logo

Ne Güzel Uyuyorsunuz !


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Sıradan bir gün başlıyor, dünün veya yarının kopyası. Uyanıyorsunuz, sabah 7’yi geçiyor ve servis gelmek üzere. Apar topar bir şeyler atıştırıyorsunuz, poşet çayınızı içiyor, giyiniyor ve evden çıkıyorsunuz. Yanınıza cep telefonlarınızı ve dizüstü bilgisayarınızı almadan çıkmayı da unutmuyorsunuz, çünkü onlar sizi gün içinde herkesle ve her yerle iletişim halinde tutan en önemli dostlarınız. Çantanızı da yanınıza aldıktan sonra kapıyı kilitleyip dışarı çıkıyorsunuz, servise yetişiyorsunuz. Elbette arabanız da var ancak şirketin servis imkanı dururken ne gerek var ki? İş yerine vardığınızda odanıza yerleştikten sonra bilgisayarınızı açıp, msn ve diğer chat programlarını aktif hale getiriyorsunuz. Arka planda klasik bir müzik eşliğinde gün içerisindeki çalışmalarınıza saat 9’da başlıyorsunuz. Ofis içerisindeki tüm cihazları kullanabiliyorsunuz, hepsine hakimsiniz. Fotokopi makinesi, faks, projeksiyon cihazı gibi tüm teknolojik donatılarla aranız harika. Beşeri ilişkiler konusunda da işler yolunda gibi görünüyor. Belirli bir kademedesiniz, size bağlı çalışanlar var. Onların üzerinde size verilen yetkileri sonuna kadar kullanıyorsunuz. Kurumsal pozisyonunuzun verdiği gücü kullanma yeteneğiniz de üst düzeyde. Tepe yönetimle de aranız çok iyi, sürekli şirket yöneticileri ile iş yemeğine çıkıyorsunuz. Zaman zaman bu tip şirket yemeklerine yabancı şirketlerin yöneticileri de misafir olarak katılıyor. Lüks mekanlarda gerçekleşen ve herhangi bir harcama limiti olmayan klas toplantıların bir parçasısınız. Size siz olduğunuz için değil, X şirketinin yöneticisi olduğunuz için değer verenlerle iş yemeği süsü altında sabahlara kadar eğleniyorsunuz. Bulunduğunuz mekanlar dolayısıyla ufak kaçamaklar da kaçınılmaz oluyor. Yorucu bir iş günü daha bitiyor, siz tekrar servise binip eve geliyorsunuz. Ancak akşam yemeği için sevgilinize sözünüz var. Bu yüzden hızlı bir şekilde kıyafet değiştirip araba anahtarlarınızı alıyorsunuz ve onunla buluşmaya gidiyorsunuz. Romantik bir akşam yemeğinden sonra eve birlikte gidiyorsunuz ve yeni aldığınız dvd’leri seyrediyorsunuz. Evlilik üzerine kısa bir sohbet yapıyorsunuz ancak anlaşılan o ki evliliğe iki taraf da hazır değil! Yorucu gün nedeniyle kapanan gözlerinizi sevgiliniz fark ediyor ve dinlenmeniz için evden erken ayrılmak istiyor. Onu eve bırakıp tekrar kendi evinize dönüyorsunuz, soğuk bir şeyler içip yatağa giriyorsunuz. Uyku ise birkaç dakika içerisinde gelip sizi buluyor. Hem de henüz hiç hayal kuramadan, hiç hayat değerlendirmesi yapamadan…

Böyle bir hayatın aynısını olmasa da çok benzerini hepimiz yaşıyoruz. Burada anlatılanların bir bölümü hepimiz için ortak standartları da oluşturuyor. Örneğin artık çoğumuzun en az iki telefon hattı var ve iş hayatı nedeniyle diz üstü bilgisayar kullanmak zorundayız. Ofis ortamında ise her türlü elektronik ve mekanik cihazın kullanımını öğrenmek zorunda kalıyoruz. Hayat koşturmacası içerisinde o kadar yoğun bir tempoda çalışıyoruz ki, birçok değer yitip gitmeye başlıyor. Yine tüm bu tempo bizim zamanımızı alırken, bizim dışımızda kalan dünyada çok önemli değişiklikler oluyor. Bu değişimler hepimizi direkt etkileyebilecek düzeyde. Bizim gözlerimizin önüne bir perde çekiliyor, tek amaç tüm dünyada olan bitenlerin farkına varmadan sisteme itaat etmemizi sağlamak. Televizyondaki 5. Sınıf diziler, bilgisayar oyunları, facebook ve benzeri siteler ile dikkatimiz dağılıyor, kendimize bile zaman ayıramıyoruz. Televizyonda verilen haberler aslında bir kesimin bakış açısını bize empoze etmek için kullanılıyor. Dünyadaki büyük medya kuruluşlarının yaptığı en iyi iş, insanların dikkatini dağıtmak ve onları ahlaksız davranışlara, uyuşturucuya ve alkole sevk etmek. Bunu da sürekli olarak içerisinde bu unsurların geçtiği konular bularak ve filmler göstererek yapıyorlar. Bir süre sonra hep aynı şeyleri izlemekten dolayı diğer insanların da böyle yaşadığını düşünüyoruz ve onları kendimize davranış modeli olarak alıyoruz.

Televizyonda izlediklerimiz kendi ahlak standartlarımızı oluşturmaya başlıyor. Amerikan dizi filmlerinde gösterilen yaşam tarzı bizim her ne kadar geleneklerimize ve inancımıza ters düşse de, bir süre sonra tıpkı onlar gibi yaşamaya başlıyoruz. Özellikle aile sisteminin çöktüğü, bireysel istek ve arzuların ön planda olduğu bir hayat tarzı bize sunuluyor. Biz de olduğu gibi kopyalıyoruz ve yaşıyoruz. Evlilik kurumunun kutsallığı, değeri yok edilmek isteniyor. Bir toplumu ayakta tutan en önemli mekanizma ailedir. Eğer sosyal sistemin merkez noktasında yer alan evlilik mekanizması zarar görürse bundan tüm toplum etkilenir. Ahlaki değerler birden değersizliğe dönüşür. Bencil bir yaşam tarzı aile ve akrabalık bağlarından bizi uzaklaştırır. Bugüne kadar ülkemizi ayakta tutan dayanışma ve yardım duyguları incinir, bu da bizi diğer insanlardan uzaklaştırır. Bize televizyonda gösterildiği gibi, yani duygusuz bir varlık gibi yaşamaya başlarız. Yabancı kuvvetlerin en önemli silahı ise farklılıkların üzerine gitmektir. Türkiye’nin de içerisinde bulunduğu coğrafyada büyük hüzünler yaşanıyor. Afganistan, Irak gibi yabancı kuvvetlerin işgal ettiği ülkelerde yaşanan insanlık dramının ne kadar farkındayız? Örneğin Irak’ta her sabah canlı bombalar patlıyor ve yüzlerce insan yaralanıyor, ölüyor. Biz ise bunu duyduğumuzda anlık olarak üzülüyoruz, sonra kanalı değiştiriyor ve kendi işimizin başına dönüyoruz. Hiçbir önlem alma gereği duymadığımız gibi, sorgulamak bile istemiyoruz. Peki ya bir gün yabancı kuvvetler kendi ülkemize gelirse? Hala Facebook’ta yazışmaya devam mı edeceğiz? Ya da cep telefonlarımızla arkadaşlarımızı arayıp savaş üzerine sohbet mi edeceğiz? Online olan durumumuzu “savaşta” olarak mı değiştireceğiz?

Özetle, günümüzde kullandığımız her teknolojik aygıt aynı zamanda emperyalizmin bir parçası. Bizi uyutmak için kurulan sistemin elemanları. Her gün haber kanallarında izledikleriniz belirli bir rutinde tekrarlandığında hayatımızın bir parçası oluyor. Eğer birisi sürekli olarak bir şeyi söylerse, zamanla ona inanmaya başlarız. İşte günümüzde medyanın da yaptığı tam olarak bu. Bir an önce silkinip bazı gerçeklerin farkına varmamız gerekiyor. Çeşitli ülkelerde üretilen milyonlarca silahın ve bombanın ne zaman ve nerede kullanılacağını anlamamız için biraz düşünmemiz yeterli. Ancak biz günlük alışkanlıklarımıza devam ettikçe, sıradan insanlar oldukça, düşünme eylemini gerçekleştirme ihtiyacı duymuyoruz. Peki yapmamız gereken tam olarak nedir? Bunun basit bir cevabı var: Hemen oturduğunuz yerden kalkacaksınız ve gerçeğin ne olduğunu öğrenmek için araştıracaksınız. Bunu yapmak için internet gibi sınırsız bir bilgi deryası mevcut. Bize sunulan ve tekdüzelik içeren sistemin istediği şekilde değil, milli değerlerimizin ve inancımızın gerektirdiği şekilde yaşayacağız. Düşünce sistemimizi değiştirmeden düşüncelerimizi değiştiremeyiz, gerçekleri de fark edemeyiz. İşte sadece yapmamız gereken çabalamak, doğruyu bulana kadar! Eğer okuduklarınız inandırıcı gelmediyse ve sizin üzerinizde bir etki bırakmadıysa bir seçeneğiniz daha bulunuyor: Yazıyı okumamış gibi yapın…

Etiketler: » »
Share
289 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ticaret Savaşları

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Kuzey Kore arasında yıllardan bu yana esen soğuk rüzgarların sıcak bir savaşa dönüşmesini bekleyenlerin sayısı oldukça fazla. Her ne kadar son birkaç ayda sular durulsa da, en ufak bir sorun çıktığında her şeyin ters gitmeye başlayacağını herkes biliyor. Amerika'nın son kararı ise oldukça spekülatif sonuçlara yol açabilir. Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika ile yapılacak ticaret faaliyetlerinde çeşitli hammadde alımlarına ek gümrük vergileri getirmek birden fazla sonuca sebep olabilecek ağır bir karar. İlgili ...
  • Basın Bülteni Gönderirken Dikkat !

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Basın bülteni, bir kurumu, bir kişi veya grubu ya da bir projeyi sektördeki rakiplerinden ayıran özelliklerini ve anlatılmak istenilen konuyu içeren profesyonelce hazırlanmış bir metni ilgili medya kuruluşlarına haber yapmaları için hazırlanan bir çalışmadır. Bu çalışmanın içeriği haber, röportaj, ürün tanıtımı veya değerlendirme gibi benzer konularda olabilir. Basın bülteni servis ederken nelere dikkat edilmelidir? 1- Bülten gönderilen yayının haber formatının gönderilecek bültenin konusuna uyup uymadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Yani ...
  • Teknoloji Piyasası Hareketleniyor

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Teknoloji firmalarından haberler peş peşe geliyor. İlk olarak Nintendo'nun tekrar resmi olarak Türkiye pazarına gireceğini öğrendik. CD Media adlı Yunan firması CD Media Turkey olarak ülkemizde hizmet vermeye başlayacak. Ürün fiyatları olarak Nintendo oyun konsollarının ucuzlamasını beklemek rasyonel değil ancak aldığımız oyun konsolunun resmi distribütör garantisi altında olması kullanıcıya güven veriyor. Diğer türlü bozulduğunda çöp olan konsollar artık resmi garanti kapsamında değerlendirileceği ve yetkili teknik servise yönlendirileceği içi...
  • Basın Toplantıları Gözlemlerim

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Stilletto, kadınların ayaklarını oldukça zarif gösteren, ince topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı modelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu stilletto meselesi nereden çıktı? Konuyu bir anımı anlatarak açıklayayım. Katıldığım bir basın toplantısında basın masasına geldim ve kaydımı yaptırırken içerideki herkesi kapı girişinden görebiliyordum. İçeride 70 - 80 civarında davetli vardı ve basın masasında kayıt alan arkadaşlara dönüp içeride 20 civarında yayınlardan gelen reklamcı olduğunu söyledim. Şöyle bir listeye bakarak “Evet aşağı yukarı öyle. Peki n...