logo

Sosyal Ağlar Yokken Ne Rahattık !


Aykut Altındağ
aykut@maxihaber.net

Sadece bundan 3-5 yıl öncesine kadar ne kadar rahattık. Hayatımıza sosyal ağlar henüz girmemiş ve akıllı telefonlar yaşantımızı esaret altına almamışlardı. Cep telefonumuzla yapabildiğimiz günde en fazla birkaç kişiye SMS (Kısa Mesaj Servisi) atmaktı. Derken birgün Facebook ile tanışıp ardından XING, FriendFeed, Twitter ve benzeri sosyal paylaşım sitelerine üye olmaya başladık. Mobil internetin ve akıllı telefonların yaygınlaşması ve ucuzlaması sonucu sosyal ağların bağımlısı olup çıktık. Daha çok sosyal olma kaygısıyla yan masadaki arkadaşımıza bile mesajımızı bu yolla gönderir olduk.

Çalışırken, konuşurken, yemek yerken, toplantıda, yolculukta, cenazede ve neredeyse tuvalette hatta gece en derin uykumuzdan uyanarak sağa sola, tanıdık tanımadık kimselere aralıksız mesaj gönderiyoruz. Hatta işi öylesine abarttık ki, sadece bir sosyal paylaşım sitesiyle de yetinmiyor “bir mesaj yazıldıysa en az 3-5 sosyal ağa düşmeli” fikriyle sosyal ağları mesaj bombardımanına tutuyoruz. Artık uykuda bile zaman kaybetmeye tahammülümüz yok. www.hootsuite.com benzeri siteleri kullanarak zaman programlı mesaj göndererek belki birilerine “bak ben hiç uyumuyorum, hep sosyalim” mesajı veriyoruz. Bu servislerle daha önce oluşturduğumuz mesajları, belli zaman aralıklarında, seçtiğimiz sosyal ağlara otomatik olarak gönderiyoruz.

Son günlerde haberlerde belki dikkatinizi çekmiştir; Tunus, Arnavutluk ve son olarak da Mısır’da yaşanan halk hareketlerinin ortak bir özelliği vardı. Bu ülkelerin hepsinde mevcut iktidarın medya üzerinde ciddi bir baskısı var. Buna rağmen sosyal ağlarda örgütlenen halk organize bir biçimde sokakları savaş alanına çevirdi. Mısır’daki otorite baktı ki böyle olmuyor internetin fişini çekti. Sonra da cep telefonlarını susturdu. Fakat görüldüğü üzere tüm bu yapılanlar sosyal medyanın devrimini önleyemedi.

Son yaşanan olaylardan sonra anlaşıldı ki; Facebook, Twitter, Facebook ve Daily Motion gibi sosyal paylaşım siteleri artık medyanın ötesinde çok büyük bir güç konumuna geldi. Belki klasik medyayı bir takım yaptırımlarla kontrol altına alabilirsiniz ama sosyal ağlarda durum farklı. Varoşda yaşayan bir gencin bir cümlesi bazen bir parti liderinin cümlesinden çok daha etkili olabiliyor ve değer buluyor. Orada statatü yok, sadece fikirler var.

Sosyal ağlar yavaş yavaş hepimizi kendisine esir ediyor. Her geçen gün paylaştığımız mesaj sayısı, üyesi olduğumuz sosyal ağ sayısı ve bu sosyal ağlarda takip ettiğimiz kişi sayısı artıyor. Daha az uyumaya, daha az çalışmaya başladık. Daha çok sosyal olduğumuzu düşünüyor fakat sanırım gittikçe daha fazla yalnız kalıyoruz. Arkadaşlarımızla buluşsak bile onlarla sohbet etmek yerine mobil olarak takıldığımız sosyal ağlara mesajlar gönderiyoruz. “Arkadaşlarla buluştuk” diye… Sürekli bir mesaj kaygısı içindeyiz.

Eğer henüz bir sosyal paylaşım sitesine üye değilseniz uzak durmanızı önereceğim. Bir dostunuz veya sevgilinizle oturup karşılıklı sohbet edin, kitap okuyun veya daha çok çalışın. Bizler elimizi kaptırdık, şimdi kolumuzu kurtaramıyoruz. İnsan “eskiden sosyal ağlar yokken cidden ne rahatmışız !” demekten kendini alamıyor.

Yazımı bitirmeden önce benim için önemli bir konudan daha bahsetmek istiyorum. Ocak ayının son haftasonu Antalya’da düzenlenen (30 Ocak – 4 Şubat 2011) Türkiye Küçükler Satranç Şampiyonası için Türkiye İş Bankası ve MPR’ın birlikte organize ettiği bir basın gezisine katıldım. Türkiye İş Bankası 23 Aralık 2005 tarihinde imzaladığı sözleşme ile Türkiye Satranç Federasyonu’nun resmi sponsorluğunu üstlenmiş ve bu işbirliği çerçevesinde satranç sporunu geliştirip yaygınlaştırmak amacıyla büyük emek harcıyor. Yapılan çalışmaları görmek amacıyla basın mensupları olarak Antalya-Kemer Limra Otel’de gerçekleşen bu turnuvanın açılışına katıldık. Otelde kamp yapan Satranç Milli Takımları oyuncularıyla da tanışma ve sohbet etme şansını yakaladık. Turnuvada yarışan miniklerin ve ebebeylerinin heyecanları gerçekten görülmesi gereken bir tabloydu.

Bu basın gezisine katılırken açıkcası bu köşeye birkaç defa sıkıntılı bir biçimde konu olan İş Bankası ve MPR ile ilgili tereddütlerim vardı. Fakat özellikle Türkiye İş Bankası Kurumsal İletişim Müdürü Suat Sözen’in ve ekibinin göstermiş olduğu konukseverlik ve MPR Halkla İlişkiler’in profesyonel yaklaşımı sayesinde hiç bir aksaklık yaşamadan Antalya Basın Gezisi organizasyonu gerçekleşti. Bana da bu başarılı organizasyonu gerçekleştirenlere kocaman bir teşekkür etmek düşüyor. Emek veren herkese teşekkür ederim…

Bu ayki yazımı Albert Einstein’ın bir deyişi ile noktalıyorum. “İnsanı ayakta tutan iskelet ve kas sistemi değil, prensipleri ve inançlarıdır”

Etiketler: » »
Share
916 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yeni Dünya Ekonomisi

    02 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Ülkemizin yeni dünya ekonomisi içinde yer alması için katma değeri olan mal ve hizmetler üretebilmek tüm firmalarımızın temel hedefi olsa da, bu yolda ilerlemek için belirli bir potansiyele sahip olmak gerekiyor. Sadece girişimcilik değil, aynı zamanda nitelikli personel çalıştırabilme ve Ar-Ge faaliyetlerini uygulamaya dönük sürdürebilmek anahtar bazı özellikler. "Fakir her zaman fakir kalır, zengin ise her gün daha da zenginleşir" ifadesi ile kolayca tanımlanabilecek Fakirlik Paradoksu için bu köşede önceki yıllarda defalarca tanımlar yapıp, ...
  • Yurtdışı e-Ticaret Sitelerinde Siparişi Yasak Ürünler

    01 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Yurtdışı e-ticaret sitelerinde alışveriş yaparken siparişi yasak ürünler konusuna çok dikkat etmelisiniz. Çünkü yurtdışından bir ürünü sipariş ederken Türkiye Gümrük Kanunları’na uymanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Sipariş etmeden önce yasa gereği ülkeye sokulmasının yasak olduğu ürünlerin neler olduğunu maddeler halinde listeleyeceğim. Vergi Oranları %18 veya %20 Her bir sevkiyat için kıymeti 1500 Avro'yu, ağırlığı ise 30 kg’mı aşmayan eşyaya geldiği ülkeye göre tek ve kesin vergi oranı uygulanacaktır. Söz konusu vergi oranları eş...
  • WhatsApp Kullanıcıları Dikkat

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Eğer WhatsApp uygulamasını sıkça kullanıyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneriyorum. Çünkü bu yazıda hem güvenlikle ilgili bir konudan bahsedeceğim, hem pek bilinmeyen bir püf noktasını anlatacağım, hem de bu uygulamasının artık çalışmayacağı telefonları listeleyeceğim. WhatsApp Hesabınız Ele Geçirilebilir mi? WhatsApp uygulaması genel olarak kullanım açısından oldukça güvenli olmasına karşın dikkat etmez, telefonunuzu bir başkasına verir veya ortalık bir yerlerde bırakırsanız hem mesajlarınız başka birileri tarafından görülebilir...
  • Bitcoin

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Yeni bir mübadele aracının çok kısa bir süre içerisinde bu kadar değerlenmesi ve dünyanın gündemini belirlemesi pek de tahmin edilebilir bir durum değil. Birçok ülke Bitcoin ve benzeri para birimlerinin yasal mevzuata uyarlanması ile ilgili çalışmalara başladı. Somut olmayan, elle tutulamayan bir para birimi kulağa çok güvenilir gelmese de, akla şu soru geliyor: Sahip olduğumuz finansal portföyümüzün ne kadarı somut ve maddi olarak evinizde fiziksel bir alan kaplıyor? Maaşımızı bile artık bankadan çekmiyor; çevrimiçi hizmetleri kullanarak tüm ö...