logo

Teknoloji ve Alım Gücümüz


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Katma değeri olan ürünler üretebilen ve bunları küresel piyasada pazarlayıp satabilen markaların kendi ülkeleri için ne kadar kıymetli olduklarını biliyoruz. Eğer gerçek bir rekabetten bahsetmek istiyorsak, teknolojinin gücünü mutlaka firmalarımıza entegre hale getirmeliyiz. Ar-Ge faaliyetlerine bütçe ayırmayan ve önem vermeyen firmaların gün geçtikçe piyasadan silinmelerine şahit oluyoruz. Peki gelişen teknoloji ile birlikte tüketici elektroniği anlamında Türkiye’de son dönemde neler gelişti ve değişti? Acaba 20 sene öncesine göre alım gücümüz arttı mı, yoksa teknolojiye ulaşmak için daha yüksek maliyetlere mi katlanmak zorunda kalıyoruz?

Kişisel bilgisayarlardan başlamak yanlış olmayacaktır, ülkemizde hiç bir zaman önemini yitirmeyen ve pazar payı genişleyen bir sektör olmuştur. Gerek dizüstü, gerek de masaüstü bilgisayarların uzun zamandır kullanıldığını düşünürsek, mevcut şartlarda alım gücümüzün nasıl değiştiğini hesaplamak önemli bir değerlendirme olacaktır. Elbette son dönemde “tablet” ve “hepsi bir arada” şeklinde yeni formları ile de karşımıza çıkan kişisel bilgisayarlar için en önemli belirleyici özellikler işlemci gücü ve donanım seviyesi olarak karşımıza çıkıyor. Bu kıyaslamayı yaparken 1997 ve 2017 yıllarını baz alalım. 1997 yılında masaüstü bilgisayarlar için ortalama donanımlı bir modeli 1.000 dolara alabiliyorken, aynı durum dizüstü bilgisayarlar için geçerli değildi. Özellikle yeni nesil taşınabilir bilgisayar fiyatları 2.000 doların üzerinde bir düzeydeydi ve iyi bir bilgisayar için 4.000 dolar harcamak gerekiyordu. Fiyat kıyaslamalarını dolar üzerinden yapmamız şart çünkü henüz bilgisayar parçalarının tamamını ülkemizde üretebildiğimiz bir zaman dilimine gelmedik. İşlemci, anakart gibi en önemli bileşenleri ithal ediyoruz. Bu basit hesaplama ile günümüz koşullarında aynı rakamlar ile daha iyi bileşenleri olan hızlı bilgisayarları satın alabiliyoruz. Hatta günlük ofis işlemlerini gerçekleştirebildiğimiz ve donanımı giriş seviyesinde olan taşınabilir bilgisayarlar şu anda yurtdışında 200 Dolar/Euro’ya satılıyor. Elbette bir çok Avrupa ülkesinde bu rakamlar, asgari ücretin dörtte veya beşte birine tekabül ediyor. Aynı bilgisayarların ülkemizde kdv dahil 1.000 TL civarında satıldığını görüyoruz. Diğer bir deyişle, asgari ücretin 2/3’ü sadece giriş seviyesindeki bir bilgisayara gidiyor. Yurtdışında yine dikkat çeken bir başka durum ise ülkelerin alım gücünü kıyasladığımızda çok dikkat çekiyor. Ortalama bir Avrupa ülkesi vatandaşı tek bir asgari ücret ile televizyon, bilgisayar, dvd veya Blu ray seti gibi evde kullandığımız tüm teknolojik cihazları satın alabiliyor.

Bu durumun çok basit bir çözümü var. Bu çözüm, sadece bireylerin, firmaların veya devletin kendi başına üstlenebileceği bir çözüm değil ama mantığı çok basit: Üretmek! Bizi, var olma savaşımızdan sonra ayakta tutan tarıma, sanayiye ve insan gücüne verdiğimiz önem oldu. İstiklal Harbi sonrası Cumhuriyet’imizin ilk kurulduğu yıllarda yaptığımızı tekrar yapacağız. Her alanda üreteceğiz. Tarım ürünleri de üreteceğiz, yüksen nitelikli işgücü de yetiştireceğiz, inovasyon da yapacağız. Dünyanın bu kadar dengesiz bir durum içerisinde olduğu nadir dönemlerden birisini tanıklık ediyoruz. Her zaman zenginlik ve fakirlik vardı, ancak artık bu durum son derece uç noktalarda yaşanıyor. Kişi bazlı zenginlik kavramı ortaya çıktı, bazı sektörlerde piyasa kendi fiyat ayarlamasını yapıyor ama bu son derece dengesiz. Düşünsenize, Yahoo’nun CEO’su işten çıkartılacağı için 200 milyon dolar alabilir dedikoduları dolaşıyor. Bir insan bu kadar kazanırsa, kazandığı bu denli yüklü miktarlar üzerinde başkalarının hakkı yok mudur? Bize hep İktisat derslerinde dünyadaki kaynakların sınırlı olduğu anlatıldı, peki bu sınırlı kaynaklar hep belirli zümreler tarafından mı paylaşılacak? Muhakkak kendini geliştiren, eğitimli veya bir yeteneği olan insanların daha yüksek kazanç elde etmesi beklenir. Ancak aradaki fark, büyük bir uçurum mu olmalı?

Dünya nüfusu aşırı artıyor, yaşanabilir alanların yüzölçümü azalıyor, doğal kaynaklara ulaşma açısından büyük zorluklar çıkmaya başladı, petrol rezervleri tehlike sinyali veriyor, bazı devletler nükleer savaş nidaları atmaya başladı; toplumlar ve ülkeler arasında eşitsizlikler katlanarak artıyor… Tüm göstergelerin kötüye gittiği bir ortamda bile umudumuz var. Eşsiz bir coğrafyada, her türlü tarım ürününün yetişebildiği, derin ve güçlü bir kültüre ve inanca sahip olan ve kendi kendine yetebilen bir ülkeyiz. Eksik olan tek unsur, daha çok çalışmamız gerektiği. Hep en iyisini yapmaya çalışmak, aynı zamanda vatana da hizmet etmek demektir. Kaosa sürüklenen bir dünyada insan gücümüzle, teknolojimizle, sanayi ve tarım potansiyelimiz ile daha da güçleneceğiz. Üzerimizdeki ataleti atmanın ve çok çalışmanın tam zamanı…

Etiketler: » »
Share
2739 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ticaret Savaşları

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Kuzey Kore arasında yıllardan bu yana esen soğuk rüzgarların sıcak bir savaşa dönüşmesini bekleyenlerin sayısı oldukça fazla. Her ne kadar son birkaç ayda sular durulsa da, en ufak bir sorun çıktığında her şeyin ters gitmeye başlayacağını herkes biliyor. Amerika'nın son kararı ise oldukça spekülatif sonuçlara yol açabilir. Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika ile yapılacak ticaret faaliyetlerinde çeşitli hammadde alımlarına ek gümrük vergileri getirmek birden fazla sonuca sebep olabilecek ağır bir karar. İlgili ...
  • Basın Bülteni Gönderirken Dikkat !

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Basın bülteni, bir kurumu, bir kişi veya grubu ya da bir projeyi sektördeki rakiplerinden ayıran özelliklerini ve anlatılmak istenilen konuyu içeren profesyonelce hazırlanmış bir metni ilgili medya kuruluşlarına haber yapmaları için hazırlanan bir çalışmadır. Bu çalışmanın içeriği haber, röportaj, ürün tanıtımı veya değerlendirme gibi benzer konularda olabilir. Basın bülteni servis ederken nelere dikkat edilmelidir? 1- Bülten gönderilen yayının haber formatının gönderilecek bültenin konusuna uyup uymadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Yani ...
  • Teknoloji Piyasası Hareketleniyor

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Teknoloji firmalarından haberler peş peşe geliyor. İlk olarak Nintendo'nun tekrar resmi olarak Türkiye pazarına gireceğini öğrendik. CD Media adlı Yunan firması CD Media Turkey olarak ülkemizde hizmet vermeye başlayacak. Ürün fiyatları olarak Nintendo oyun konsollarının ucuzlamasını beklemek rasyonel değil ancak aldığımız oyun konsolunun resmi distribütör garantisi altında olması kullanıcıya güven veriyor. Diğer türlü bozulduğunda çöp olan konsollar artık resmi garanti kapsamında değerlendirileceği ve yetkili teknik servise yönlendirileceği içi...
  • Basın Toplantıları Gözlemlerim

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Stilletto, kadınların ayaklarını oldukça zarif gösteren, ince topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı modelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu stilletto meselesi nereden çıktı? Konuyu bir anımı anlatarak açıklayayım. Katıldığım bir basın toplantısında basın masasına geldim ve kaydımı yaptırırken içerideki herkesi kapı girişinden görebiliyordum. İçeride 70 - 80 civarında davetli vardı ve basın masasında kayıt alan arkadaşlara dönüp içeride 20 civarında yayınlardan gelen reklamcı olduğunu söyledim. Şöyle bir listeye bakarak “Evet aşağı yukarı öyle. Peki n...