşmaya başladı. Bir işe girmek için gereken yetkinliklerin sayısı her geçen gün artıyor. Neredeyse doktorasını yapmamış, 2 dili ana dili gibi konuşamayan, bilgisayar alanında birkaç farklı konuda sertifikası olmayan kişilerin bırakın meslekleriyle ilgili iyi bir iş bulmayı, asgari ücretle ne iş yapabileceklerini düşünüyorlar.

CV’ler Artık 5-6 Sayfa Oldu

Günümüzde üniversite okuyan birçok kişi okulunu bitirdikten sonra çalışmayı düşünmüyor. Önce master sonra da doktora yapmayı bütün bunları yaparken de ikinci bir dil üzerine kurs görmeyi ve bilgisayar alanında sertifika almanın yollarını planlıyor. Eskiden tek bir sayfadan oluşan CV’ler artık 5-6 sayfa oldu. Herkes mükemmelin peşinde aralıksız çalışıyor, akademik kariyer yapıyor ve eğitim alıyor. Tüm yaşantılarını bu hedeflere ulaşmaya endekslemiş durumdalar.

Kariyer İçin Bazen Hayatı Iskalıyoruz

Bu koşuşturmayla geçen yılların ve başarılı kariyer öykülerinin sonunda belki kariyerimiz açısından çok önemli yerlere geliyor ve başarılı projelere imza atıyoruz. Kimimiz başarılarını uluslararası şirketlerin Türkiye dışındaki ofislerinde önemli görevlerde geçiriyor. Maddi anlamda büyük olanaklara sahip olsak bile jet hızıyla tükenen yılların sonunda görüyoruz ki; birçok sevdiğimiz ve özellikle de aile büyüklerimiz ya artık bizimle değiller ya da ilerleyen yaşa bağlı oluşan sorunlar yüzünden yaşam kaliteleri bizim sahip olduğumuza oranla çok daha düşük.

İşte o zaman geldiğinde onlara bu koşuşturma içinde ne kadar az zaman ayırdığımızın farkına varıyoruz. Akademik kariyer sahibi, maddi güç sahibi ve belki de garantilediğimiz bir gelecek sahibi olmamıza rağmen hayatın aslında sadece bunlardan oluşmadığını fark ediyoruz. Aslında yaşadığımız anı yakalayamadıktan sonra geleceğimizi garanti altına almamızın çok da önemli olmadığının acaba farkında mıyız?

Sadece Mükemmelin Peşinde Koşmak mı?

Bizler mükemmelin peşinden koşarken hayatı kaçırmamalıyız. Çünkü mükemmele ulaşmak için harcayacağınız her ek zaman dilimi ailemize ve sevdiklerimize harcayacağımız zamandan çalınmış olacak. Mükemmeli sadece kariyer peşinde koşarak aramak yerine belki bir parça kafamızı kaldırarak yakın çevremize bakmak belki de daha ‘mükemmel’ olacaktır.

Aşağıdaki yastıkaltı hikayesi ne demek istediğimi sanırım çok açık ve net olarak anlatıyor.

Amerikalı zengin bir işadamı iş seyahati sırasında küçük bir Meksika kasabasına uğrar. Limanda gezerken ağzına kadar balık dolu küçük bir teknenin içinde oturan bir balıkçı dikkatini çeker. Merakla yanına yaklaşır ve sorar, “Merhaba, bu balıkları yakalamak ne kadar zamanını aldı?” Balıkçı tümünü 1-2 saatte yakaladığını söyler. Yabancı adam bu kez niçin daha uzun süre kalıp daha fazla balık yakalamadığını sorar. Balıkçı ailesinin geçimi için bu kadarının yettiğini söyler.

Amerikalı işadamı merakla balıkçıya kalan zamanını nasıl geçirdiğini sorar. Balıkçı anlatır, “Geç vakit yatarım, sabah birazcık balık yakalarım. Sonra çocuklarımla oynarım, öğlende de karım Maria ile biraz siesta yaparım. Akşamları amigolarla beraber gitar çalıp şarap içeriz, eğleniriz. Dolu ve meşgul bir yaşantım var senyor”.

Amerikalı gerinerek “Benim Harvard’dan MBA’m var ve sana yardım edebilirim. Balık tutmak için daha çok zaman ayırmalı ve daha büyük bir tekne ile çalışmalısın. Bu tekneden elde edeceğin gelirle daha büyük tekneler alırsın. Kısa sürede bir balıkçı filosuna sahip olursun. Böylelikle yakaladığın balıkları aracılara değil doğrudan doğruya işleme tesislerine satarsın. Hatta kendi balık fabrikanı bile kurabilirsin. Balıkçılık sektöründe bir numara olursun”. Ve Amerikalı devam eder “Tabii bunları yapman için öncelikle bu küçük balıkçı kasabasını terk edip Mexico City’ye, daha sonra Los Angeles’e ve en sonunda holdingini genişletebileceğin New York’a yerleşirsin”. Balıkçı düşünceli vaziyette sorar, “Peki senyor bu anlattıklarınız ne kadar zaman alır?”

Amerikalı yanıtlar, “15-20 yıl kadar”.

Peki bundan sonra senyor?” diye sorar balıkçı.

Amerikalı güler,

Simdi anlatacağım en iyi tarafı! Zamanı geldiğinde şirketini halka açarsın ve şirketinin hisselerini iyi paraya satarsın! Kısa zamanda zengin olup milyonlar kazanırsın!”

Milyonlar?” der Meksikalı, “Eee.. sonra senyor?”

Amerikalı “Ondan sonra emekli olursun. Geç vakitlerde yatabileceğin küçük bir balıkçı kasabasına yerleşirsin, istersen zevk için biraz balık tutarsın, çocuklarınla oynayacak, karınla siesta yapacak zamanın olur, akşamları da arkadaşlarınla şarap içip, gitar çalarsın”.

Sizce hangisi daha MÜKEMMEL ?

Etiketler:
Share
3668 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • İnternette Unutulma Hakkı Nedir?

    01 Ağustos 2020 Köşe Yazıları

    İnternette Unutulma Hakkı konusunu kısaca tanımlarsak; kişi ve kurumların kendi adlarıyla internet üzerinden arama yapıldığında çıkan sonuçlar arasında şahsıyla ilgili bilgi ve fotoğrafların arama sonuçlarından çıkarılmasını isteme hakkı  olduğunu söyleyebiliriz. Elbette bu hakkın kullanılabilmesi için bazı şartların oluşması gerekiyor. Hatta konunun istisnaları bile var. Tarihsel, istatistiksel veya bilimsel amaçlarla kişisel verilerin işlenmesi devam edebildiği gibi edebi, sanatsal ifade veya gazetecilik faaliyetleri dahilinde işlenen kişise...
  • Dünya Devi Bir Marka Olmak…

    02 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Pandemi dönemi bize çok farklı tecrübeler katmaya devam ediyor. Yeni bir sosyal yaşam tarzı, evden çalışma koşulları, modern iletişim yöntemleri ve yepyeni bir hayat... Ülke ekonomilerine baktığımızda hepsinin bu krize aslında hiç de hazır olunmadığını ve oldukça kadar kırılgan bir yapıda olabileceğini görüyoruz. Ancak bazı ülkeler sahip oldukça yapısal avantajlar ile bu zorlu dönemi daha az hasarla atlatabilecek imkanlara sahipler. Bu ülkelerin hangileri olduğunu tahmin etmek hiç de zor değil: Dünya devi markalara sahip olanlar... Makale içeri...
  • İtiraf Ediyorum: O Balıkçı Benim!

    01 Temmuz 2020 Köşe Yazıları

    Günün birinde Meksika’da bir sahil kasabasına yolu düşen Amerikalı işadamı, kıyıya yanaşan kayıktaki balıkçıyla konuşur. Kayığın içinde yeni yakalanmış bir miktar balık bulunmaktadır. Amerikalı işadamı balıkların iriliğinden dolayı Balıkçıyı över ve bu balıkları ne kadar zamanda yakaladığını sorar. Balıkçı, “Fazla sürmedi, efendim” der. Amerikalı hayretle sorar: “Öyleyse neden daha fazla denizde kalıp da daha çok balık tutmadın?” “Bu kadarı bugünlük aileme yeter” diye cevaplar Balıkçı. “Peki”, der Amerikalı işadamı. “Geri kalan zamanını...
  • HES Kodu Alma

    01 Haziran 2020 Köşe Yazıları

    HES Kodu alma işlemi yurt içinde güvenle seyahat edebilmeniz için T.C. Sağlık Bakanlığı’nın aldığı önlemler kapsamında zorunlu hale gelen oldukça yeni bir uygulamadır. Ne Amaçla Veriliyor? HES Kodunuz, T.C. Sağlık Bakanlığı servisleri üzerinden farklı zamanlarda sorgulanarak seyahate çıkabilmeniz ile ilgili bir engel olup olmadığı kontrol etmek amacıyla verilmektedir. HES Kodu Ne İşe Yarıyor? - Covid-19 Virüsü ile hastalanmış veya hastalarla temasta bulunmuş kişilerin toplu gerçekleştirilen seyahatlere katılmasının engellenmesi, - Bu ...