logo

Aşk


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Aşk… Bir kişiye karşı hissedilen özel duygu, tutkulu bir biçimde içten gelen istek, yoğun arzu duymak, birlikte zaman geçirme isteği, paylaşamama, kıskançlık, kavuşamama durumunda intihar… Aşkı tanımlamak için birçok sözcük kullanılabilir, en etkilileri ile makalemize giriş yapmış olduk. Aslında tamamen hormonsal bir etki sonucu doğan bir duygunun esiri olmak, aşkın çizdiği sınırların içerisinde hapis kalmak insanoğlunun dünya üzerindeki ilk gününden beri yaşadığı bir durum. İnsan psikolojisi üzerindeki etkisi olan birkaç farklı aşamada ortaya çıkıyor. Başlarda yaşama sevincini artıran, hayatı daha anlamlı kılan ve hayal gücünü genişleten bir özelliğe sahip olan bu duygu, işler yolunda gitmediğinde insanın üretkenliğini kısıtlayan, karamsarlığa sürükleyen ve kişinin iç dünyasında ölüme kadar gidebilecek bir iç çatışmaya yol açan bir düşmana dönüşüyor. Bunun arasındaki dengeyi kurmak oldukça zor, size yıllar boyu mutluluk getiren bir duygunun bir anda tersine dönmesi beklenmeyen bir zamanda gerçekleştiğinde karar alma mekanizmamız düzenli çalışmıyor. Aslında aşk ile ilgili paradoksal bir durumun varlığından bahsedebiliriz. Bir insanın aşkla bağlantılı olarak birisini sevme şiddetinin yoğunluğu, onun sevgisini veya varlığını kaybedebileceğini anladığında daha da artabilir. Yıllar boyu vasatın altında tanımlanabilecek bir aşk hikâyesi, ayrılık gerçeği ile karşılaştığında bambaşka ve önceden kestirilemez bir yöne doğru ilerleyebilir. Aşk, tüm duygular üzerinde bir etki bırakabildiği gibi geçmişteki hatıralara etki edebiliyor. Bayanlarda yaşanmış anıların duygular üzerindeki melankolik etkisi, erkekler de yapısal bir değişiklik ile yaşanmamışlar için duyulan pişmanlığa ve özleme dönüşebiliyor. Aşk duygusu, hem ihtiyacımız olan hem de sakınmamız gereken bir özelliğimiz olarak ortaya çıktığı için beraberinde getirdiği kıskançlık, merak, şüphe ve aidiyet duygularını kontrol edebilmemiz çok önemli. Bu hisler kontrolden çıktığında asla öncesinde tahmin edilemeyen sonuçlara yol açabiliyor. Aşkın şiddetinin azalması için gerekli olan ise mesafe ve zaman. Yani birbirleriyle uzun bir süre görüşemeyen veya uzak yerlere taşınan iki aşığın arasındaki duygu yoğunluğu geçen zamanla ve aradaki mesafe ile ters orantılı şekilde azalıyor. Bu nedenle birçok yazar ve şair kendi kitaplarında yoğun aşk yaşayan edebi kahramanların şehri veya ülkeyi terk etmesi ile sonuçlanan öykü ve şiirlere yer vermeyi tercih eder. Aşktan kurtulmak için en etkili yol kaçmak ve uzaklaşmak olarak düşünülebilir. Belki de aşk, içerisinde imkânsız bir birlikteliği içerdiği için aşk duygusu olarak kalabilmektedir. Birçok sanat eserinde birbirine kavuşamayan çiftlerin destansı aşklarından bahsedilmektedir. Bir erkeğin bir kadını veya bir kadının bir erkeği üst düzeyde tutkulu duygular ile sevmesi sadece aşk duygusu ile de açıklanamaz. Ancak her insanın temel ihtiyacı olan âşık olma hissiyatı engellenemez ve karşı konulamaz içgüdüsel bir histir.

Aşkın teknoloji ile olan bağlantısı da günümüzün getirdiği başka bir sorun olarak göze çarpıyor. Elektronik cihazlara olan saplantı derecesindeki duygular, aynı zamanda elektronik cihazlarla iletişim kurma ve farklı yollarla sevdiğimiz kişiye ulaşma, ondan bilgi alma çabasına dönüşüyor. Örneğin insan kimyasını direkt etkileyen aşk duygusu, güncel teknolojilere bağlı olarak da farklı bir iletişim modeli kurmamıza yol açabiliyor. Aşkımıza ulaşabilmek için cep telefonunu kullanabildiğimiz gibi internet üzerinden sosyal ağları kullanarak bile ona mesajlar gönderebiliyoruz. Benzeri yöntemleri aynı zamanda sevdiklerimiz üzerinde bir kontrol sistemi olarak da kullanabiliyoruz. Buna bağlı olarak yasaklar, yasaklara bağlı da kıskançlık derecesi artıyor. Tamamen soyut bir kavram olan aşkı, ileri teknoloji içeren cihazlarla somutlaştırıp biçimlendirebiliyoruz. Günde kaç defa aradığımız, kaç mesaj gönderdiğimiz, ağ üzerinden hangi dosyaları paylaştığımız bizim aşkımızı derecelendiriyor. Bilimin henüz net bir şekilde açıklayamadığı bu duygu, bilim sayesinde gelişen teknoloji ile daha da karmaşık hale geliyor! Tüm hayatımızı ve diğer duygularımızı etkileyen paradoksal bir duyguya dönüşüyor.

Aşk duygusunu diğer duygulardan nasıl ayırt edebiliriz? Örneğin karşı cinsten hoşlandığımızda bu bir aşk başlangıcı mıdır, yoksa duygusal açlığımızın açığa çıkması mı? Evleneceğimiz kişiye âşık mı olmalıyız, yoksa onu sevmeli miyiz? Sevgi ile aşk arasında nasıl bir bağlantı var? Tüm bu sorular yüzyıllardır çözülemeyen beşeri problemlerin başına geliyor. Duygulardan bahsettiğimizde hiçbir zaman net bir sonuç çıkartamayacağımız için daha uzun yıllar aşktan ve aşkın beraberinde getirdiklerinden bahsedeceğiz. Yine de unutmamamız gereken bir mesaj var. Bize “âşık olabilmek” gibi çok güzel bir yetenek verilmiş; bu yeteneği zamanı geldiğinde nasıl kullanacağımız ise bizim seçimimize bırakılmış. Aşkın keyfine varıp onu doya doya yaşayacağız, ya da aşkla beraber gelen diğer tüm kavramlar içerisinde eriyip gideceğiz. Son olarak şunu düşünelim: Kavuşması imkânsız denecek kadar zor bir aşkın peşinden mi gitmek istersiniz, âşık olduğunuz kişinin de size âşık olması ile yaşayacağınız standart bir aşkı mı tercih edersiniz? Hangisini tercih ederseniz edin, aşkın genetik yapısı size ikisini de yaşatacaktır. Buna hazırlıklı olun…

Etiketler:
Share
601 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Elon Musk

    01 Kasım 2017 Köşe Yazıları

    Elon Musk son dönemde gerek yaptığı yatırımlar, gerekse idealist bakış açısıyla ürettiği fikirler ile dünya tarihine damgasını vuruyor. Son 10 yılda kurduğu şirketlerin kendi endüstrilerinde liderliğe oynaması sadece şans faktörüne bağlanamaz. Yüksek vizyon, nitelikli işgücü, doğru yatırım ve finansal güç gibi birçok unsurun bir araya gelmesi ile ancak bu seviyede bir başarı sağlanabilir. Bu unsurların tamamı doğru bir simya ile harmanlandığında ortaya çıkan üretim tarzı, hiçbir rakip firmada olmayan özellikleri beraberinde getirir ve farklı bi...
  • Danışmanlar Her Şeyi Bilmezler

    01 Kasım 2017 Köşe Yazıları

    Bilişim Sektörü'nde uzmanlık alanınız ne olursa olsun Danışmanlık yapmak çok zordur. Bu Danışmanlık mesleğinin zorluğu veya işin ağırlığından değil genelde Danışmanlık yaptığınız kurum ve kişilerin çevresindeki dalkavuklardan kaynaklanan bir zorluktur. Çünkü bu kişiler kendilerinden çok daha fazla şey bilen birisine karşı hoşgörü ile değil daha çok boş yere para alan ama hiçbir işe yaramayan bir "Sülük" gözüyle bakarlar. Bu zavallı insanlar sığ beyinleriyle yaptığınız çalışmaları akılcı değerlendirmelerden çok uzaktan kötülemekten başka bir şey...
  • Teknoloji Firmalarının Geleceği

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Hangi sektörde olursa olsun yüksek teknoloji kullanarak mal veya hizmet üreten şirketlerin tamamı sürekli risk içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, atalettir. Diğer bir deyişle, yüksek yatırım ve teknolojik Ar-Ge ihtiyacı olan bir sektörde hareketsiz kalmak ve değişime adapte olamamak, aynı zamanda firmanın kapanmasıyla sonlanabilir. Bir başka husus, benzer şekilde değişen müşteri ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit edip buna göre güncelleme yapamamak da bir firma için geçerli bir kapanma nedenidir....
  • Araç Muayenesinde Aklınıza Takılan Sorular

    01 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Aracınızın periyodik muayenesinin zamanının gelip gelmediğini öğrenmek için ruhsatınızı bir kontrol edin ve eğer muayene zamanınız yaklaştıysa yapacak bir hayli işiniz olacak demektir.  Aşağıda bu konuda aklınıza gelebilecek soruları biraraya getirmeye çalıştım. Araç Muayenesi Nedir? Araç muayenesi, trafiğe çıkan motorlu ve motorsuz araçların teknik yeterlilikte olup olmadığının muayene edilerek trafik ve yolcu güvenliği açısından kontrol ve tespit edilmesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34. maddesi gereğince araç muayenesi z...