logo

2011’den Neler İstiyorum?


Aykut Altındağ
aykut@maxihaber.net

2010 yılını iyisiyle kötüsüyle geride bıraktık. Ekonomi bir önceki yıla oranla daha canlı, Türkiye’nin iç ve dış dinamikleri ise oldukça hareketliydi. Yıllarca çalışma hayatında ekonomik krizleri yaşayan ve kriz dönemlerinde şirket yönetmeye çalışan birisi olarak ekonominin kriz içinde olmadığı yıllar hep çok daha fazla çalışmama rağmen en keyif aldığım yıllar olmuştur. Umarım 2011 yılı da en az 2010 yılında olduğu gibi büyük krizlerin kapımızı çalmadığı, karşılığını alıyor olacağımız için çok fazla çalışmaktan sıkılmayacağımız bir yıl olur. 2011’in hepinizin en güzel hayallerini gerçekleştirdiği bir yıl olmasını temenni ederken, hiç kimsenin ağzının tadının bozulmadığı, sağlık problemi yaşamadığı, maddi sıkıntı çekmeden keyifli bir hayat sürdüğü bir yıl olsun istiyorum.

“İsteyenin bir yüzü kara…” misali 2011’den neler istediğimi aşağıda sıralıyorum:

Uzayan Basın Toplantıları: Müşteri tarafından bakıldığında belki senede bir veya birkaç defa basın toplantısı düzenliyor olabilirler hatta söyleyecek çok sözleri de olabilir. Fakat inanın bizim dikkatimiz 25-30 dakikadan fazlasını kaldırmıyor. Biz sizin eğitim verdiğiniz bayileriniz veya mal satmaya çalıştığınız müşterileriniz değiliz. Sizin toplantılarınızda haber yapmak için bulunuyoruz ve günde en az 2-3 tane daha benzer toplantıya katılıyoruz. Lütfen basın toplantılarınızı kısa tutun ki; hem biz mesajınızı doğru alalım hem de siz gereksiz yere bizim zamanımızı almayın.

Hızlı ve kesintisiz İnternet Bağlantısı: TTNet ADSL abonesi olarak 8 Mbps’e kadar olan paket seçeneği ile 3.5 Mbps’in üzerinde bir hızı daha hiç göremedim. 2010 yılında kısa süreli kesintileri çok fazla yaşadım. 2011’de hangi paketi kullanıyor olursam olayım vaat edilen hıza en yakın erişim hızını kullanabilmek ve bununla birlikte artık bir kesinti yaşamamak istiyorum.

Etkinlik Yapılacak Mekana Dikkat: Bu isteğim PR firmalarına özel. Sizler müşterilerinizi yönlendiriyorsunuz ve müşteriniz de sizin seçtiğiniz mekanlarda toplantı veya lansman gerçekleştiriyor. Bu mekanları seçerken lütfen bazı özelliklere dikkat edelim.

Mesela etkinlik şehir merkezlerinden uzakta yapılacaksa gidiş ve dönüş için mutlaka servis organize edin. Bir basın mensubu size servis sorduğunda da lütfen nasıl gelebileceğimiz konusunda akıl öğretmeye kalkmayın.

Güvenliği üst düzeyde olmayan ve toplantının yapılacağı mekanlarda güvenlik kamerası olmayan yerlerde fiyat ne olursa olsun etkinlik düzenlemeyin. Benim Santral İstanbul’da çantam çalındığında kamera kaydı yok diye belki çok fazla olayı büyütmedim ama ya aramızdan birisi bıçaklansaydı ve kamera kaydı olmasaydı ortalık yangın yerine döner siz ve markanız büyük töhmet altında kalırdı.

Ayrıca mekan çok ünlü diye alanı küçük mekanlarda ya etkinlik yapmayın ya da sınırlı sayıda kişiyi sadece LCV alarak çağırın. Elimizde yemek tabaklarını koyacak bir masa bile yokken, insanlar yürürken birbirlerine çarparken emin olun sizin ve adına etkinlik düzenlediğiniz markanın kulaklarını çok çınlatıyoruz.

Basın Daveti Göndermeyip Ardından Basın Bülteni Göndermek: Bu konuyu defalarca yazdım ama tekrar hatırlatmakta fayda var. Bir basın toplantısı veya basın gezisi organize ediyorsunuz ve davet göndermiyorsunuz. Elbette olabilir, her yere çağıracaksınız diye bir kural yok. Ama davet göndermediğiniz etkinliğin basın bültenini de nezaketen göndermemenizi istiyorum.

Çağrı Merkezleri Konusu: 2011’de tüm çağrı merkezlerindeki kalitenin Turkcell Black Servisi kalitesine gelmesini istiyorum. Çağrı merkezlerinde karşımda robotlaşmış insanlar değil, işimi çözmeye çalışan insanlar istiyorum. Özellikle Vodafone Çağrı Merkezi’nde son 2 sefer yaşadıklarımı paylaşmayacağım ama servis kalitesini artırmazsa 2011’de çok büyük sıkıntı yaşayacakları kesin.

Adaletli Reklam Dağıtmazsanız Negatif Ayrımcılık Yaparsınız: İşte bu konu çok hassas. Çünkü adaletin olmadığı yerde vicdanlar büyük yara alır. O yüzden reklam veren firma kim olursa olsun reklam bütçelerinde adaletli bir rotasyona gitmelidir. Hemen şöyle bir örnek vereyim: X firması bütün basın toplantısı ve basın gezilerine Y1 yayınını ve Y2 yayınını çağırıp bültenlerini sürekli bu yayınlara servis ediyorsa ama reklam bütçesinden Y1 yayınına hiç pay ayırmadan sürekli Y2 yayınına bir bütçe ayırıyorsa burada negatif bir ayrımcılık yapıyor demektir. Yılın 12 ayı sürekli Y2 yayınına reklam verip Y1 yayınına bir kere dahi reklam desteği vermemek hem o yayının yayın hayatının devamını zorlaştırır hem de o yayın kendini “üvey evlat” gibi hisseder. Yayınlar arasında evlat ayrımı yapılmasın istiyorum. Hem atalarımız ne demiş? “Yarım elma, gönül alma…”

İş Bankası Kurumsal İletişim Gerçekten Samimi mi?: 2010 yılının başında İş Bankası’nın İletişim Ajansı MPR, İş Bankası’nın Antalya’da düzenlediği bir etkinlik için yayınımızı tam 3 ayrı defa davet edip sonra da yine 3 defa hiçbir sebep göstermeden “kusura bakmayın ağırlayamıyoruz” demişti. Ben de o konuyla ilgili “İletişimin MPR Hali” isimli bir köşe yazısı yazmıştım. Yazı yayına girdiği gün İş Bankası Kurumsal İletişim Bölümü’nden arayan hanım Genel Müdür Yardımcıları adına beni aradığını ve özür dilediklerini, MPR’ın ciddi şekilde uyarılacağını ve bu yapılanın hiçbir geçerli açıklamasının olamayacağını söylemişti. Şimdi bakıyorum da o telefon görüşmesi İş Bankası ile son temasımız olmuş. O günden bu yana İş Bankası’ndan ne bir basın bülteni ulaşıyor ne de bir basın daveti. Açıkca İş Bankası yayınımıza bir ambargo uyguluyor. Bu durumda 2 şık var: Ya İş Bankası’nın yayınımıza ambargo uygulandığından haberi yok. Ya da İş Bankası Kurumsal İletişim özür dilerken samimi değildi. 2011’de bu sorunun da cevabını öğrenmek istiyorum.

Bu ay John Wooden’a ait bir deyiş ile veda ediyorum “‘Karakteriniz, şöhretinizden önemlidir. Karakteriniz, siz ne iseniz odur. Oysa şöhretiniz, başkaları sizi ne sanıyorsa odur”.

Etiketler: » »
Share
795 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Ticaret Savaşları

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Kuzey Kore arasında yıllardan bu yana esen soğuk rüzgarların sıcak bir savaşa dönüşmesini bekleyenlerin sayısı oldukça fazla. Her ne kadar son birkaç ayda sular durulsa da, en ufak bir sorun çıktığında her şeyin ters gitmeye başlayacağını herkes biliyor. Amerika'nın son kararı ise oldukça spekülatif sonuçlara yol açabilir. Avrupa Birliği, Kanada ve Meksika ile yapılacak ticaret faaliyetlerinde çeşitli hammadde alımlarına ek gümrük vergileri getirmek birden fazla sonuca sebep olabilecek ağır bir karar. İlgili ...
  • Basın Bülteni Gönderirken Dikkat !

    01 Haziran 2018 Köşe Yazıları

    Basın bülteni, bir kurumu, bir kişi veya grubu ya da bir projeyi sektördeki rakiplerinden ayıran özelliklerini ve anlatılmak istenilen konuyu içeren profesyonelce hazırlanmış bir metni ilgili medya kuruluşlarına haber yapmaları için hazırlanan bir çalışmadır. Bu çalışmanın içeriği haber, röportaj, ürün tanıtımı veya değerlendirme gibi benzer konularda olabilir. Basın bülteni servis ederken nelere dikkat edilmelidir? 1- Bülten gönderilen yayının haber formatının gönderilecek bültenin konusuna uyup uymadığı mutlaka kontrol edilmelidir. Yani ...
  • Teknoloji Piyasası Hareketleniyor

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Teknoloji firmalarından haberler peş peşe geliyor. İlk olarak Nintendo'nun tekrar resmi olarak Türkiye pazarına gireceğini öğrendik. CD Media adlı Yunan firması CD Media Turkey olarak ülkemizde hizmet vermeye başlayacak. Ürün fiyatları olarak Nintendo oyun konsollarının ucuzlamasını beklemek rasyonel değil ancak aldığımız oyun konsolunun resmi distribütör garantisi altında olması kullanıcıya güven veriyor. Diğer türlü bozulduğunda çöp olan konsollar artık resmi garanti kapsamında değerlendirileceği ve yetkili teknik servise yönlendirileceği içi...
  • Basın Toplantıları Gözlemlerim

    01 Mayıs 2018 Köşe Yazıları

    Stilletto, kadınların ayaklarını oldukça zarif gösteren, ince topuklu, sivri burunlu bir ayakkabı modelidir. Şimdi diyeceksiniz ki bu stilletto meselesi nereden çıktı? Konuyu bir anımı anlatarak açıklayayım. Katıldığım bir basın toplantısında basın masasına geldim ve kaydımı yaptırırken içerideki herkesi kapı girişinden görebiliyordum. İçeride 70 - 80 civarında davetli vardı ve basın masasında kayıt alan arkadaşlara dönüp içeride 20 civarında yayınlardan gelen reklamcı olduğunu söyledim. Şöyle bir listeye bakarak “Evet aşağı yukarı öyle. Peki n...