logo

Türkiye Günlükleri


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Bir moda dergisi için bayi önünde kuyrukta saatlerce bekler misiniz? Türkiye’de ilk defa Türkçe olarak yayınlanacak bir moda dergisinin özel basım olarak üretilen ilk bin adedi için insanlar saatlerce kuyrukta bekledi, dergiyi satın alabilenler ise şampanya içerek bunu kutladı. Hatırlayacak olursak, iPhone’un Türkiye’ye ilk defa satışa çıkacağı tarihte de benzeri kuyruklar oluşmuştu. Ne kadar garip, ülkenin bir yanında dağıtılan erzak için ezilen insanlar, diğer yanda yaşayacakları sosyal keyif için saatlerce kuyrukta bekledikten sonra içerek kutlayanlar… Bize ne oluyor? Yaşam standartları arasındaki bu uçurum nasıl oluştu? Bunun önlemini alacak yönetim mekanizması neden çalışmıyor? Çalışmasını kim engelliyor? Hayat koşuşturması içerisinde tüm bunlar aklımıza nadiren geliyor, ancak oturup düşünmeli ve bir önlem almaya başlamalıyız. Çünkü toplum olarak gittiğimiz yön tam olarak rotamız değil.

Ülkemizde, bir futbol oyuncusuna ıslık çalınması ve yuhalama tepkisi yüzünden bir internet sayfası bile açıldı. Bir futbolcu, aldığı milyon Euro karşılığı ıslıklanmayı da göze alır. Beklenen performansı göstermiyorsa böyle bir tepki gösterilmesi, belirli sınırlar ve oyun dinamiği içerisinde çok doğaldır. Oyuncudan özür dilemek için site açılması, site için barındırma ücreti verilmesi ve alan adının satın alınması ile gerçekleşen harcama hepimizin cebinden çıkan paradır. Futbolcular, parayı harcarken nasıl harcadıkları ile ilgili bir bildiri yayınlıyorlar mı? Sizce onlara ödenen milyonlarca lira kimin parası? Hangi meslekte çalışma karşılığı bu kadar büyük bir ücret alınıyor? Bir ülkede asgari ücret karşılığı haftada 60 saat çalışan bir vatandaşımız, yılın dörtte birini tatilde geçiren ve yılda milyon Euro alan bir başka çalışan ile kendini kıyasladığında ne hisseder? Milyon dolarlık bir futbolcu için site açmak ve ondan özür dilemek, paraya yazık etmek değil midir? Bu duyarlılığı bankaları hortumlayıp yurtdışına kaçanları yakalamak için gösterseydik ve onları bulmak için internet sitesi açmış olsaydık, ekonomimiz çoktan düzelmişti.

Benzine yine zam geldi. Hem de Avrupa kupası heyecanı sarmışken, herkes derbi maçtan konuşuyorken… Medya, en iyi teknolojik uyutma aracıdır. Televizyon bize ne gösterirse ona inanırız. Ne için heyecanlanmamızı istiyorsa, onun için heyecanlanırız. Maalesef, nasıl yaşamamızı istiyorsa, öyle yaşarız. Bu durum ülkeden ülkeye de değişiklik göstermiyor; biz futbola bayılıyoruz, Amerikalılar beysbol maçlarını kaçırmıyorlar, Japonlar ise robot dövüşlerini gösteren programları takip ediyorlar. Her ülke, kendi uyuşturma mekanizmasını keşfetmiş durumda. Halk, önemli sorunlar yerine geçici eğlencelere yönlenirken, arka planda önemli değişiklikler gerçekleşiyor ve belirli bir kesimin malvarlığı sürekli artış gösteriyor. Yakında milli maçlar başlayacak. Galibiyetlerimiz arasına serpiştirilmiş beyaz eşya zamlarına hazırlıklı olalım.

Öğrenci seçme sınavının durumu bile henüz netleşmedi. Milyonlarca öğrenci geleceklerini şekillendirecek bir sınavın olup olmayacağını bilmiyorlar. Hangi okuldan mezun olan ne kadar katsayı alacak, hangi bölümler kimlere açık, sınavdan sonra puanlar nasıl hesaplanacak tam olarak bilinmiyor. Tüm bu yaşanan sorunların temelinde ise plansızlık yatmakta; biz iyi plan yapamıyoruz, yapsak bile uygulayamıyoruz. Günlük veya haftalık planların ötesinde bir programımız yok, vizyon sahibi hiç değiliz. Attığımız her adımın geleceğimizi şekillendirdiğini bilerek hareket etmiyoruz, bunun yerine kolay olanı seçiyoruz: kendimizi akışa bırakıyoruz. Bu nedenle de akışı kendimiz değil başkaları yönlendiriyor. Başkalarının seçtiği bir sahnede, onların istediği bir rolü oynuyoruz. Çünkü bu en kolayı; kolay olanı seçiyoruz.

Teknolojinin gelişimi ile birlikte tüm cihazlar bize iş hayatında daha rahat bir çalışma ortamı sunmaya yönelik tasarlanıyor. Gerçek bir mektup yazmak yerine e-mail göndermek daha basit. Bir arkadaşımız ile buluşup hal hatır sormak yerine Facebook’tan mesaj atmak daha kolay. Ailemizle zaman geçirmek yerine bir internet kafeye gidip oyun konsollarında oynamak daha keyifli. Belgesel izlemek varken aksiyon filmlerine bakmak daha fazla heyecan veriyor. Kitap okumak yerine gazetedeki araba ilanlarına bakmak ve hayal kurmak çok zevkli. Üretmek yerine tüketmek ise tam bize göre! Tüketimin arttığı, lüks ürünlerde tüketim çılgınlığının tavan yaptığı tüm toplumlarda ekonomik kriz yaşanması kaçınılmazdır. Ekonomik kriz, sosyal krizlere yol açan en önemli etkendir. Örneğin Karl Marx, liberal görüşü eleştirdiği kitabı olan Kapital’de, ekonomik yapıyı toplumun temel yapısı olarak belirlemiştir. Çünkü sanat, bilim ve ahlak gibi diğer tüm yapılar ekonomik sistem üzerine kurulur. Önce yaşamın belirli bir düzeyde idame ettirilmesi sağlanmalıdır, daha sonra ise diğer tüm sosyal faaliyetler gelmektedir. İşte bu bilgiler ışığında tekrar günümüz koşullarına bakacak olursak, aç bir insanın temel ihtiyacının karnını doyurmak olduğu ve bunun için savaş verdiği bir ülkede lüks tüketimdeki aşırı artış bir tehlike işaretidir. Bu tehlikenin üstesinden çok iyi bir yönetim anlayışı ve mükemmel çalışan bir sistemin inşa edilmesi ile gelebiliriz. Bunun için de öncelikle dergi kuyruğundan çıkmamız, eve gidip televizyonumuzu kapatmamız gerekiyor. En yakınlarımızla aramızdaki iletişim sınırlarını kaldırmalıyız. Ailemizle ve arkadaşlarımızla daha fazla ilgilenmek, onlara zaman ayırmak bizim atmamız gereken ilk adım. Eğer bu adımı atacak cesareti bulamıyorsanız, zaten izolasyon gerçekleşmiş demektir. Tam olarak bekledikleri de bu değil mi?

Etiketler: » »
Share
1738 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+7 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dışarıda Halka Açık Wi-Fi Kullanıyor musunuz?

    01 Mayıs 2022 Köşe Yazıları

    Evinizin dışında kendi mobil ağınızdan bağımsız halka açık Wi-Fi kullanıyorsanız risk altında olabilirsiniz. Burada en büyük risk veri hırsızlığına maruz kalmanızdır. Hele bir de bu WiFi ağı üzerinde oturum açtıysanız kullanacağınız verinin cinsine göre bu verilerin ve hesabınızın ele geçirilmesi an meselesidir. Halka Açık Wi-Fi Kullanırken Çok Dikkat Siber korsanlar kullandığınız internet servisinin özelliğine göre sizin oturum açarken kullandığınız şifrelere ulaşabilecekleri gibi banka bilgileriniz, özel belgeleriniz ve yaptığınız e-posta...
  • Kokoreç

    01 Mart 2022 Köşe Yazıları

    Sabit bir telefon hattına sahip olabilmek için en az 10 yıl beklerdik. Sarı jetonlar ile telefon kulübelerinde sıra bekleyerek telefon ederdik. Kaset doldurtmak için listeler hazırlar, Beta ve VHS video kasetlerden film seyrederdik. Commodore 64, Atari ve Amstrad CPC464 ilk tanıştığımız bilgisayarlardı. Odalarımızın duvarlarında Duran Duran, Madonna, Samantha Fox ve George Michael posterleri asılıydı. Bo Derek, Ornella Muti ve Ursula Andress'in filmleri, Adile Naşit'in masalları çok meşhurdu. Çernobil kazası sebebiyle ağız tadıyla çay içemediği...
  • İnternette Güvende Kalmak

    01 Ocak 2022 Köşe Yazıları

    İnternet hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. Her gün hatırı sayılır bir zaman geçirdiğimiz internette en önemli şey güvende kalmak. İnternetin hayatımıza getirdiği kolaylıklar çok fazla olsa da bunun yanında çok fazla tehlikeye maruz kaldığımız da bir gerçek. Bu yazıda internette ne tür risklerle karşı karşıya kalacağınız ve hangi konulara dikkat etmeniz gerektiğini madde madde sıraladım. Tüm içeriği dikkatlice takip eder ve maddelere uyarsanız internette güvende kalma olasılığınız yükselir. Unutmayın ! Yüzde yüz güvenlik diye bir şey yoktur...
  • Instagram’da Nasıl Güvende Olunur?

    01 Aralık 2021 Köşe Yazıları

    "Instagram’da nasıl güvende olunur?" sorusunun aslında tek bir cevabı yok ama alınabilecek bir sürü önlem var. Bir de bilmeniz gereken bazı püf noktalar. İşte tam da bu nedenle Instagram, insanların hesaplarını güvenli tutmalarına yardımcı olmak için bazı ipuçları paylaştı. Hesaplarınızın güvenliği için umarım aşağıdaki bilgiler size yardımcı olur. Instagram Size Asla DM (Direkt Mesaj) Göndermez Kötü amaçlı hesaplar, hesap şifresi gibi hassas bilgilere erişmek için Direkt Mesaj atabilir. Hesabınızın kapatılma riski olduğunu, Instagram’ın fi...