logo

Sırada Ne Var?


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Başlık üzerinden tahmin yürüttüğünüzde aklınıza birçok fikir gelecektir. 5G teknolojisi, insansız hava araçları, derin uzay yolculuğu, üç boyutlu organik yazıcılar veya kendi yapay zekasına sahip otonom robotlar… Teknolojik bir evrime tanıklık ediyoruz, her geçen gün yeni nesil teknolojiler içeren ürün ve hizmetlerle karşılaşıyoruz. Ancak bu makalenin konusu tam olarak bu teknolojiler değil. Daha çok sırada bizi bekleyen süreçle ilgili. Geçtiğimiz yaz içerisinde ülkemize yapılan ekonomik saldırıyı hepimiz yaşadık. Twitter üzerinden birkaç mesaj ile başlayan süreç bambaşka bir olaya dönüştü. Ülke ekonomisine hasar verdikten sonra birden her şey tekrar normale döndü. Artık dünya üzerindeki savaşlar sadece askeri ekipmanla veya askerlerle olmuyor; soğuk savaş başka bir platforma taşındı. Bu savaşı yürütmek için de teknolojik altyapıyı kullanmak taktiksel bir gerçeklik olarak kabul ediliyor. Bu olaydan çıkarmamız gereken çok önemli dersler var.

İhracata Dayalı Yenilikçi Ürün ve Hizmetlere Odaklanmalıyız

İlk olarak, bu coğrafya üzerinde bulunmanın getirdiği avantajlar bazen büyük problemlere dönüşebiliyor. İki kıtayı birleştiren bir ticaret yolu üzerinde, jeopolitik açıdan altın değerinde bir bölgedeyiz. Bu denli kıymetli bir bölge olması, siyasi ve ekonomik düzlemde güçlenmemizi istemeyen ülkelerin sayısının artması için de iyi bir sebep. Bu durum geçmişte hiç değişmedi, gelecekte de muhtemelen değişmeyecek. Böyle net bir tablo karşısında bizim her zaman güçlü ve ayakta durmamız gerekiyor. Devlete düşen önemli sorumluluklar dışında bizlerin de çeşitli önlemler almamız ve bilinçli hareket etmemiz gerekiyor. Tüketici düzeyinde olan yoğun bir tasarruf politikası piyasadaki sıcak parayı azaltır, ancak harcama yapılırken gelir düzeyine uygun sınırların ötesine geçilmesi beraberinde yüksek borçlanmayı getirecektir. Sadece kamu borçlanmaz, bireyler de borçlanırlar ve ülke ekonomisine mikro düzeyde de olsa etki ederler. Eğer sermayeyi yatırıma dönüştüremezsek, ihracata dayalı yenilikçi ürün ve hizmetlere odaklanamazsak ülkemizi bekleyen dalgalı dönemi daha etkili bir şekilde hissedeceğiz.

Artı değer üretmek zorundayız. Ürettiğimizi dışarıya satmak zorundayız. Ürettiğimizden fazla tüketmemizi engelleyip, harcamalarımızı optimal seviyede gerçekleştirmeliyiz. “Ekonomimiz benim borçlanarak aldığım cep telefonu ile mi batacak” sorusunun cevabı beklediğimiz gibi olmayabilir. Ülkemiz asla batacak değil, veya toplanıp ülkeyi terk edecek de değiliz. Elbette yeni krizler de aşılır, çözümler bulunur. Ancak her seferinde kan kaybetmek istemiyorsak, Türk Lirası’nın değerinin düşmesini engellemek için “en az hasar” ile krizlerden çıkmalıyız. Bunun yolu teknolojiden ve bilimden geçiyor. Nitelikli insana yatırım yapacak olan firmalar her zaman ayakta kalacak bir yol da bulacaklar. Buna isterseniz AR-GE ismini verin, isterseniz inovasyon deyin farketmez; yaptığımız işe teknolojiyi entegre etmemiz gerekiyor. Kendi uzmanlık alanımızı güncel ihtiyaçlara karşılık verebilecek şekilde geliştirmeliyiz.

Makro Değişim İçin de Mikro Düzeyde Hareketlenme Gerekiyor

Bir otomobil markası, bir gıda markası, bir bilgisayar markasını dünyaya ihraç etmeye başladığımızda işler yoluna girmeye başlayacak. Bu örnekleri farklı sektörlere de adapte edebilirsiniz. Güçlü ekonomilerin aldığı finansal destek büyük firmalardan geliyor. Basit bir örnek verelim, yakın zaman önce Microsoft firması Holo Lens 2’yi duyurdu. Yaklaşık 500 dolarlık üretim maliyeti olan Holo Lens’in satış fiyatı 3.500 dolar olarak açıklandı. Aradaki 3.000 dolarlık fark, Microsoft’un emeklerinin karşılığı. Microsoft gibi büyük ölçekli şirketleri örnek alıp, kendi şirketlerimizi dünya vitrinine çıkarmayı başardığımız zaman her şey değişmeye başlayacak. Makro değişim için de mikro düzeyde hareketlenme gerekiyor. İşte kendinizi geliştirmek için attığınız her adımın önemi burada ön plana çıkıyor. Bitirdiğiniz her okul, okuduğunuz her kitap, izlediğiniz her film, takip ettiğiniz her sergi, tanıştığınız her insan sizi “farklı” kılmak üzerine kurgulanmış bir dünyada yaşıyoruz.

Bunun farkına varanlar kişisel eğitimin sürekli ve ömür boyu olması gerektiğini biliyor; işlerine her zaman bir kaç adım önde başlıyor. Nitelikli çalışanların marka imajı ve kalitesine, inovasyona, stratejik yönetime doğrudan etki ettiğini biliyoruz. Tek mesele, artık uygulamaya geçebilmek. Bütçeniz doğrultusunda düzenli olarak eğitime yatırım yapın. Bu yatırımı yaparken, kendini en hızlı amorti eden yatırım türünün eğitim olduğunu da unutmayın. Belirsiz bir on yıllık döneme girecek olan dünyada tüm dinamikleri değiştirebilecek yeteneklere sahip olabilirsiniz. Belki de bu bilgi ve tecrübeyle kuracağınız firma Türkiye’nin yeni küresel rolünü tayin edecektir. Bunun için çabalamaya, uğraşmaya değmez mi?..

Etiketler: »
Share
2284 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Tüketim Toplumu

    02 Eylül 2019 Köşe Yazıları

    Dünya üzerinde yer alan tüm doğal kaynakların, toplam nüfusa paylaştırılması için üretim ve tüketim arasında ciddi bir denge kurmak gerekiyor. Son günlerde ticaret savaşlarının ön planda olduğu bir gündem ile karşı karşıyayız. Kırılgan ekonomimiz dış basından gelen olumsuz haberler ile zarar görebiliyor. Böyle bir durumda her gelişmeyi büyük bir fırsata dönüştürmeli ve katma değer oluşturacak her türlü yeni özel girişimi destekleyecek bir iklim oluşturmalıyız. Örneğin Volkswagen firması Türkiye'de yatırım yapma kararı alırsa, bunu önemli bir ka...
  • Survivorship Bias

    01 Eylül 2019 Köşe Yazıları

    Survivorship Bias, başarılı olan şeylere odaklanarak başarısızlığa sebep olan şeyleri önemsememe hali olarak tanımlayabileceğimiz bir kavram. Yani daha net bir anlatımla bir işin sonucunda istatistik önemsenmeyerek asıl meseleyi görememe veya mantık hatası durumu olarak da anlatılabilir. Tam olarak Türkçe karşılığı olmasa da “Sağ Kalma Ön Yargısı” olarak isimlendirebiliriz. Başarıya aşırı odaklanarak çok daha fazla örneği olan başarısızlıkları göz ardı etme durumudur. Aslında bu ön yargı sadece bir bakış açısının hayatımızda nelerin değiştirile...
  • 51. Bölge Baskını

    02 Ağustos 2019 Köşe Yazıları

    İnternet'te bir şaka olarak başlayan 51. Bölgeye baskın gerçekleştirme etkinliği, yaklaşık 2 milyon kişinin katılım için Facebook sayfasında beğeni yapmasıyla birlikte bambaşka bir olaya dönüştü. Tamamen kurgu bir faaliyet olarak düşünülen ve 51. bölgedeki askeri üslere aynı anda binlerce insanın "Naruto koşusu" yaparak girmesi ve yıllardır gizlenen araştırmaları ortaya çıkarmaya çalışması fikri, gün geçtikçe profesyonel bir şekilde planlanan bir baskın olma yolunda ilerliyor. Belki de dünya üzerindeki en organize ve en kalabalık baskından bahs...
  • Mükemmele Ulaşmak Hayatı Iskalamak mı?

    01 Ağustos 2019 Köşe Yazıları

    Üniversitede okuduğum 1980’li yıllarda çalışma hayatı şimdikinden çok daha kolaydı. İş bulmak için sadece üniversite mezunu olmanız yeterli sayılırdı. Hele bir de azıcık İngilizce biliyorsanız neredeyse işsiz kalma ihtimalimiz yok gibiydi. O dönemde işverenler sizden elinizden gelenin en iyisini yapmanızı isterler ve çok fazla mükemmellik aramazlardı. Kariyer yapmak isteyen çalışanların yapması gereken sadece işini iyi yapmaktı. Alınan eğitim elbette çok önemliydi ama farklı sebeplerden dolayı eğitim alamayanlar bile ek kurs ve eğitimlerle açık...