logo

THY’de “Denied Boarding” Olmak


Aykut Altındağ
aykut@maxihaber.net

Aslında herşey 3 Mayıs 2011 akşamı, ertesi gün Bodrum’da gerçekleşecek olan Yeni Ford Focus Lansmanı için Ford’un iletişim ajansının THY’den e-bilet göndermesiyle başladı. 4 Mayıs 2011 tarihinde Türk Hava Yolları’nın TK 2510 sayılı 11:15 seferi ile 30’a yakın gazeteci Bodrum’a gidecektik. Program günler öncesinden organize edilmiş, otel rezervasyonu yapılmış ve test sürüşü yapılacak araçlar hazırlanmıştı.

Sabah Anadolu yakasından Atatürk Havaalanı’na yoğun yağmur altında kendi arabam ile yaklaşık 1.5 saatlik bir yolculuktan sonra ulaştım. Uçuş zamanından tam 1 saat önce THY bankosuna ulaşarak e-biletimi ve kimliğimi görevliye uzatıp “koridor tarafından bir yer olabilir mi?” diye rica etmeyi planlarken, bankodaki görevli hanım gözlerimin içine üzgün bir şekilde bakarak bana bilgi vermesi için başka bir bankodaki amirine yönlendirdi. Bir şeylerin ters gittiği belliydi. Daha yetkili olduğunu tahmin ettiğim görevliye tam olarak sorunun ne olduğunu sorduğumda şöyle bir cevap ile karşılaştım: “Biz THY olarak bilet satışı yaparken %15’e kadar yolcu kapasitemizin üstünde bilet satıyoruz. Siz bileti ne zaman alırsanız alın sizden önce “online check-in” yaptıran yolcularımız uçuşa hak kazanıyorlar. Biz de böyle bir durumla karşılaştığımız zaman yolcumuzun biletini Business Class’a yükseltiyoruz. Fakat şu anda tüm Business Class koltuklarımız dolu. Sizi ancak bir sonraki uçağımıza alabileceğiz” dedi.

İtirazlar, tartışmalar… Son olarak bileti bize ulaştıran SETUR yetkililerinin çabaları da yeterli olmayınca 11:15 uçağı benimle birlikte toplam 3 biletli yolcusunu daha almadan havalandı gitti. THY yetkilileri bir sonraki uçağa yer verebileceklerini söylediler ama bu da ancak akşam saatlerinde mümkündü. Hem basın toplantısını kaçırmış, hem de test sürüşüne katılamamış olarak ancak akşam yemeğinin sadece tatlı bölümüne yetişebilmemin hiç anlamlı olmayacağını düşündüm. Üstelik bir 5 saat kadar daha havaalanında bekleyecektim. THY yetkilileri çok üzgün olduklarını söyleyerek THY’nin bir jesti olarak bir yıl içinde istediğimiz bir noktaya ücretsiz uçabileceğimizi söylediler ve bunu bir 45 dk. daha bekleterek belgelediler.

Sonuçta Yeni Ford Focus Lansmanına davetli 3 gazeteci biletli oldukları ve öngörülen zaman içinde geldikleri halde THY’nin aynı uçuşa fazla bilet satması yüzünden işlerini yapamadılar. Konu bir lansman değil de çok daha önemli, hatta hayati bir konu da olabilirdi. Mesela bir yakınının son nefesine sırf bu yüzden yetişemeyen bir yolcunun ruh halini düşünün…

Büyük ihtimalle bu yazımın ardından THY bir açıklama gönderecek ve diyecek ki: “Fazla bilet satışı, Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği’nin (IATA) havayolu şirketlerinin boş koltukla uçup zarar etmemeleri için kural olarak uygulandığı bir yöntemdir”. Bu durum havayolu sektörü jargonunda “Denied Boarding” (Kapasite fazlası satış nedeniyle uçuşa yolcu kabul edilememesi durumu) olarak adlandırılıyor. Aslında bu yönerge kurallarına göre yolcuyu bir sonraki sefere transfer ediyor, CIP salonunda ağırlıyor, ekonomi biletini sonraki uçuşta business sınıfa yükseltiyor, gerekirse de otelde konaklatıyor olmaları gerekiyor.

Sevgili THY! Ben müşteriyim. THY’nin bir dünya markası olduğuna inanıyorum ve bence marka demek müşteriye verilen söz demektir. O yüzden eğer ben dünya markasıyım diyorsan, fazla bilet satmayacaksın. Ben bileceğim ki THY’den biletim olduğu zaman uçacağım. “Benim havayolum diğerleri gibi değil” demek istiyorum. O gün biletli yolcun olan beni gerekirse kokpitte uçuracaktın. Diyelim kokpit olmadı. Business Class koltuklarından birkaç tanesini böyle bir durum olabilir diye boş bırakacaktın. Onu da yapmadın. Neticede biletli bir yolcunu uçuramadım THY. Şimdi ben sana artık nasıl güveneceğim?

Sevgili Ford Türkiye! Toplam 3 yayın yönetmeni seviyesinde gazeteciyi davet ettiğin lansmana ve misafir edeceğin otele ulaştıramadın. Aslında tarihi bir fırsatı kaçırdın. Bir helikopter veya küçük bir uçak ayarlayıp Atatürk Havaalanı’nda mahsur kalan 3 gazeteciyi Bodrum’a Yeni Ford Focus Lansmanına yetiştirseydin ertesi gün büyük haberdin. Ford’un büyüklüğü ve bu jesti uzun zaman konuşulurdu. Haydi diyelim bu çözüm pahalı geldi veya 3 gazeteci için değmez dedin, o zaman gönlümüzü alacak bir çikolatalı özür yazısı gönderebilirdin. Bunu da yapmadın. Bu ilgisizliğin büyüklüğüne yakışmadı Ford Türkiye…

Sevgili Mese İletişim! Elinden geleni yaptın, kriz anında çok uğraştın, teşekkür ederim. Keşke biletini gönderdiğin misafirlerinin check-in işini de kendilerine bırakmayıp daha önceden halletseydin…

Sevgili ben! Bütün bu olaylardan ders çıkarttım mı? Evet çıkarttım.

1- Bir havayolu şirketinden bilet almak demek uçabileceğin anlamına gelmiyormuş.

2- Online Check-in yapmadan bir daha havaalanına gidersem iki olsun…

3- Marka olmak ve büyük olmak kolay değil…

4- Yarım elma gönül alma hiç de zor değil…

Bu ayki yazımı Albert Schweitzer’a ait bir deyiş ile bitiriyorum. “Mutluluk iyi sağlıktan ve kötü hafızadan daha fazlası değildir”.

Etiketler: » » »
Share
1320 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teknoloji Piyasası Hareketleniyor

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Teknoloji firmalarından haberler peş peşe geliyor. İlk olarak Nintendo'nun tekrar resmi olarak Türkiye pazarına gireceğini öğrendik. CD Media adlı Yunan firması CD Media Turkey olarak ülkemizde hizmet vermeye başlayacak. Ürün fiyatları olarak Nintendo oyun konsollarının ucuzlamasını beklemek rasyonel değil ancak aldığımız oyun konsolunun resmi distribütör garantisi altında olması kullanıcıya güven veriyor. Diğer türlü bozulduğunda çöp olan konsollar artık resmi garanti kapsamında değerlendirileceği ve yetkili teknik servise yönlendirileceği içi...
  • Basın Toplantıları Gözlemlerim

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Stilletto, kadınların ayaklarını oldukça zarif gösteren, ince topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı modelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu stilletto meselesi nereden çıktı? Konuyu bir anımı anlatarak açıklayayım. Katıldığım bir basın toplantısında basın masasına geldim ve kaydımı yaptırırken içerideki herkesi kapı girişinden görebiliyordum. İçeride 70 - 80 civarında davetli vardı ve basın masasında kayıt alan arkadaşlara dönüp içeride 20 civarında yayınlardan gelen reklamcı olduğunu söyledim. Şöyle bir listeye bakarak “Evet aşağı yukarı öyle. Peki n...
  • İnternet’te Ulusal Güvenlik

    02 Nisan 2018 Köşe Yazıları

    Yerli ürün ve teknolojik hizmetlerin önem kazandığı ve yatırımların bu çerçevede gerçekleştirildiği son dönemde ülkemizde kullanılan neredeyse tüm bilgisayarların işletim sistemleri dikkate alındığında, internet güvenliği de mutlaka üst düzeyde sağlanmak zorunda. Özellikle Windows işletim sisteminin farklı versiyonlarının kullanıldığı devlet dairelerinde ve özel sektörde en önemli soru işareti; yabancı ülke menşeli bir yazılım firmasına ne ölçüde güvenilebileceği olarak karşımıza çıkıyor. Windows'un çok ciddi açıkları olduğunu biliyoruz, yazılı...
  • Rahatlık Battı, Sosyal Ağlara Üye Olduk

    01 Nisan 2018 Köşe Yazıları

    Sosyal Ağlar hayatımıza girmeden önce ne kadar rahatmışız. İlk olarak cep telefonları yaşantımızı esaret altına almaya başlamışlardı. Fakat cep telefonuyla yapabildiklerimiz çok kısıtlıydı. Gün içinde en fazla birkaç kişiye kısa mesaj atardık. Derken bir gün Facebook ile tanışıp ardından XING, FriendFeed, Twitter, Instagram ve benzeri sosyal paylaşım sitelerine üye olmaya başladık. Mobil internetin ve akıllı telefonların yaygınlaşması ve ucuzlaması sonucu sosyal ağların bağımlısı olup çıktık. Daha çok sosyal olma kaygısıyla yan masadaki arkadaş...