logo

Kozmik Dedikodular


Erkut Altındağ
erkutaltindag@gmail.com

Amerikan Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi, yani bilinen kısa adıyla NASA, radikal bir karar alarak tüm insanlı mekik uçuşlarını durdurduğunu açıkladı. 21 Temmuz gecesinde Atlantis Uzay Mekiği’nin sessiz sedasız dünyaya dönüşü ile birlikte 30 yıllık bir dönem de kapanmış oldu. Önceki yıllarda Discovery ve diğer mekiklerin yaşadığı bazı güvenlik sorunları nedeniyle aksayan mekik seferleri, yeni nesil mekikler üretime geçinceye kadar NASA tarafından durduruldu. Önceki mekik fırlatma teknolojisi aynı zamanda çok riskli bir teknolojiyi barındırıyordu. Harici oksijen ve hidrojen tankı ile iki adet hızlandırıcı roketin eşlik ettiği mekik, en ufak hatada ölümcül sonuçlar doğurabilecek bir fırlatma programı ile uzaya gönderiliyordu. Mekiğe kalkıştan sonra 2 dakika kadar eşlik eden hızlandırıcı roketler mekikten ayrılıp okyanusa düşürülüyordu. Diğer harici büyük tank ise kısa bir süre mekikle bağlantısını koparıyor, mekik yörüngeye yerleştikten sonra tekrar kullanılamayacak bir şekilde mekikten uzaklaşıyordu. Kalkış sırasında oluşan basınç, atmosfer dışına çıkılırken mekiğin aşırı ısınması gibi problemler yıllarca NASA’daki mühendislerin başını ağrıttı. Gelinen bu noktada ise NASA’nın mekik uçuşlarını durdurması, çok daha gelişmiş yeni nesil bir uçuş ve fırlatma sistemi üzerinde çalıştıklarının da bir göstergesi olarak kabul edilebilir.

Peki uzaya gerçekleştirilen insanlı mekik seyahatlerinin durdurulmasının sebebi nedir? Neden 2020 yılına kadar yeni bir mekik projesi gerçekleşmeyecek? Önümüzdeki 9 yıl boyunca Avrupa Uzay İstasyonu için olmak koşulu ile birkaç zorunlu seyahat planlanıyor; bunların iptal edilmesi durumunda hangi mekikler astronotları taşımak için kullanılacak?

Bu soruların cevabı için NASA’nın yeni dönemde nasıl bir strateji belirleyeceğini anlamaya çalışmamız gerekiyor. Blue Origin, Boeing, Paragon Uzay Geliştirme, Sierra Nevada ve United Launch Alliance (Birleşmiş Fırlatma Birliği) şirketleri ile anlaşan NASA, uzaya insan taşıyabilecek modern bir mekiğin tasarlanması ve uzaya gönderilmesi durumunda 50 milyon dolar teşvik vereceğini açıkladı. NASA uzay mekiği üretmek için her türlü kaynağa sahip bir kuruluş. Amerikan Senatosu’ndan NASA’ya ayrılan bütçe ile ilgili çatlak sesler çıksa da Amerika’nın prestij sağlayan en önemli unsurlarından birini pasifize etmek, rutin uzay seyahatlerini geçici de olsa askıya almak ne kadar doğru bir karar olacak? NASA’nın aldığı bu kararın etkileri dolaylı olarak tüketici elektroniği sektörünü de etkileyecek. Bu kurumun geliştirdiği birçok devrimsel teknoloji birkaç sene sonra önemli bir cihaz veya hizmet olarak karşımıza çıkıyordu. Astronotlar için geliştirilen özel aygıtlardan mekiklerin sağlam olmasını sağlayan özel alaşımları kadar birçok inovatif öncülüğün lideri NASA’ydı.

Amerika’nın bu tercihi, diğer ülkelerin iştahını kabartacaktır. Yakın zamanda Çin ve Rusya tarafından uzay araştırma programları kapsamında çok önemli adımlar atılabilir. Çin’in büyüme potansiyelini uzay araştırmalarında da sürdürme isteği ve yeni rekabet alanlarında var olmak istemesi nedeniyle bu yeni pazara giriş yapması ve artı değer üretmesi yakın gelecekte beklenen bir durum haline geldi. NASA’nın 2020’li yılları Mars’a insanlı uçuş için tarih olarak göstermesi, diğer ülkelerin yeni hedefler koymasına ve çıtayı yükseltmelerine yol açacaktır. Tüm bu tahminleri bir kenara bırakıp kendi ülkemizin uzay programına baktığımızda ise büyük bir soru işareti ile karşılaşıyoruz. Bizim kurumsal bir uzay araştırmaları merkezimiz bulunmuyor. Tübitak’a bağlı bazı birimler görevlerini önceden belirlenmiş çerçeveler kapsamında gerçekleştirmeye çalışıyorlar ancak yeterli değil. Ülkemizin bu denli önemli bir oyuncu haline geldiği küresel ekonomi içerisinde bu sahada yer almayışı belki de şu anda sahip olduğumuz en önemli ulusal problemlerin başında geliyor. Elbette bütçeden çok önemli bir kaynak tahsisine yol açacak olan böyle bir proje için ciddi bir finansal destek gerekiyor. Bu aşamada işadamlarımıza önemli bir görev daha düşüyor. Eğer ölçek ekonomisinde yer almak istiyorlarsa yeni pazar oyuklarına girip oraya yerleşmeli ve küresel anlamda sürdürülebilir rekabet avantajı elde etmelidirler. Böylece rakiplerinin olmadığı veya çok az olduğu bir pazarda yüksek kar marjı ile katma değer üretebilir ve ülkeye olan katkılarını maksimize edebilirler. İş adamlarının desteği olmadan böyle bir faaliyet alanına girmek ülke ekonomisini yorabilir. Hatta geri dönüşü olmayan ciddi yapısal sorunların ortaya çıkmasına da sebep olabilir.

Türkiye’nin tıpkı NASA gibi çalışan, uzaya mekik gönderebilen, bilimsel araştırmalarda öncü olabilecek bir uzay araştırmaları kurumuna ihtiyacı vardır. Bu net bir şekilde ulusal ihtiyaçtır, en kısa zamanda projenin hayata geçirilmesi gerekmektedir. Bunun sağlanması için eğitime yatırım yaparak başlanmalı, ülkedeki tüm Ar-Ge faaliyetleri en yüksek düzeyde desteklenmelidir. Üniversitelerde uzay araştırmalarının tüm alt konularını kapsayacak yeni bölümler açılmalı ve bilim insanları yetiştirilmelidir. Yine de mevcut ekonomik yapı güçlendirilmeden, tüm dünyada endişe duyulan global resesyon (işsizliğe yol açan uzun süreli ekonomik durgunluk) dönemi atlatılmadan büyük bir maceraya girişmek çok riskli olabilir. Aksi takdirde devletten kadro almaya çalışan ve kıt kanaat geçinen astronotlarımızın verdikleri hayat mücadelesi başka bir bilimsel araştırma konusu olacaktır.

Yrd. Doç. Dr. Erkut Altındağ

İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi

Beykent Üniversitesi

Etiketler: » » »
Share
776 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • Dominant Ekonomiler

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    Ulusal olarak kullandığımız para biriminin Avrupa'da dörtte biri kadar değerinin olması, sadece ülkemizin değil, dominant ekonomilere sahip ülkelerin dışında kalan tüm dünya ülkeleri için geçerli olan bir durum. Benzer şekilde birçok ülkenin para birimi diğer ülkelerde on kata kadar değersizleşebiliyor. Bu durumu tersten baktığımızda ise bazı ülkelerin para birimlerinin başka ülkelerde çok yüksek bir alım gücü sağlayabildiğini görüyoruz. Özellikle gayrimenkuller konusunda Türkiye ve benzeri ülkeler tam anlamıyla bir cazibe merkezi. Çapraz kurla...
  • İnternetten Kartla Ödemeler Rekora Koşuyor

    01 Eylül 2017 Köşe Yazıları

    İnternetin ve banka - kredi kartlarının hayatımıza girmediği dönemlerde taksitle bir ürün satın almak bir hayli sıkıntılı olurdu. Her şeyden önce en az 2 kişinin size ödemeniz ile ilgili kefil olmasını istemek zorunda kalırdınız. Genelde kefiliniz olmadan da kimse size taksitle mal satmazdı. Diyelim kefili buldunuz bu sefer de size senetler imzalatılır, üzerine yapıştırılacak damga pulları aranır ve senetler bankaya verilirdi. Bir senedi ödemezseniz hemen kefilinize icra gelirdi. Peşin parası olmayanlar için çok zor ve sıkıntılı dönemlerdi Ar...
  • İklim Değişikliği, Gökdelenler ve Akıllı Şehirler

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    İstanbul'da son iki yılda kayıtlara geçen üç önemli ani hava değişimi ve fırtına kayıt edildi. Her üçünde de ortak özellik olarak kuvvetli rüzgar ve yağış, yoğun şimşekler, kısa süreli dolu yağışı, gökyüzünün aniden kararması ve oluşan korkutucu atmosfer olarak karşımıza çıktı. Eğer dışarıda iseniz ve bu dehşet doğa olayının tam içerisinde kalmışsanız en iyi şekilde korunmak zorundasınız. Rüzgarın kuvvetinden dolayı havada uçuşan nesneler nedeniyle yara alabileceğiniz gibi, kuvvetli bir şekilde yere düşen dolu taneleri de vücudunuza ciddi zarar...
  • Facebook Babanızın Tapulu Yeri mi?

    01 Ağustos 2017 Köşe Yazıları

    Gerçekten Facebook hesabınızın kendi üzerinize tapulu bir yer olduğunu mu düşünüyorsunuz? Eğer böyle bir düşünceniz varsa bu yazının devamında anlatacaklarım sizi ilgilendiriyor olacak. Çünkü Facebook’ta ne her istediğinizi yapabilir, ne her istediğinizi söyleyebilir ne de her istediğiniz fotoğrafı paylaşabilirsiniz. Çünkü bütün bu yapacaklarınızın Facebook tarafından belirlenmiş çok sıkı kuralları vardır. Bu kurallardan bir tanesini ihlal ederseniz “babanızın tapulu yeri” olup olmadığını görürsünüz. O yüzden Facebook’u üstünüze tapulu ve her ş...