logo

Ülke Kurtaran Parlak Fikirler -1


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Dünyada çok başarılı ve güçlü ekonomiye sahip olan ülkelerin yönetim modellerine bakıldığı zaman çok anlamlı ortak noktalar bulamayabilirsiniz. Bununla birlikte ülkeleri farklılaştıran asıl unsur iyi planlama yapan teşkilatlara sahip olması ve bu planları uygulamaya koyacak cesur insanları barındırmasıdır. Bu yapılar bazen halka açık bir şekilde örgütlenir, bazen de bir devlet sırrı olarak kalacak şekilde yapılanırlar. Amerika’daki çeşitli “Think-Tank” kuruluşları buna örnek olarak gösterilebilir. Bazı düşünce kuruluşlarındaki temel amaç mevcut problemlere çözüm bulmak, bazılarında ortaya çıkabilecek problemleri çözmek, bazılarında ise problem çıkarmaktır. Ayrıca ele alınan konular politik olabileceği gibi uluslararası terör, teknoloji, sosyal politika, ekonomi ve askeri hususlar da olabilmektedir. Farklı uzmanların bir araya geldiği bu tip organizasyonların Türkiye’de çok yeni olduklarını ve henüz dışarıdaki muadillerine göre güçlü olmadıkları bir gerçek; yine de ilerisi için umut verici şekilde sayıları artıyor. Tusam, Turksam, USAK, SDA gibi çeşitli düşünce kuruluşlarının ulusal sınırlar içerisinde hizmet vermesi ve gerçekleştirilen beyin fırtınaları sayesinde bilgiyi işleyip değerlendirmeleri aynı zaman ülkemiz için de çok önemli bir kazançtır.

Geçtiğimiz günlerde CNN International’in çevrimiçi sitesinde çok ilginç bir makale yayınlandı. Editörün özel köşesinde yayınlanan bu makalede Amerika’nın geleceğini şekillendirebilecek on farklı düşünceden bahsediliyordu. Örneğin ilk önerme, sahil kesimlerinde dalgaları engellemek için inşaa edilen deniz duvarlarının aynı zamanda deniz canlılarına ciddi zarar verdiği ve bazı türleri yok etme tehlikesi ile karşı karşıya bıraktığı tespit edildiği için ortaya atılan bir fikir üzerine kurulu. Bu fikre göre sahil kasabaları dev dalgalar veya su baskınlarına adapte olabilen bir mimari yapı ile inşaa edilmeli, kanalizasyon ve drenaj sistemleri bu düşünceye göre oluşturulmalı. Böylece su baskınları ve benzeri doğa olayları bir tehlike olmaktan çıkıp insanların yerleşim alanlarıyla bütünleşebilecek.

Bir diğeri, orijinal fikirlerin geliştirilmesi için bir topluluğun veya vatandaşların tamamının kredi desteği sağlayabileceği bir iş dünyası oluşturmak. Kickstarter’in aklınıza geldiğini biliyorum, aslında makalede örnek olarak gösterilen sistemler de bundan farklı değil. “Crowdfunding” adı verilen sistem ile bir maliyet havuzu oluşturuluyor ve yapılması beklenen faaliyet buradaki fon ile gerçekleştiriliyor. “Her şeyi devletten beklememek lazım” felsefesinin belki de çıkış noktasına atıfta bulunan bu yeni fonlama sistemi tüm dünyada daha etkili hale gelen yeni bir trend olmuş durumda. Yine aynı şekilde Amerika şu anda Doğu ve Batı’da iki farklı saat dilimi uygulama düşüncesi üzerinde duruyor. Bizim yıllardır yaptığımız ve “günışığı tasarrufu” adını verdiğimiz saat ayarlamaları Amerika’nın da gündeminde. Bir başka dikkat çekici konu ise ‘Drone’ adı verilen robot uçakların sivil sanayide, müşteri hizmetlerinde ve birçok alanda kullanılması. Bu işi başlatan firmaların başında gelen Amazon, belirli bölgelerde oturan müşterilerine özel bir robot uçakla satın aldıkları ürünleri 1 saat içerisinde teslim edebiliyor. Bahçenize konan minik robot uçak paketinizi bıraktıktan sonra hızla havalanıp yeni görevini almak için Amazon’un merkezine geri dönüyor.

Bilgisayar ve elektronik cihazların beyin ve düşünce gücüyle kontrol edilebilmesi hayali uzun yıllardır bilimkurgu filmlerine konu olan bir ütopya. Ancak bu iş bir adım daha öteye taşınıyor; çeşitli sensör implantlarla insanların hiçbir cihaza gerek duymadan internete bağlanıp bilgi alabilmesi, film izleyebilmesi, hatta diğer beyinlerle, yani insanlarla iletişime geçebilmesi üzerine kurulu olan bu fikir Washington Üniversitesi’ndeki bilim adamları tarafından denenmiş bile. Vücudumuzdaki ufak çipler sayesinde yürüyen bir bilgisayara dönüşmemiz artık bu yüzyılın teknolojik hedeflerinden bir tanesi haline geldi.

Bu gelişmeler ne kadar sevindirici veya korkutucu, bunu anlamak veya hissetmek çok zor. Çünkü geliştirilen her teknolojinin yanlış ellerde nasıl işlenebileceğini biliyoruz. Atomun parçalanması bize enerji sağlarken, aynı zamanda ölümcül bir silah olarak da karşımıza çıkabilir. Atomu nasıl kullanacağımızın, diğer bir deyişle hayatımızı kolaylaştırmak için mi, enerji üretmek için mi, yoksa toplu ölümler için bir bomba imal etmek amacıyla mı olacağının cevabı teknolojiye sahip olan kişilerin ellerinde. Aslında gelişen toplumlarda bireylerin aldıkları tüm eğitimin, sahip oldukları bilgi birikiminin ve entelektüel düzeylerinin bir çıktısı olarak geleceği öngörerek plan yapabilme ve daha da önemlisi bu planları uygulayabilme yeteneklerinin olduğunu görebiliriz. Gün içerisinde iş temposu ve sosyal yaşamımıza ayırdığımız süre bir kenara bırakılırsa, stratejik planlamaya pek de önem vermediğimiz ortaya çıkacaktır. Şu anda belki de ülke olarak en fazla ihtiyaç duyduğumuz şey bizi geleceğe daha fazla bağlayacak planlardır. Ülkemizde umut vaat eden planların var olduğunu duymak hepimizi daha da cesaretlendirecektir. Ülke tarihinde her zaman zor dönemlerimiz oldu, böyle zamanları hep birlikte ve güçbirliği ile aştık. Hiçbir ülkenin sahip olmadığı kadar yoğun ve değişken bir gündeme sahibiz. Belki de bunun nedeni ülkemizin ne kadar kıymetli olduğunun farkında olmamız için bir uyarı niteliğindedir. Dünyada nadir bulunan ve çok kıymetli her şey gibi ülkemiz için de güç savaşları elbet olacak. Ancak biz tüm bu gereksiz çatışmalardan uzaklaşıp sadece geleceğe yöneleceğiz, hep birlikte kimsenin sahip olmadığı planlar yapacağız, bunları en etkin şekilde uygulayacağız. Bu işi gerçekleştirmek için herkese ihtiyacımız var. Ülkemizin artık beklenen atılımı yapma zamanı yaklaşıyor. Bu atılımı da stratejik planlamaya önem vererek gerçekleştirebiliriz. Bu noktada bireysel olarak kendimizi çok iyi analiz etmemiz gerekiyor. Eğer en uzun vadeli planımız bu haftasonu hangi lokantaya gideceğimize veya yarın ne giyeceğimize karar vermek ise, sanırım o müthiş atılımı gerçekleştirmek için biraz daha zamana ihtiyacımız var demektir…

Yrd. Doç. Dr. Erkut Altındağ
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Beykent Üniversitesi

Etiketler: » »
Share
776 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Teknoloji Firmalarının Geleceği

    02 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Hangi sektörde olursa olsun yüksek teknoloji kullanarak mal veya hizmet üreten şirketlerin tamamı sürekli risk içerisinde faaliyetlerini sürdürmektedirler. Karşılaşabilecekleri en büyük tehlike, atalettir. Diğer bir deyişle, yüksek yatırım ve teknolojik Ar-Ge ihtiyacı olan bir sektörde hareketsiz kalmak ve değişime adapte olamamak, aynı zamanda firmanın kapanmasıyla sonlanabilir. Bir başka husus, benzer şekilde değişen müşteri ihtiyaçlarını doğru şekilde tespit edip buna göre güncelleme yapamamak da bir firma için geçerli bir kapanma nedenidir....
  • Araç Muayenesinde Aklınıza Takılan Sorular

    01 Ekim 2017 Köşe Yazıları

    Aracınızın periyodik muayenesinin zamanının gelip gelmediğini öğrenmek için ruhsatınızı bir kontrol edin ve eğer muayene zamanınız yaklaştıysa yapacak bir hayli işiniz olacak demektir.  Aşağıda bu konuda aklınıza gelebilecek soruları biraraya getirmeye çalıştım. Araç Muayenesi Nedir? Araç muayenesi, trafiğe çıkan motorlu ve motorsuz araçların teknik yeterlilikte olup olmadığının muayene edilerek trafik ve yolcu güvenliği açısından kontrol ve tespit edilmesidir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 34. maddesi gereğince araç muayenesi z...
  • Dominant Ekonomiler

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    Ulusal olarak kullandığımız para biriminin Avrupa'da dörtte biri kadar değerinin olması, sadece ülkemizin değil, dominant ekonomilere sahip ülkelerin dışında kalan tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir durum. Benzer şekilde birçok ülkenin para birimi diğer ülkelerde on kata kadar değersizleşebiliyor. Bu durumu tersten baktığımızda ise bazı ülkelerin para birimlerinin başka ülkelerde çok yüksek bir alım gücü sağlayabildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimenkuller konusunda Türkiye ve benzeri ülkeler tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Çapraz kurla...
  • İnternetten Kartla Ödemeler Rekora Koşuyor

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    İnternetin ve banka - kredi kartlarının hayatımıza girmediği dönemlerde taksitle bir ürün satın almak bir hayli sıkıntılı olurdu. Her şeyden önce en az 2 kişinin size ödemeniz ile ilgili kefil olmasını istemek zorunda kalırdınız. Genelde kefiliniz olmadan da kimse size taksitle mal satmazdı. Diyelim kefili buldunuz bu sefer de size senetler imzalatılır, üzerine yapıştırılacak damga pulları aranır ve senetler bankaya verilirdi. Bir senedi ödemezseniz hemen kefilinize icra gelirdi. Peşin parası olmayanlar için çok zor ve sıkıntılı dönemlerdi Ar...