logo

Programlı Hayat


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Hepimiz bir şekilde kendi hayatımızla ilgili bir program belirlemişizdir. Kâğıt kalemi elimize alıp günleri, saatleri, neler yapacağımızı ve planları yazıp disiplinli bir çalışma sürecine girdiğimiz olmuştur. Peki yaptığımız planlara, geliştirdiğimiz programlara sadık kalabiliyor muyuz? İlk olarak olağan bir hafta içi günün nasıl geçtiğini değerlendirmemiz gerekiyor. Ortalama olarak hesapladığımızda yaklaşık 6 saat uyku, 2 saat yol (işe gidiş-dönüş), 8 saat iş, 1 saat Facebook, internette sörf ve mail kontrolü, 30 dakika kişisel bakım ve ihtiyaçlar, 45 dakika yemek, 2 saat televizyon ve 45 dakika da cep telefonu ile konuşma ve mesajlaşma ile zaman harcadığımızı düşünelim. Bunların toplamı sonucu günün 21 saatini doldurmuş oluyoruz. Geriye kalıyor 3 saat. Bu 3 saatlik zaman zarfı, kendimizi geliştirebilmek, dünyayı daha iyi anlayabilmek, bir vizyon geliştirmek için acaba yeterli bir süre mi? Eğer zaman kontrolü konusunda iyi olduğunuzu düşünüyorsanız, gün içerisinde kendinize ayırmanız gereken en az birkaç saatlik dilimi doya doya yaşıyor olmanız gerekiyor. Eve iş taşımamalı, yorgunluk hissetmemeli, üretken olabilmek için sürekli aktif kalmanız gerektiğini de unutmayın.

Örneğin, Tablet bilgisayarlar hiç satılmadığı kadar çok satılıyor. Hayatımızı kolaylaştırmasını beklediğimiz bu cihazların kolaylaştırdığı bir çok şey aslında gereksiz. Hot-spot adı verilen noktalardan internete bağlanıp mail kontrolü yapmak ve güncel videoları izlemek ne kadar zaruri bir ihtiyaç? Günümüzden 10 sene önce böyle bir gereksinimi hissediyor muyduk? 20 sene öncesinde, cep telefonumuz olmadan hiçbir yere gidemeyeceğimiz aklımıza gelir miydi? 50 sene öncesinde, televizyonların bu kadar yaygınlaşıp istisnasız her eve gireceğini tahmin edebilir miydik? Yalnız sorun şu ki, kullandığımız her teknolojik ürün bizi daha da yalnızlaştırıyor. Biz internet üzerinden insanlarla konuştuğumuzu ve haberleştiğimizi düşünürken, elektronik bir cihazın karşısında ne kadar süre geçirdiğimiz aklımıza bile gelmiyor. Madem sanal bir ortam üzerinden haberleşmek, dünyanın bir ucundaki insana ulaşmak bu kadar önemli, öyleyse hepimiz hiçbir sosyal ilişkiye girmeden sadece evlerimizden bir ağa bağlanıp tüm insani ihtiyaçlarımızı giderelim? Bizim yaşantımıza, yapımıza, yaşam amacımıza hizmet eden bu yöntem midir? Etrafta teknolojik cihazların sayısı arttıkça daha fazla başarısız sosyal ilişki tanıklık ediyoruz. Sabırsızlık yüzünden biten arkadaşlıklar, sallantıda evlilikler, depresyondaki genç nesil… Birileri para kazandıkça biz sosyal hayatımızdan oluyoruz. Tüm dünyada giderek belirginleşen sosyal medya gerçeği aslında toplumu daha güçsüz kılan ve insanları yalnızlaştıran bir planın ufak ve modern bir parçası haline geldi. Çünkü sosyal medya, haber kanalları ve diğer bilgi toplumuna hizmet etmesi gereken siteler ile olması gereken durum gerçekleşmiyor. Biz daha bilinçli insanlar haline gelip tüm ülkede ve dünyada barışı sağlamaya yönelik adımlar atamıyoruz. Aksine, kültürel ve ahlaksal değerlerimizi erozyona uğratan, hepimizin yeteneklerini alıp götüren bir sistemle karşı karşıya kalıyoruz. Kişisel yeteneklerimizi keşfedip onları geliştireceğimiz zaman diliminde hiçbir işimize yaramayacak elektronik aygıtlarla oynuyoruz. Acaba tüm dünyada neler oluyor diye haber sitelerini dolaşmak mı önemli, dışarıya sokağa çıkıp ‘gerçek’ hayatta neler olduğunu fark edebilmek mi? Tüm bu soruları kafamızı daha fazla kurcalamaya başladığında, daha fazla düşünmeye başladığımız gerçeği de ortaya çıkıyor. Eğer fazla düşünmek rahatsız etmeye başlarsa, bir süre internete girip sakinleşebiliriz!

Evet, hayatımız oldukça programlı gidiyor. Böyle bir durum normalde içimizi rahatlatmalı; ancak bir sorun var. Hayatımızın programlı gitmesinin sebebi, bizim için özel hazırlanan programa hiçbir sorun çıkarmadan uyuyor olmamız. Keşfetmemiz gereken gerçek aslında bize çok yakın duruyor: Bu program bize ait değil; sadece rolümüzü oynamamız gerekiyor. Sorgusuz, sualsiz…

Etiketler: » »
Share
1206 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Yeni Dünya Ekonomisi

    02 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Ülkemizin yeni dünya ekonomisi içinde yer alması için katma değeri olan mal ve hizmetler üretebilmek tüm firmalarımızın temel hedefi olsa da, bu yolda ilerlemek için belirli bir potansiyele sahip olmak gerekiyor. Sadece girişimcilik değil, aynı zamanda nitelikli personel çalıştırabilme ve Ar-Ge faaliyetlerini uygulamaya dönük sürdürebilmek anahtar bazı özellikler. "Fakir her zaman fakir kalır, zengin ise her gün daha da zenginleşir" ifadesi ile kolayca tanımlanabilecek Fakirlik Paradoksu için bu köşede önceki yıllarda defalarca tanımlar yapıp, ...
  • Yurtdışı e-Ticaret Sitelerinde Siparişi Yasak Ürünler

    01 Şubat 2018 Köşe Yazıları

    Yurtdışı e-ticaret sitelerinde alışveriş yaparken siparişi yasak ürünler konusuna çok dikkat etmelisiniz. Çünkü yurtdışından bir ürünü sipariş ederken Türkiye Gümrük Kanunları’na uymanız gerektiğini aklınızdan çıkarmayın. Sipariş etmeden önce yasa gereği ülkeye sokulmasının yasak olduğu ürünlerin neler olduğunu maddeler halinde listeleyeceğim. Vergi Oranları %18 veya %20 Her bir sevkiyat için kıymeti 1500 Avro'yu, ağırlığı ise 30 kg’mı aşmayan eşyaya geldiği ülkeye göre tek ve kesin vergi oranı uygulanacaktır. Söz konusu vergi oranları eş...
  • WhatsApp Kullanıcıları Dikkat

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Eğer WhatsApp uygulamasını sıkça kullanıyorsanız bu yazıyı sonuna kadar okumanızı öneriyorum. Çünkü bu yazıda hem güvenlikle ilgili bir konudan bahsedeceğim, hem pek bilinmeyen bir püf noktasını anlatacağım, hem de bu uygulamasının artık çalışmayacağı telefonları listeleyeceğim. WhatsApp Hesabınız Ele Geçirilebilir mi? WhatsApp uygulaması genel olarak kullanım açısından oldukça güvenli olmasına karşın dikkat etmez, telefonunuzu bir başkasına verir veya ortalık bir yerlerde bırakırsanız hem mesajlarınız başka birileri tarafından görülebilir...
  • Bitcoin

    01 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Yeni bir mübadele aracının çok kısa bir süre içerisinde bu kadar değerlenmesi ve dünyanın gündemini belirlemesi pek de tahmin edilebilir bir durum değil. Birçok ülke Bitcoin ve benzeri para birimlerinin yasal mevzuata uyarlanması ile ilgili çalışmalara başladı. Somut olmayan, elle tutulamayan bir para birimi kulağa çok güvenilir gelmese de, akla şu soru geliyor: Sahip olduğumuz finansal portföyümüzün ne kadarı somut ve maddi olarak evinizde fiziksel bir alan kaplıyor? Maaşımızı bile artık bankadan çekmiyor; çevrimiçi hizmetleri kullanarak tüm ö...