logo

Dünya Yetmezse


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Kızılderili kabileleri dünyadaki doğal yaşama ait her detaya çok önem verirler. Onlar için doğa demek yaşam demektir. Ağaçlar, bitkiler, hayvanlar, nehirler… Doğayı kendilerine adapte etmek yerine onlar bir yolunu bulup doğal yaşama ayak uyduruyorlar. Bugünlerde birçok yerde eski bir Kızılderili atasözü dikkat çekiyor: “Son ağaç kesildiğinde, Son nehir kuruduğunda, son balık avlandığında, işte o zaman paranın yenmediğini anlayacaksınız…” Endüstriyel toplum kavramı ortaya ilk çıktığında aslında Dünya için yeni bir dönem başladı. Sanayi ve Endüstri Devrimi zamanla yerini bilgi toplumuna bırakırken, eskiden mekanik ve elektro-mekanik cihazlar kullanılırdı, ancak şimdi elektronik ve dijital aygıtlar tüm üreticilerin en yakın dostu olmaya başladı. Otomasyon oranı arttı, bilgisayar ve robotlar özellikle ağır sanayi alanında insanların yerini almaya başladı. İhtiyaçlarımız değişti ve şekillendi. 20 sene öncesinde televizyon bir lüks iken, günümüzde akıllı telefonumuz olmadan evden dışarıya çıktığımızda kendimizi çıplak hissediyoruz. Teknolojinin bu denli ilerlemesi, hayatımıza entegre olması ne kadar doğru? 24 saatlik bir zaman diliminde yaptığımız işleri bir kağıda yazacak olursak bunun uyku dışında kalan kısmında elektronik cihazlara ne kadar bağımlı hale geldiğimizi anlayabiliriz. Yolda cep telefonu ekranı, işte monitör, evde televizyon karşısında geçen saatleri hesapladığımızda kendimize, sosyal yaşamımıza ve sevdiklerimize ne kadar az zaman ayırabildiğimizi görmüş oluyoruz.

İlk olarak ülke ölçeğinde bir değerlendirme yapacak olursak, 2013’ün ve özellikle yeni yılın ilk aylarının hem ekonomik hem de sosyal açıdan çok dalgalı geçtiğini söyleyebiliriz. Dünyada özellikle araştırma geliştirme yatırımlarının ağırlık kazandığı bir işletme modeli popüler oldu. Devletleri de mega-ölçekli işletmeler olarak sınıflandırmamız gerekiyor. Devletin tüm kurumlarının özellikle teknolojik alt yapı olarak çok üstün bir rekabet avantajı sağlaması gerekiyor ki özel sektöre de destek olabilsin. Aynı zamanda birçok yeni teknolojinin devlet araştırmaları sayesinde tüketici elektroniğine dönüştüğünü biliyoruz. Bunun en güzel örneği NASA olsa gerek. Amerikan Uzay ve Havacılık Ajansı geliştirdiği teknolojiler sayesinde özel sektörü sürekli besliyor. Yakınlaştığınızda açılan kapılar ülkemize geldiğinde olay olmuştu. Halbuki sensör teknolojisi NASA’nın uzay araştırmalarında o yılların belki de 20 sene öncesinde keşfettiği bir teknoloji idi. Aynı şekilde son yıllarda uydu görüntülerine tam ulaşım sağlanması rüyalarımızda görebileceğimiz bir durum. NASA’nın yıllardan beri uydular vasıtası ile termal gözlem bile yapabildiğini biliyoruz. Bize bu kadar gelişmiş bir teknolojiyi kullandıran bir kurumun kendisi kimbilir hangi fantastik icatlar ile uğraşıyordur!

Biraz daha makro ölçeğe çıktığımızda karşılaştığımız durum ise doğal kaynakların hızla tükenmesi. Hala petrol üretebiliyoruz, ancak bir yüzyıl sonra petrole olan bağımlılık azalmaz ise, alternatif enerji kaynaklarına yönelemezsek bir kaos ortamı oluşacak. Karaborsa, petrol kartelleri, savaşlar… Bunlar iyi ihtimaller, daha kötüsü ise bizim bile şu anda aklımıza gelmeyebilir. İnsan olarak geçmiş tecrübelere bağlı öngörülerde bulunabiliyoruz. Ancak hiç yaşanmamış ve derinliği ölçülemeyen bir krizin sonuçları tahminimizin ötesinde çok ağır olacaktır. Direkt bir çözüm var mı diye düşündüğümüzde çok iyi bir durum değerlendirmesi yapmamız gerekiyor. Şu anda dünyayı terk edip yeni bir gezegene yerleşme imkânımız yok, en azından yakın bir zamanda böyle bir ihtimal bulunmuyor. Yeni doğal kaynaklar da üretemiyoruz. Elimizdeki seçeneklerin en iyisi, dünyadaki doğal kaynakları yenilenebilir hale getirmek. Tükettiğimizin yerine yenisini üretmek ve bunu yaparken doğayı kirletmemek, doğal yaşam alanlarını tahrip etmemek. Ekosistemde her bir canlının varlığı bir sebep sonuç ilişkisi sağlıyor iken bu kadar hayvan ve bitki türünün neslini tüketmek bize çok sert bir yumruk olarak geri dönecek. Günümüzde insanoğlu hiç olmadığı kadar kibirli, kendine güveniyor ve teknolojiyi kullanarak her sonuca ulaşabileceğini, her fikri ticari hale getirip para kazanabileceğini düşünüyor. Bu aslında çok büyük bir yanılgı. Teknoloji çok ilerlemiş olsa da, henüz işin çok başındayız. Son yarım asırda yapılanlar gelecek için büyük umut vaat ediyor. Yine de kendi sınırlarımızı bilmeli, bu dünyada saygı duyarak ve doğayla uyum içerisinde yaşamalıyız. Ne kadar güçlüyüz veya teknolojik olarak donanımlı olduğumuzu düşündükçe, dünyayı yok etmek için bir adım daha atmış oluyoruz. Evet, ileride teknoloji bizi tıp, eğitim, endüstri gibi alanlarda destekleyecek, daha kaliteli bir hayat yaşamamızı sağlayacak. Ancak asla bir amaç olmayacak, sadece mutluluk ve sağlık için bir araç olacak. Bunun dışındaki her niyet bize çok yüksek maliyet olarak geri dönecektir. Daha katetmemiz gereken çok yol var. Hele ki bu kadar teknolojik imkan varken dünya üzerinde düşen bir uçağın yerini haftalardır tespit edemiyorsak, nerede yanlış yaptığımızı en kısa zamanda bulmamız gerekiyor…

Yrd. Doç. Dr. Erkut Altındağ
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Beykent Üniversitesi

Etiketler: » »
Share
13641 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+3 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yeni Dünya Ekonomisi

    02 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Ülkemizin yeni dünya ekonomisi içinde yer alması için katma değeri olan mal ve hizmetler üretebilmek tüm firmalarımızın temel hedefi olsa da, bu yolda ilerlemek için belirli bir potansiyele sahip olmak gerekiyor. Sadece girişimcilik değil, aynı zamanda nitelikli personel çalıştırabilme ve Ar-Ge faaliyetlerini uygulamaya dönük sürdürebilmek anahtar bazı özellikler. "Fakir her zaman fakir kalır, zengin ise her gün daha da zenginleşir" ifadesi ile kolayca tanımlanabilecek Fakirlik Paradoksu için bu köşede önceki yıllarda defalarca tanımlar yapıp, ...
  • Yurtdışı e-Ticaret Sitelerinde Siparişi Yasak Ürünler

    01 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Yurtdışı e-ticaret sitelerinde alışveriş yaparken siparişi yasak ürünler konusuna çok dikkat etmelisiniz. Çünkü yurtdışından bir ürünü sipariş ederken Türkiye Gümrük Kanunları’na uymanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Sipariş etmeden önce yasa gereği ülkeye sokulmasının yasak olduğu ürünlerin neler olduğunu maddeler halinde listeleyeceğim. Vergi Oranları %18 veya %20 Her bir sevkiyat için kıymeti 1500 Avro'yu, ağırlığı ise 30 kg’mı aşmayan eşyaya geldiği ülkeye göre tek ve kesin vergi oranı uygulanacaktır. Söz konusu vergi oranları eş...
  • WhatsApp Kullanıcıları Dikkat

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Eğer WhatsApp uygulamasını sıkça kullanıyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneriyorum. Çünkü bu yazıda hem güvenlikle ilgili bir konudan bahsedeceğim, hem pek bilinmeyen bir püf noktasını anlatacağım, hem de bu uygulamasının artık çalışmayacağı telefonları listeleyeceğim. WhatsApp Hesabınız Ele Geçirilebilir mi? WhatsApp uygulaması genel olarak kullanım açısından oldukça güvenli olmasına karşın dikkat etmez, telefonunuzu bir başkasına verir veya ortalık bir yerlerde bırakırsanız hem mesajlarınız başka birileri tarafından görülebilir...
  • Bitcoin

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Yeni bir mübadele aracının çok kısa bir süre içerisinde bu kadar değerlenmesi ve dünyanın gündemini belirlemesi pek de tahmin edilebilir bir durum değil. Birçok ülke Bitcoin ve benzeri para birimlerinin yasal mevzuata uyarlanması ile ilgili çalışmalara başladı. Somut olmayan, elle tutulamayan bir para birimi kulağa çok güvenilir gelmese de, akla şu soru geliyor: Sahip olduğumuz finansal portföyümüzün ne kadarı somut ve maddi olarak evinizde fiziksel bir alan kaplıyor? Maaşımızı bile artık bankadan çekmiyor; çevrimiçi hizmetleri kullanarak tüm ö...